- Kategori
- ÖSYS
Gençlere kıymayın efendiler!

"Kıyım" denildiğinde aklımıza ilk önce savaş ve savaşta öldürülen siviller gelir. Bu yazıda savaşta öldürülen sivillerden (çocuklar, gençler, yaşlılar vb) söz etmeyeceğim.
Bu hafta başı arkadaşımın başından geçen ülkemizde son zamanlarda çok sık yaşanmaya başlanan başka bir kıyımdan söz etmek istiyorum.
Arkadaşımın kızı bu yıl ÖSS sınavına girdi. Geçen hafta ÖSS sonuçları açıklandı. Açıklanan sonuçlara göre arkadaşımın kızı da bir okula girmeye hak kazanmış şanslı öğrencilerdendi. Başta annesi ve ailesi olmak üzere hepimiz çok sevindik ve mutlu olduk. Çünkü bu zamanda milyonlarca öğrencinin yarıştırıldığı bir ortamda böyle bir şansın kolay, kolay elde edilemeyeceğini hepimiz çok iyi bilmekteyiz.
Ancak anne-kızın sevinçleri çok uzun sürmedi, süremedi. Şöyle ki; kızımız okula girmeye hak kazanmıştı. Ama dört yıllık bir okula değil de iki yıllık bir okula girmeye hak kazanmıştı. Onların sevinçlerini kursaklarında bırakan olay ise bu hafta başında yaşandı.
Pazartesi günü, büyük bir sevinç ve çoşkuyla dershanenin yolunu tuttular. Hem rehber öğretmene akıl danışmak, hem de kitapçık almak için. Anne-kız dershaneden döndüklerinde ikisinin de dünya başlarına yıkılmış gibiydi.
“Ne oldu?” diye arkadaşıma sordum. Arkadaşım başlarına geleni ağlamaklı bir şekilde bana anlatmaya başladı. Büyük bir çoşkuyla gittikleri, dershanedeki rehber öğretmen sonuçları inceledikten sonra arkadaşıma ve kızına doğru dönerek şunları söylemiş;
“Aman, iki yıllık bir okulda okuyup da ne yapacaksın? Ha, iki yıl daha fazla lise okumuşsun, ha iki yıllık bir okula girmeye hak kazanmışsın. Ne farkı var ki? Ne faydası olacak ki sana?”
Daha sonra da arkadaşıma dönerek konuşmasına şöyle devam etmiş: “Siz en iyisi bu yıl da bir 4 Milyar YTL ödeyin. Kızınızı dershanemize gönderin, gelecek yıl üniversiteyi kazansın”
Bu konuşmadan sonra arkadaşımın ve kızının doğal olarak morali bozulmuş. İşin en acı kısmı arkadaşımın kızı hak kazanmasına rağmen bu yıl iki yıllık bir okula kayıt yaptırmaktan vazgeçti. Gelecek yıl tekrar üniversite sınavına girecek. Oysa, arkadaşım kocasını birkaç yıl önce kaybetti. İki çocuğu var. Ve eşinden bağlanan emeklilik maaşı ile yaşamlarını sürdürmeye çalışıyor. Diğer çocuğu ise birkaç yıl sonra ÖSS sınavına girecek yaşta olacak. Arkadaşım ise her iki çocuğunun da okumasını ve meslek sahibi olmasını istiyor.
Bu bir kıyımdır bana göre. Ha evladınızı çatışma sırasında kaybetmişsiniz, ha başkalarının aç gözlülüğünden dolayı evladınızın geleceğiyle oynanmış. İkisi arasında ilk başta çok büyük fark var gibi görünse de kıyım, kıyım’dır. Vicdanlarını çoktan kaybetmiş, bütün dünyasını para üzerine kurmuş, dershanelere bir çeşit ticarethane gözüyle bakan kişilere birkaç çift sözüm olacak. Para için çocuklarımızın, gençlerimizin geleceğiyle oynamayın. (özellikle eğitim vb. önemli alanlarda)
Gençlere Kıymayın Efendiler! Unutmayın ki onlar bizim geleceğimiz ve bu vatan onlara bırakılacak. (Not: Bu sadece gözünü para hırsı bürümüş, bu uğurda mesleğini bile geri plana atmış kişiler için geçerlidir)
(Fotoğraf:www.ntvmsnbc.com)