03 Ağustos '08
- Kategori
- Aşk - Evlilik
Gidebilenler için
“BIRAKIP GİDEBİLENLER" İÇİN…
Bir gece bir bardan içeri girdim ve bütün hayatım değişti…
Gözlerime çarpan okyanus rengi bir çift gözle gece de aydınlandı, içimdeki karanlıklar da…
Ertesi sabah uyandığımda başka biriydim.
Daha mutlu.
Daha heyecanlı.
Daha şanslı…
Şans diyorum, çünkü, ONUNLA tanışmak gerçekten de hayatım boyunca yüzüme gülen ilk ve son şanstı ki; şimdi bunu çok daha iyi anlıyorum.
Ondan sonra hayatımda her şeye yeni bir anlam verdim ben.
Ona duyduğum ve gün geçtikçe içime sığmayarak büyüyen aşkla, her cisim, her duygu, her görüntü başka bir anlam ifade etmeye başladı benim için onu tanıdıktan sonra…
Onun sevgisiyle çoğaldım ben.
Büyüdüm.
Ve deniz, gökyüzü, yollar, ağaçlar, insanlar…
Her şey büyüdü benimle.
Bu canına yandığım İstanbul bile, hayallerimin, küçük kızlığımın ışıklı kenti İstanbul bile daha az korkutucu görünmeye başladı bana O’nu tanıyınca…
Çünkü O vardı artık.
Yanımda, sağımda, solumda, önümde, arkamda;
En önemlisi de içimde.
Her şeyimde O vardı.
Attığım adımda, içtiğim suda, uyuduğum uykuda…
Gözümün bakışında, elimin tutuşunda, boğazımdan geçen her lokmada, dudaklarımdan dökülen sözlerde…
Her şeyde O vardı.
Ve O varsa nasılsa her şey olurdu artık.
Hayallerimin erişilmezliği yok oldu onunla.
İnsanları daha insancıl, İstanbul daha yaşanası oldu benim için.
Ben hep bildim ki,
Başıma ne gelirse gelsin, bir tek O’nun varlığı, bir tek O’nun gülüşü, bir tek O’nun sözleri unuttururdu her şeyi.
Bana bir sarılınca o,
O’na bir sarılınca ben,
Sanırdım ki, dünyada şikayet edilecek hiçbir şey kalmadı düzenden yana.
Söylenen, yaşanan, biten, giden ne varsa uzaktı benden onun kollarında.
Sabah uyandığımda sol yanım doluydu ya,
Gece yattığımda koynumdaydı ya,
Zaman onunla zaman, hayat onunla hayattı ya,
Gerisi boştu bana…
Ben onunla, bu koca kentin altını üstüne getirdikçe, hayatı daha çok sevdim.
Kalabalıkları, gürültüyü, kavgaları bile sevdim ben onunla.
Ettiğimiz sabah kahvaltıları, bindiğimiz otobüsler, gittiğimiz yerler, yaptığımız her şey,
O yanımda diye, benimle diye, keyif kattı yaşantıma.
Ve ben burada kendi hayatımı kurarken,
Onunla da bir hayat kurdum aslında…
Üzdüm, çok sinirlendirdim yeri geldi,
Gün oldu haksızlık ettim,
Kalbini kırdım,
Uykularını kaçırdım,
Başını ağrıttım ama O da sevdi beni ki,
Dönüp arkasını gitmedi asla…
Kızdı, sustu, konuşmadı ama
Ne zaman uzatsam elimi,
Ne zaman arasam,
Ne zaman çağırsam çıkıp geldi tüm olgunluğuyla
Ve unuttu, unutturdu her şeyi bana.
Unutup unutturdukça utandırdı beni…
Utandırdıkça da daha çok gururlandırdı.
Ben doğru adamı sevmişim dedim hep,
Her kavgadan, her ayrılıktan,
Her kızgınlık ardından yaşadığımız sevişmelerden sonra.
Ne kadar şanslıyım dedim,
Günler gecelerce dua ettim hep,
O hiç bilmese ve görmese de…
Ve sevgimle, sevdiğim adamla, hatta kendimle bile gurur duymak
En çok bu yüzden büyük keyif verdi bana.
Ve şimdi…
Büyük şansım, hayatımın anlamı, gerçekten ve tüm kalbimle sevdiğim,
Hayatımı adayıp, son nefesime kadar seveceğim,
Her zaman güvenip gururlanacağım bir tanecik sevgilim;
Gidecek olan sensin,
Kalacak olan benim.
Hayatın her zaman gitmeler üzerine kurulduğunu bilirdim de,
Kalan olmanın bu kadar zedeleyeceğini bilmezdim.
Önünde yüreğin gibi aydınlık bir yol,
Tertemiz bir gelecek var biliyorum.
Çok isterdim kal demeyi,
Çok isterdim yanımda ol gitme demeyi,
Çok isterdim yarım kalan pek çok şeyi birlikte bitirmeyi
Ama diyemem…
Önünde duramam,
Yolunu kesemem,
Her şeyin en doğrusunu sen bilirsin.
Ama sen benim sevgimi de bilirsin.
Şu anda içimde kopan fırtınayı,
Yerinden sökülmüş gibi ağrıyan kalbimi,
Titreyen ellerimi,
Akan gözyaşlarımın nedenini,
Sen benim her şeyimi bilirsin.
Kızma bana;
Ağlayan gözlerime,
Çaresizliğime,
Çırpınışlarıma,
Densiz sözlerime kızma ne olursun;
Nihayetinde işte gidiyorsun…
Sen gidiyorsun
Ve ben kalıyorum.
Kalmanın acısını sen bilmiyorsun
Ama ben biliyorum.
Bu kentin üzerine elbet yine güneş doğar,
Geceler olur yine,
Elbet hayat akar gider bana sana bakmaksızın,
Ama İstanbul beni anlamaz ki…
İnsanlar beni anlamaz ki…
Beni bir tek sen anlarsın.
Ne olur kızma bana
Kızma ve anla…
Anla ki,
Bu yürek,
Bu can,
Bu kadın,
Seni bu yeryüzünün ölçütleriyle açıklanamayacak kadar çok sevdi.
Seni hayatı bildi, yüreği bildi, canı bildi, erkeği bildi.
Seni çok hoş tutamadı,
Besleyip doyuramadı,
Pamuklara saramadı
Ama inan ki, sana sahip olduğu tek şeyi, gururunu verdi.
Ve ne gocundu bundan,
Ne hayıflandı,
Ne de pişman oldu.
Her zaman yalansız,
İçten,
Ve sonuna kadar sevdi seni.
Bir gün dönüp gelirsen tekrar,
Bu kalbi,
Bu sevgiyi
Ve bu kadını yerinde bulamamaktan korkma!
Bil ki, kitaplar, şiirler, yazarlar, şairler ne yazarsa yazsın,
Büyükler ne söylerse söylesin,
Hayat ne kadar inkar ederse etsin,
Şu ölümlü dünyada, İNSAN GERÇEKTEN BİR KERE SEVER!
Ben de seni böyle sevdim işte…