- Kategori
- Öykü
Gerçek bir hikâye: Sokaktaki Amca

İşyerimin olduğu sokak; Beyoğlu’nda bir çıkmaz sokaktır. Yirmi yılı aşkın bir süredir oradayım ve herkes beni tanır, ben de onları tanıtım. Ne güzeldir, işyerine yürürken birçok kişiyle selamlaşmak… (Burada işyerim olarak; eski firmam Bojidar Elektronik Sanayi’ni kast ediyorum.)
“Merhaba Abi”…
“Abla nasılsın?”..
“Ooo selam dostum”…
“Hayırlı işler”…
Bu sokakta bir amca var. Aslında ona “Abi” demeyi yeğlerim ve hep öyle derim. Buraya taşındığımdan beri de daima selamlaşırız.
Ama birkaç söz, ama bir baş selamı. Gördük mü mutlaka selamlaşırız. Hiçbir zaman. “Off şimdi de” demedik birbirimize. Hep selamlaştık, birkaç söz söyledik.
Bu amcaya yedi sekiz ay evvel inme geldi. Uzun bir süre onu sokakta, ya da yüz metre ilerideki kahvehanenin önünde, bir sandalyede elinde çay bardağı ile göremez oldum.
Sordum! Yakında iyileşir, sokağa çıkmaya başlar dediler. Öyle de oldu… Sevindim…
Elinde bir baston, yine kahvehanenin önündeki sandalyede oturmaya başladı…
“Abi nasılsın?”... “İyiyim, iyiyim, bak yine sokaktayım”…
“Seni çok iyi gördüm. Vallahi özlettin be abi”…
Ne güzel değil mi? Yaş kaç olursa olsun, yaşam sevinci bir başkadır.
Bu insanın yüzü hep bu yaşam sevinci ile dolu oldu.
Durumunu hiç dert etmedi ve dert etmediğini de belli etti…
ELİNDEKİYLE MUTLU OLMAK…
Derken yürüme zorluğu ve maalesef de konuşma zorluğu çekmeye başladı.
Hikâye böyle devam ediyordu...
Dün akşamüstü acele ile işten çıktım.
Baktım sokağın başında evine girmek üzere…
“Abi nasılsın?”... "İyiyim" diyen bir baş selamı!
“Seni iyi gördüm, bomba gibisin” dedim.
“Ben” dedi. Belli ki bir şeyler söyleyecek.
Yaklaştım, ama sadece “Ben” diyor ve gerisi çıkmıyor. Ses telleri o anda bir ses çıkaramasa da ben onun güzel bir şey söyleyebileceğini biliyorum.
Ve orada bekledim…
Acelem yok oldu o anda!
Ne olacak sanki yetişeceğim yer daha mı önemli?
“Ben” diyebiliyor ama sonra zorlanıyor.
Başka bir şey çıkmıyor, çıkamıyor ağzında.
"Abi dur acele etme… İşim de yok! Seni bekliyorum… Kendini sıkma abi, yavaş yavaş”… Ama bir türlü olmadı dostlar.
Sadece “Ben” ve gerisi çıkmadı. Başıyla sanki “Sen beni bilirsin, ben konuşabilirim.” dercesine bir işaret yaptı. Bekledim, bekledim.
Sırtını sıvazladım, bir daha, bir daha.
Ama olmadı. Sadece “Ben” çıktı ağzından ve bir tek damla da gözyaşı.
Orada saatlerce bekleyebilirdim…
Ama sağ omzumdan beni tuttu ve silkeledi…
Bana adeta gücünü gösterdi ve beni iterek git dedi…
Sanki “İşine bak!” dedi. Fakat vücut dili ile de yüzünde yoğun bir minnet ifadesi algıladım…
Çok kötü oldum … Gerçekten çok kötü oldum…
Bu sesini çıkaramayan amcadan başka niceleri vardır Dünya’da diye düşündüm…
Sesini çıkarabilip de dinletemeyen niceleri de var!
Ya da dinleyeni olmayanlar…
Susmak, hatta evde çokça insan varken dahi susmak!
Hele bu en kötüsü olmalı. Evde insanlar varken susmak!
Sadece susmak ve beklemek zor olmalı…
İki güzel söz. Bir hatır sorma…
İnsanlarla konuşmak ve paylaşmak bu nedenle çok güzel…
PAYLAŞALIM, KONUŞALIM ve en önemlisi DİNLEYELİM…
Buna ihtiyacı olanlar var.
Sevgiyle kalın…
Bojidar Çipof
20 Mart 2009 Yeşilköy