- Kategori
- Beslenme / Diyet
Glisemik Endeks'li Hayat

<ımg id="BLOGGER_PHOTO_ID_5280298942024159426" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/SUdj6Vs4kMI/AAAAAAAAAVs/fZ7ZP_pbKec/s320/Foto%C4%9Fraf-0351.jpg" border="0">ımg>
Şu yukarıda dünyalar tatlısı bebişimizle beraber gördüğünüz "Tatlı Patates" suratlı biricik kocam, geçtiğimiz cumartesi aşağı yukarı 10 sene içinde kalp krizi geçirme riskinin çok yüksek olduğunu öğrendi. Hem de küt diye, hiç öyle laf dolanmadan, vallaha.
Şimdi böyle "ti"ye alıyorum diye sakın zannetmeyin konuyu ciddiye almıyorum, aksine haddinden fazla alıyorum, hem de uzun zamandır ama biliyorsunuz esas dikkate alması gerek kişi kriz geçirme riski olan. Sanki 3 gündür ona da dank etmiş gibi ama belli olmaz 1-2 hafta tırsıp yine eski güzel bol kolestrol ve alkollü günlerine dönebilir, göreceğiz.
Konunun özü ise kısa tarafından şöyle: Kocişimin tığ gibi ince olduğu günlerden beri başına musallat olan bir yüksek trigliserit derdi mevcut. Ne doçentler ne profesörler derdine bir çağre bulamamıştı, ta ki galiba benim kalbim sıkışıyor diye - ki o zaman bu psikolojikti - bir kardiyologa gidene ve dr'unun kan değerlerini, haşmetli göbeğini, çok yüksek tokluk kan şekeri değerini ve oynak tansiyonunu gördükten sonra "Sizin sorununuz Metabolik Sendrom, çağımızın hastalığı" şeklinde teşhis koyana kadar.
Ya evet Metabolik Sendrom, temelde insülin direnci. Vücuda giren glisemik endeksi (Gıdaların kan şekerini yükseltme hızı) yüksek gıdalar fazla insülin salgılanmasına sebep oluyor. Vücut bunu gerektiği gibi tolere edemediğinde bu insülin yağa dönüşüyor ve öncelikle yağlanmaya sonrasında da tıkanmaya sebep oluyorlar.
Belki duymuşsunuzdur. Atkins, Monteignac vs gibi Gİ Diyeti mevcut. Olay şöyle işliyor: Karbonhidrat içeren bir besin alınmasını takiben, kan şekerinde bir artış söz konusu oluyor. Bu yükselmeye paralel olarak pankreas tarafından insülin hormonu salgılanıyor. Özellikle vücutlarında insülin direnci söz konusu olan, diyabetli ve metabolik sendromu olan kociş gibilerde hızla ve hemen kana karışan saflaştırılmış ve rafine şeker içeren besinlerin tüketimine bağlı olarak kan şekerinde önce bir artış, ardından insülin hormonunun salınımı ile azalma söz konusu oluyor. Kan şekerinin çabuk yükselmesi, çabuk da düşmesine yol açıyor. Dolayısıyla böyle bir besin tüketen kişi - ki bu durumda kociş, kısa bir süre sonra tekrar şeker veya şeker içeren bir besin tüketme ihtiyacı duyuyor. İnsülin hormonu aynı zamanda yağın vücutta depolanmasında da görev alıyor. Bu nedenle böylesi bir kısır döngüye giren bireylerde kilo alımı söz konusu olmaktadır.
İlgilenenler için bazı besinlerin glisemik endeksi şöyle: Buğday ekmeği 100 Kepek ekmeği 89 Pirinç 79 Bulgur 65 Patates salatası 80 Patates püresi 100 Fırınlanmış patates 128 Kuru fasulye 66 Nohut 49 Kırmızı mercimek 37 Barbunya fasulye 45 Soya fasulyesi 20 Havuç 92 Elma 53 Muz 84 Karpuz 72 Portakal 59 Portakal suyu 67 Bal 126 Süt 46 Yoğurt 52
Bu tarzdaki krizlerin sevgili kocamdaki yansıması şöyle olur, bir süre herşeyi bıçak gibi kesip abartarak kuralları uygular sonra zaman içinde gevşer ve olaydan tamamen uzaklaşır. Halbuki bu durumda yapılması gereken mümkün olduğunca bu beslenme tarzını optimumda uygulayıp bir yaşam şekli haline getirmekmiş. Sevilen şeyleri tamamen hayattan çıkartmak yerine optimumu yakalamak yani. (Ballı şerbetli tatlılar yerine sütlü tatlıları tercih etmek gibi)
Şu anda hem şeker hem yağ hem de kolestrol ilacı kullanıyor kociş. İki lafından biri de "Ya karıcım, nasıl olsa 10 sene ömrüm kalmış şunu (Kiev'e ofis açmak, iş için tüm latin amerika trafiğini geliştirmek, vs.) yapsam nooolu? Kızmassın di mi?"
www.divitimle.blogspot.com
Şu yukarıda dünyalar tatlısı bebişimizle beraber gördüğünüz "Tatlı Patates" suratlı biricik kocam, geçtiğimiz cumartesi aşağı yukarı 10 sene içinde kalp krizi geçirme riskinin çok yüksek olduğunu öğrendi. Hem de küt diye, hiç öyle laf dolanmadan, vallaha.
Şimdi böyle "ti"ye alıyorum diye sakın zannetmeyin konuyu ciddiye almıyorum, aksine haddinden fazla alıyorum, hem de uzun zamandır ama biliyorsunuz esas dikkate alması gerek kişi kriz geçirme riski olan. Sanki 3 gündür ona da dank etmiş gibi ama belli olmaz 1-2 hafta tırsıp yine eski güzel bol kolestrol ve alkollü günlerine dönebilir, göreceğiz.
Konunun özü ise kısa tarafından şöyle: Kocişimin tığ gibi ince olduğu günlerden beri başına musallat olan bir yüksek trigliserit derdi mevcut. Ne doçentler ne profesörler derdine bir çağre bulamamıştı, ta ki galiba benim kalbim sıkışıyor diye - ki o zaman bu psikolojikti - bir kardiyologa gidene ve dr'unun kan değerlerini, haşmetli göbeğini, çok yüksek tokluk kan şekeri değerini ve oynak tansiyonunu gördükten sonra "Sizin sorununuz Metabolik Sendrom, çağımızın hastalığı" şeklinde teşhis koyana kadar.
Ya evet Metabolik Sendrom, temelde insülin direnci. Vücuda giren glisemik endeksi (Gıdaların kan şekerini yükseltme hızı) yüksek gıdalar fazla insülin salgılanmasına sebep oluyor. Vücut bunu gerektiği gibi tolere edemediğinde bu insülin yağa dönüşüyor ve öncelikle yağlanmaya sonrasında da tıkanmaya sebep oluyorlar.
Belki duymuşsunuzdur. Atkins, Monteignac vs gibi Gİ Diyeti mevcut. Olay şöyle işliyor: Karbonhidrat içeren bir besin alınmasını takiben, kan şekerinde bir artış söz konusu oluyor. Bu yükselmeye paralel olarak pankreas tarafından insülin hormonu salgılanıyor. Özellikle vücutlarında insülin direnci söz konusu olan, diyabetli ve metabolik sendromu olan kociş gibilerde hızla ve hemen kana karışan saflaştırılmış ve rafine şeker içeren besinlerin tüketimine bağlı olarak kan şekerinde önce bir artış, ardından insülin hormonunun salınımı ile azalma söz konusu oluyor. Kan şekerinin çabuk yükselmesi, çabuk da düşmesine yol açıyor. Dolayısıyla böyle bir besin tüketen kişi - ki bu durumda kociş, kısa bir süre sonra tekrar şeker veya şeker içeren bir besin tüketme ihtiyacı duyuyor. İnsülin hormonu aynı zamanda yağın vücutta depolanmasında da görev alıyor. Bu nedenle böylesi bir kısır döngüye giren bireylerde kilo alımı söz konusu olmaktadır.
İlgilenenler için bazı besinlerin glisemik endeksi şöyle: Buğday ekmeği 100 Kepek ekmeği 89 Pirinç 79 Bulgur 65 Patates salatası 80 Patates püresi 100 Fırınlanmış patates 128 Kuru fasulye 66 Nohut 49 Kırmızı mercimek 37 Barbunya fasulye 45 Soya fasulyesi 20 Havuç 92 Elma 53 Muz 84 Karpuz 72 Portakal 59 Portakal suyu 67 Bal 126 Süt 46 Yoğurt 52
Bu tarzdaki krizlerin sevgili kocamdaki yansıması şöyle olur, bir süre herşeyi bıçak gibi kesip abartarak kuralları uygular sonra zaman içinde gevşer ve olaydan tamamen uzaklaşır. Halbuki bu durumda yapılması gereken mümkün olduğunca bu beslenme tarzını optimumda uygulayıp bir yaşam şekli haline getirmekmiş. Sevilen şeyleri tamamen hayattan çıkartmak yerine optimumu yakalamak yani. (Ballı şerbetli tatlılar yerine sütlü tatlıları tercih etmek gibi)
Şu anda hem şeker hem yağ hem de kolestrol ilacı kullanıyor kociş. İki lafından biri de "Ya karıcım, nasıl olsa 10 sene ömrüm kalmış şunu (Kiev'e ofis açmak, iş için tüm latin amerika trafiğini geliştirmek, vs.) yapsam nooolu? Kızmassın di mi?"
www.divitimle.blogspot.com