Gezdik gördük.... / Yurtiçi Tatil / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Ağustos '07

 
Kategori
Yurtiçi Tatil
 

Gezdik gördük....

Gezdik gördük....
 

Biz her sene değişik zamanlarda Gelibolu'ya gideriz. Genellikle okulların yarıyıl tatili 25 Nisan Anzakların Şafak ayinine denk gelir. Çocuklara hem tatil hemde bir nevi kültür gezisi olur. Bu sene gezimiz yaz tatilinde sabah beşte İstanbul'dan yola çıkıyoruz. Koru dağlarında her zamanki yerimizde kahvaltı molası veriyoruz.

Erken saatlerde otele yerleşip yorgunluk atmak için Hamzakoy'da denize giriyoruz. Akşam İlhan restaurantta ayrılan yerimizde balıklarımızı yiyoruz. Eşim sayesinde Gelibolu yarımadasını karış karış biliyoruz. Ertesi gün Ocaklı köyüne tesadüfen giriyoruz yolları oldukça kötü ben ve kızlar eşimin başının etini yiyoruz. Eşim "sabırsızlanmayın az kaldı "diyerek bizi oyalıyor. Deniz gözüktü denize girmek için herkes sabırsızlanıyor sonunda akvaryum kadar güzel bir deniz Saroz körfezi bir başka...

Akşamüstü otele dönüyoruz biraz dinlenip akşam yemeği için İlhan'ın yerine gidiyoruz. Burada balık keyfi bir başka birde dost gülen yüzlerle keyfimize diyecek yok. Biz balık yerken Berfin'de denizdeki balıkları besliyor. Burada yarının planları yapılıyor. Gökçeada'ya gitme kararı alınıyor. Sabah 9:00da Kabatepe'den gemiye biniyoruz koyu mavi denizde 1, 5 saat yolculuktan sonra adaya geliyoruz. Adını çorak toprakların bereket tanrısı Imbrasos'tan alan ada Olympos'ta oturmaktan hoşlanmayan Deniz Tanrısı Poseidon'un karısı Amphitrite ve kanatlı atlarıyla birlikte yaşadığı sarayının bulunduğu yer. Homeros'un destanlarında dalgalı İmroz olarak söz ettiği topraklarda olmak beni heyecanlandırıyor. Adaya iner inmez kalacak yer aramaya başlıyoruz. Malum mevsim yaz, adada kalacak yer kısıtlı olunca fırsatçılar bir kat daha artmış. Bir gece kalacağımızı duyunca bize hiç yüz vermediler, bizde gezip dolaşıp son gemiyle dönmeye karar veriyoruz. Hal böyle olunca gezecek çok yer var diye düşünüyoruz ve Kaleköy'den başlıyoruz. Burası tarihte liman şehriymiş kaleye çıkıp manzarasına bakıyoruz. Güneş batışının burada çok güzel olduğunu öğreniyoruz. Aşağı inip Yıldız koyuna gidiyoruz. Uğurlu'da denize giriyoruz oradan Dereköy, Tepeköy geziyoruz. Akşam Tepeköy'de Meryem Ana bayramı olduğunu öğreniyoruz. Burada yaşayan az sayıda Rum vatandaşımız Yunanistan'dan gelen yakınlarıyla geleneklerini sürdürüyor. Barba Yorginin yerinde eğleniyorlar. Buarada haber bıraktığımız bir yerden telefon geliyor.Bademli Köyde kalacak yer buluyoruz. Ertesi gün Aydıncığa doğru yola çıkıyoruz buranın rüzgar sörfü için ideal olduğunu öğreniyoruz. Aydıncık yakınlarındaki Tuz gölünde çamur banyosu meşhurmuş tabi bizde nasibimizi alıyoruz. Adayı denizi, tarihi güzellikleriyle bırakıp dönüşe geçiyoruz.

 
Toplam blog
: 20
: 706
Kayıt tarihi
: 23.05.07
 
 

İstanbul'da bir eylül sabahı doğmuşum. Evin küçük kızı olarak büyüdüm. Küçük yaşta hem eş, hem Yağ..