- Kategori
- Sosyoloji
Göbek ve Selin

Televizyon izlemeyi sevmiyorum... Hem de hiç.
Gündüz kuşağı programlarında "aptal" yerine konduğumu düşünüyorum. Akşamları da "dizi delisi" veya "kim kiminle, nerede, ne yapmış" meraklısı bir dedikoducu. Hatta kendimi, röntgenci gibi hissettiğim zamanlar da oluyor. Ne o öyle teleobjektifle fotoğraf çekmeler..."Azzzz sonnraaa...Şok...Şok...Şok" diyerek, ne haber, ne de bilgi değeri olmayan görüntü ve laf kalabalığı.
Seyredenlere sözüm yok. Bu kendi seçimleri. Saygı duyarım.
Ama benim de o programları seyretmeme hakkım var. Seyretmeyeceğim de...Her rastladığımda da zaplayacağım. Zamanıma yazık.
Televizyon hep kapalıdır bizim evde. Ancak seyretmek istediğimiz bir şey varsa açıyor...Seyrediyor ve kapatıyoruz.
Bir ara "Avrupa Yakası" favorimdi. Elimden geldiğince seyretmeye çalışırdım...
Bazan bir dost sohbeti ağır basar, aklıma bile gelmezdi seyretmek.
Sohbette televizyon açılmasını da doğru bulmuyorum. Gözünüz kayar sürekli ekrana, orada bir hareket vardır çünkü. Veremezsiniz konuşulanlara kendinizi bir türlü.
Neyse, konudan uzaklaşmak istemiyorum. Anlatmak istediğim şey başka.
Avrupa Yakası'nda bir Selin karakteri vardı hani. Seyretmiş olanlar hatırlar... Şu, Türkçe'yi katleden sevimli kızdan bahsediyorum. Gülse Birsel'in, "Türkçe nasıl katledilir?" göstermek için, özellikle ağzını yayarak konuşan şımarık kız rolü..
Gag'dan da biliyoruz ki Gülse Birsel toplumu çok iyi gözlemliyor... Ve eğlendirirken düşündürüyor da.
Selin karakterinde de aynı yöntemi kullanmış yazar. Hem gülüyorsunuz...Hem de düşünüyorsunuz. Çevrenizde örnekleri çok çünkü.
Ama, bizde ne görürsek taklit etme alışkanlığı var ya...Herkes, birer Selin oldu çıktı çevremizde.
"Ayyy...Oldu...Gözlerim doldu" demeye başladılar. Hem de nerede ise aynı el kol hareketleriyle, gözlerini devirerek.
Gençleri anlamak mümkün de, ya kocaman kadın ve erkeklerin o şekilde konuşması.
Herkesin bir konuşma stili... Kendi kelimeleri ve cümleleri vardır. Başkasına özendiğinde ise komik duruma düşer...Eğreti olur...Yapmacık durur.
Belki de bana öyle gelir...Yadırgarım...Gözlerimi kocaman kocaman açar...Esefle seyrederim. Gülmekle ağlamak arasında gider-gelir yüz ifadem. Ne demem gerektiğini bilemem. Cevap mı verilir...Yoksa espri niyetine gülümsemem mi gerekir? Ama karşımdaki yüz ifadesi ve söylediği "Selin cümlesi" kriz halinde gülerken, ağlamanın eşiğine getirir beni. İkisini de yapamam...Ekşimsi "nasıl yani" suratımla, bakar kalırım.
Sadece Avrupa Yakası değil... Seyrettikleri başka dizilerdeki beğendikleri oyuncunun giyim tarzını...Yüz ifadesini...Saç şeklini... Kullandığı cümleleri taklit edenler bile var.
Bir anda nereden çıktığını bilmediğiniz bir kelime... Bakıyorsunuz...Büyük-küçük herkesin ağzında. Hem de olur olmaz yerlerde kullanıyorlar.
Bu bir reklam sloganı bile olabiliyor bazan.
Yaşadığım bir olay belki sizde de aynı duyguları uyandırır...Kim bilir?
Arabama benzin alıyorum. Ücretini ödemek için ofise gittiğimde, karşımda göbekli, bıyıklı, ceketini omuzuna atmış bir adam.
Tam parayı ödeyeceğim, araba kokusu gördüm, fiyatını sordum (Sormaz olsaydım).
Aklı sıra şaka yapacak, karşısında bayan var ya, "Çok pahalı" dedi.
Soran gözlerle baktığımda ise... İnanmayacaksınız...Ağzındaki tüm dişleri gösterecek şekilde dudaklarını yayarak "Deeeermişim" deyip, göbeğini hoplata hoplata gülmez mi...
İnanamadım...Yüzümdeki kaslara söz geçiremez hale geldim. Mona Lisa tablosundaki gibi... Bir yanı güldü yüzümün...Diğer yanı ağladı.