- Kategori
- Türk Mutfağı
Global Aşçılar

aktuel24
Aldırmaz, boşvermiş bir halimiz var.Türkiye gerçeklerine ve global Dünya kriterlerine ayak uyduramıyoruz. Türkiye ve Dünya ayrı bir galakside, Mengen ayrı bir güneşin yörüngesinde, başka bir yerde sanki..
Yüzyıllardır insanlar; diğer devletlerin ve/veya başkalarının yaptıklarına, biraz hayret biraz da gıpta ile bakmışlar.
Kendi devletlerinin ise; ticari, siyasi, eğitim ve rekabet zorlamaları karşısında liberal yapıları gereği kendilerinden ziyade başkalarıyla ilgilenir olmuşlar.
Haberleşme olanaklarının genişlemesi ile birlikte, yaşanan sorunlarda artık herkes haberdar oluyor ve başlar pür dikkat istikamet değiştiriyor.
Baktığımızda, sadece baktığımızda, yüzeysel görüyor ve yüzünden okuyabiliyoruz.
Sadece suyun üzerindeki kıpırtıya dikkat kesilip, damlayan bir yağmur tanesine dikkat kesiliyoruz.
Ya da suyun kenarından su içmeye çalışan kuşun gagası dikkatimizi çekiyor.
Başımızı çevirdiğimizde parçanın bütünü ile değil ama, görmek istediğimize, bir başka anlatımla sadece aklımızın erdiğine odaklanabiliyoruz.
Belki de ve sadece kurt - kuzu hikayesindeki “suyumu kirletme” nin peşindeyiz.
Ancak Mengen için söylemeyi çok hak ettiğimiz "Mengen Aşçılar Diyarı" sloganı Türkiye ve Dünya gerçeğinde farklı bir hal almaya yöneliyor galiba.
Geleneksel yemekler, damak tatları, yöresel alışkanlıklar Global yemek masalarında çoktan tarih oldu sayılır.
Aşçılığın beldesel normlardan çıkarak, dünya mutfaklarını da içine alan global bir tanımın içinde yer almakta olduğuna şahit olmaktayız.
Öyle görünüyor ki “Global Aşçılar” artık çok uzakta değil.
Bu manada yöresel aşçı değil, uluslararası aşçı kimliği öne çıkıyor, çıkarılıyor.
Dünya Gurme ordusu ve destekçileri uluslararası aşçılık gerçeğinde çoktan yerlerini aldılar bile.
Ülkelerin aşçılık dernekleri, konfedarasyonlar, siyasi ve ekonominin yönetim kadroları da bu oluşuma yüksek sesle destek sunmaktalar.
Tüm bu oluşum ve gelişmeler içinde, geçtiğimiz haftalarda Mengen gündemine bakarmısınız.
Günü kurtaran, öngörüsüz, siyasi “ bizi kaybedersiniz” demeçleri,
Yok “otelcilik, aşçılık, yok çok programlı okuldu gayemiz” rivayetleri,
Beldesel ve siyasi maksatlı “ben demiştim beni kimse dinlemedi” manevralarını kimse yemiyor artık.
Artık vatandaş aşçısını da tanıyor.
Yemeğin nereden geldiğini de.
Artık başlar istikamet değiştiriyor.
İletişim çağında sorunları artık radyodan duymuyor ve artık ne mutlu ki "görüyor".
Dünya artık neyin önünde olunması gerektiğini çok iyi biliyor.Ve rolllerini iyi oynuyorlar.
Aslında aşçılık kültürü ile harman olmuş Mengenli Ustalar, Şef Aşçılar da işin farkındalar.
Farklı olanlar ise çok avantajlı konumdalar.
Rollerinin gereği onların birçoğu artık "Star".
“Yemekte fazla tuz var” diye müşterisi tarafından şikayet edilen aşçı çırağına, yine yeniden, ustası tarafından nasihat çekilip mesleğin incelikleri fısıldanırken;
Büyük bir ihtimal İtalya’da ekonomi ve/veya beslenme yöneticileri artık spagettili İtalyan mutfağının, kendini tekrar etmek olduğunu farkederek, “şaraplı tas kebabını” menülerine ekleme peşindeler; Fransa mutfağına da hükmedebilmek için.
Çünkü Fransa’dan bir turist geldiğinde “biz Fransız mutfağını bilmiyoruz” “lazanya ile idare edin” cümlesinin ülkesini hem kültürel hem de ekonomik anlamda küçük düşüreceğini görebiliyorlar.
Mutfak yöneticileri, aşçılar artık bağımsız değiller.
Kazanmak için Dünya mutfaklarından haberdar olmaları gerektiklerini iyi biliyorlar, bilmeliler.
“Mehmet Abi bize bir aşçı, iki soğukçu, bir de pastacı, varsa bir de bulaşıkçı buluver” kültüründen, geleneksel tutucu kimlikten acilen uzaklaşmamız gerek.
Dünyanın aşçılığa bakışı bu kadar net ve global yapılaşmaya açıkken; alaylı ve fazlaca bilgisiz, aşçılığı kaptırmam söylem, münakaşa ve polemikleri fazlaca komik geliyor bana.
Aşçılık üzerinden yapılan, halk avcılığına artık son verilmeli, anayasada yerini bulan eğitimde fırsat eşitliğine mutlaka dikkat edilmelidir.
Aşçılığın üniversite düzeyinde akademik manada yükselmesine izin verilmeli, projeler üretilmelidir.
Global dünya mutfakları ile yarışmanın ilk ve en önemli koşulu, kendi içimizde yarışıyor ve sonuçlarına katlanabiliyor olmamızdır.
Bunun için Üniversitelerden bilgi akışına fırsatlar yaratılmalı, siyasi gelecek kaygısı ve özel beklentiler içinde olanlar bir defa olsun bu konuda uyarılmalı, biraraya gelinmelidir. Yöneticilerin yöresel mesleklere ve diğer ekonomik paydalara proje yerine polemik üretme sevdaları derhal sonlandırılmalıdır.
Yöneticilerin proje üretmeyen içsel ve kendilerine dönük kişisel hesapları, sadece kendi yöresine değil, ülkesine karşı da işlenmiş bir suç olduğu artık fark edilmelidir.. Çünkü hiçbir yönetici de bağımsız değildir.
Hiçbir yönetici kendi ali menfaatleri için kendi iç pazarlığı üzerinden, siyasi çıkarları doğrultusunda yöneticilik yapamaz, yapmamalıdır.
Yöneticilerin, Aşçılık mesleği başta olmak üzere ekonomik projelerini halkı ve yöresi için artık masaya yatırma zamanı gelip geçmektedir.
Gün;
Aşçılık sanatı, kültürü, mesleği, markası üzerinden, birlik olma, birlikte olma, beraber hareket etme zamanıdır.
Çünkü;
Aşçılık sanatının okulu her yere kurulabilir.
Ama unutulmamalıdır ki kültürler asla ve asla tek başlarına sadece okullarda yetişmezler.
Mengen Aşçılık Kültürü ve Mengen Markası bize Ata’larımızdan mirastır.
Ve;
Mengen Usta Aşçıları, dün Osmanlı Saraylarında olduğu üzere, bugünde kimliğinde de, kültüründe de bir numaradır.