- Kategori
- Anne-Babalar
Gerçek
Geçen gün çocukluk arkadaşıma rastladım, eski anılarımızdan bahsederken, öz annesinin kendisine söyledği sözleri hatırladı ve : “Sen de şahit olmuştun, unutmamışsındır.Ben unutamadım, ruhumda derin yaralar açtı.” dedi. Evet o olayı anımsadım, ben de çok duygulanmıştım.Sekiz Yaşında idim, arkadaşımın babası annesini terk edip, bir başka hanımla evlenmiş, kızını da beraberinde götürmüş. Mahallemize geldikleri zaman, bana arkadaş geldi diye çok sevinmiştim. Birlikte oynuyor, ders çalışıyor, eyleniyorduk.Üvey annesi çok iyi bir insandı, ona gayet iyi bakıyordu, öz annesinden farksızdı. Biz önce öz annesi olduğunu zannetik, sonra kendisi bize gerçeği anlattı. Bir gün yine evlerine gittim, oynarken üvey annesi arkadaşıma: “Bak canım hazırlan size bir süprizim var, bir yere götüreceğim sizi.” Deyince biz heyecanlandık ve israrla :” Nereye, götüreceksiniz bizi ne olur söyleyin.” Diye israr ettiysek de o söylemedi.
Bizi alıp faytona bindirdi, epeyce gittikten sonra bir evin önünde indik. Kocaman kapısı olan bir bahçeden içeriye girdik, 2 katlı bir ev, kapıyı çalınca genç bir bayan açtı. Arkadaşımın üvey annesi : “Berna Hanım evde mi? Ziyaret etmek istiyoruz, “ diye sordu, kapıyı açan hanım bizi içeriye buyur etti ve kocaman bir salona aldı. Yerde nakış, nakış i,şlenmiş kilimler, yan tarafta bir sedir, sedire halı serilmiş üzerinde eski uzun halı yastıklar dizilmişti. Sedirde genç ve güzel bir hanım, elinde kuran okuyordu. Bizi görünce kuranı kapatıp yerine koydu ve rengi sapsarı oldu. Üvey anne : “Bak sana kimi getirdim, kızın, bak ne kadar büyüdü, buradan gittiğinde henüz iki yaşındaydı, kocaman kız oldu.” Diyerek arkadaşımı, öz annesine yaklaştırdı. Birden bayan çok hiddetlendi, kendi öz kızını eliyle itti ve : “Seni tanıdım, yuva yıkan kadın ne yüzle benim evime geldin, babasından ne fayda gördüm ki evladından ne fayda göreyim, al bunu defolun gidin evimden.” Diyerek itiş kakış kızını ve kadını ve beni evden dışarıya attı. Arkadaşım ağlıyordu, ben de çok fena olmuştum, onunla birlikte ağlıyordum.” Arkadaşım üvey annesine kızıyordu : “Ne diye beni o eve götürdün benim annem sensin diye feryat etti. Bu olay arkadaşımın ruhunda tamir edilmez derin yaralar açmıştı, yıllarca babasından ve hem öz, hemde üvey annesinden nefret etmişti. Çok hatalı bir davranıştı, yıllarca üvey anneyi öz anne bilmiş onu sevmiş, sonradan aniden asıl öz annesinin başkası olduğu kendisine söylenip onunla karşılaştırılmış. Öz anne onu “evladım” diye bağrına basması gerekirken, hırpalayarak reddetmiş ve evinden kovmuştu. Bu çocuğun ruh sağlığı nasıl olabilir sizce? Bu gibi hassas konularda, çok dikkatli, düşünerek hareket etmek, önceden çocuğu hazırlamak gerekir. Anne ve babalar ayrılsalar bile, arkadaş olmalı, anne ve babalıktan istifa etmemeli. Hangi koşullarda o çocuk alıp öz annesinden kopartılmış, sekiz yaşına kadar, öz annesi kendisinden saklanmış ve aniden öz annesi ile karşılaştırılmış, ço ama çok hatalı bir tutum. Zira yıllarca arkadaşım : “ben yetimim benim annem de babam da yok” diye ağlamıştı. Nyseki evledindiği doktor eşi onun yaralarına merhem oldu, ruhundaki o derin yarayı iyileştirmesini bildi.
NAHİDE ÇELEBİ
alıntı