​ Göklerin Hakimlerinin Torunlarıyız / Eğitim / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Eylül '16

 
Kategori
Eğitim
 

Göklerin Hakimlerinin Torunlarıyız

Göklerin Hakimlerinin Torunlarıyız
 

Eski Türk ve Müslüman devletlerinde yöneticilerin çok iyi yetişmiş devlet adamları olduğu bilinen bir gerçektir. Hükümdarlık babadan oğla geçse de hanedana ait çocuklar devrin en mükemmel hocalarının eşliğinde yetiştirilen devleti yönetmeye aday olan şehzadeler en iyi şekilde yetişmiş olurdu. Bu da bazen onlara bilim adamlığı unvanı da kazandırırdı. Bunlara en iyi örneklerden biri Fatih Sultan Mehmet Han iken, diğeri de Uluğ Bey olmuştur. Esasında her devlet yükseliş devrine bilimle ve akılcılıkla ulaşırken, bağnazlık ve iç çekişmeler sonucu ise devletler düşüşe ve sonra yok oluşa geçmiştir. Tarihte gözlemlenen en büyük eksik noktalarımızdan biri de belki çoğunlukla Türk devletlerine yine çoğunlukla Türkler son vermiştir. Timur zamanında yaşanan Ankara savaşı ve daha sonrasında Yavuz Sultan Selim ve Şah İsmail bunlara birer örnek olarak verilebilir.
 
"Timur doğudaki hükümdarlar arasında belki de Cengiz Han'dan sonra çok kısa bir süre zarfında İmparatorluğunu inanılmaz ölçüde büyüten Türk ve Müslüman bir hükümdardır. Bu üne Timur da inanılmaz kıvrak zekâsı, siyaseti ve hile yeteneği ile kavuşmuş enteresan bir kişiliktir. Timur'un da özelliği akıldır. Ve akıllı liderler bilim adamlarını korur, gözetirdi. İşte onun torunlarından biri de ünlü bilim ve devlet adamı Uluğ Beydir."
 
Uluğ Bey; Türk dünyasının 15'inci asırda yetiştirdiği en büyük astronomi bilgini ve Timur Han'ın torunu olup, 22 Mart 1394 yılında Güney Azerbaycan'daki Sultaniyye'de doğmuştur. İyi bir eğitim görerek 13 yaşındayken Horasan ve Maveraünnehir eyaletlerine hakan naibi olmuştur. Fen Bilimleri ve astronomiye olan merakı kendisini dünya tarihinin en büyük astronomlarından biri haline getirmiştir. İlim adamlığı yanında devlet adamlığı vasfı da yüksek olan Uluğ Bey Semerkant'ta 38 yıl hükümdarlık yapmıştır. İktidarı döneminde Semerkant ve Buhara başta olmak üzere tüm ülke Türk mimarisinin seçkin eserleriyle donatıldı. Semerkant'ta kurulan rasathane astronominin bugünkü seviyesine gelmesinde büyük pay sahibidir. Trigonometri alanında geniş çalışmalar yapan Uluğ Bey öz oğlu tarafından tahttan indirildikten sonra 25 Ekim 1449 yılında Abbas adlı bir düşmanı tarafından öldürülmüş." (1) Ali Kuzu Bilim adamlarımız serisi-Uluğ Bey s.9
 
Yaptırdığı Rasathanenin ilk müdürü Gıyaseddin Cemşid kısa süre sonra ölünce Kadızade Rumi o öldükten sonra ise bu göreve Ali Kuşçu gelmiştir. IX ve X. Asırda geliştirilen usturlap ile 43 işlem yapılabilirken, onun zamanında yapılan usturlap ile binden fazla işlem yapılabilmekteymiş. (Usturlab (Yunanca: yıldız-yakalar'), astronomi ölçümlerinde kullanılmış tarihi bir ölçüm cihazıdır. Kullanım alanları arasında Güneş, Ay, gezegen ve yıldızın konumlarını belirlemek yer alır. Ayrıca yerel saatin ve İslam dininde namaz vakitlerinin belirlenmesi usturlab sayasinde hesaplanıyordu. Bazı matematik problemlerinin çözümlenmesinde de usturlab kulanılırdı. Uluğ Bey'in usturlabının çapı 40 metreymiş.). Uluğ Bey gökyüzünün haritasını yapmayı başarmış.
 
Zamanın başka bir alimi ise doğal olarak yukarıda adı zikredilen Ali Kuşçu'dur. Ali Kuşçu'nun babası Uluğ Bey'in doğancıbaşısı olması lakabıyla "Kuşçu" lakabı da buradan gelmektedir. Gıyaseddin Cemşid, Kadızade Rumi gibi ünlü bilim adamlarından astronomi dersi almıştır. Uluğ Bey'in ölümü üzerine Semerkant'tan ayrılan Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan'ın yanına gitmiştir. (Uzun Hasan son derece akıllı ve güçlü bir lider ve Türk devlet adamıdır.) Uzun Hasan tarafından Fatih Sultan Mehmet Han'a elçi olarak gönderilen Ali Kuşçu'nun ününden haberdar olan Fatih Sultan kendisine medresede ders vermek üzere görevlendirilmek istense de ilk önce elçi olması münasebetiyle görevi kabul edemeyeceğini, ancak elçilik görevi sona erince ancak bunun mümkün olabileceğini belirtmiş, elçilik görevinin bitmesinden sonra kabul edebileceği konusunda verdiği sözü yerine getirmiş, Fatih sunduğu "Fethiye" ile "Muhammediyye" adlı eserleridir. Ayrıca Uluğ Bey'in yanında çalışırken "Zici" (2)  adlı eserin tamamlanmasına yardımcı olmuştur.
 
el-Risale el-Muhammediyye: 17. Yüzyıla kadar Osmanlı medreselerinde en çok kullanılan hesap kitabı olan Ali Kuşçu'nun bu eseri, 1473'te Fatih'e sunulmuştur. Kitap iki bölüm şeklindedir ve 1. bölüm aritmetik, 2. bölüm arazi ölçümü ile ilgili konulara değinir.  
Risâle der 'İlm-i Hisâb: el-Risale el-Muhammediyye'nin temelini oluşturan, bir ön söz ve 3 makaleden oluşan bir eserdir. 
 
Risâle fî İstihrâc Makâdîr el  Zevâyâ min Makâdîr el  Adlâ: Küresel üçgenlerde kenarların büyüklüklerine göre açı büyüklüklerinin çıkarılmasına ilişkin bir makaledir. 
Risâle fî enne külle mâ Yust'melu bi'l Şekleyn el Mugnî: Sinüs ve tanjant teoremlerindeki bilinmeyen değerlerin cetvel ve pergel ile bulunmasını gösteren bir eserdir.
El-Risâle el Fethiyye: Astronomi ve matematiksel coğrafyaya değinmiştir. 
Risâle Der 'İlm-i Hey'e: Bir önsöz  ve iki makaleden oluşan eser, el Fethiyye'nin temelini oluşturur. 
 
Risâle fî Asl el Hâric Yumkinu fî el Sufliyyeyn: Merkür ve Venüs'ün hareketleri konusundaki görüşlerin eleştirildiği bir eserdir.
 
Risâle fî enne Hükm el Hâric, Hükm el Tedvîr bi Aynihi fî Vukûf el Kevâkib: Gezegenlerin durma anlarındaki konumlarını anlatan bir eserdir.  
 
Şerh el Tuhfe el Şâhiyye fî el Hey'e: Kutbeddîn el Şîrâzî'nin eserinin yorumudur.
Şerh-i Zîc-i Uluğ Bey: Uluğ Bey'in hazırladığı astoronomi cetvelinin yorumudur.(3)
Bu kadar önemli sayıda ve nitelikte gök bilginlerine sahip olmak bir topluma nasip olmuş ve onlardan sonra yüzlerce yıldır uzay çalışmalarında oldukça geride kalmış biz Türkiye Cumhuriyeti'nin insanlarının öğrenecekleri çok şeyler olduğu kesin. Daha yerli uydusu konusunda ciddi bir yol kat edemeyen topluma bu seviyedeki bilimsel sıralama ve geri kalmışlık yakışmıyor. Bu durumu aşmak için söz konusu eserlerin günümüz Türkçesine çevrilmiş nüshalarının ulaşılabilecek yerlerde olması çeşitli seviyelerdeki derslerde ders konusu olmaları da bir başlangıçtır.
 
Hükümdar Uluğ Bey, 11 yaşında Kur'ân-ı Kerîm'i ezberlemiş ve yedi türlü kıraate göre okumada ihtisas kazanmış bir din âlimi idi. O, aynı zamanda tarih, şiir ve sanata meraklı olduğundan bu işlerle uğraşanları himaye ve teşvik etmiştir. Büyük bir kitapsever olan Uluğ Bey, geometri ve matematiğin en zor meselelerini çözen bir riyaziyeci, fakat hepsinin üstünde bir "astronomi âlimi" dir. Hatta batılı bilim adamları onu "15. yüzyılın en büyük astronomu" olarak kabul ederler. Daha çocuk denilecek kadar küçük bir yaşta Meraga Rasathanesi'nin harabelerini gezmesi, astronomiye karşı duyduğu ilginin çok erken başladığını göstermektedir. Eğitimi esnasında bu sahada yazılmış birçok kitabı okudu ve astronominin temel meselelerine vakıf oldu. Gıyaseddin Cemşid'in ifadesine göre Uluğ Bey'in zihnî hesaptaki mahareti ve istisnaî hafıza kuvveti çok yüksek idi. Astronomi sahasında yazılmış en eski kitap olan Batlamyus (85-165)'un Almagest adlı eserinin ve Meraga Rasathanesinde yapılan zîc'in (yıldız kataloğu, almanak) hatalı olduğunu görerek düzeltmek istedi. Bunun için Semerkand'ın kuzeyinde bulunan Kühek tepesi üzerine 1420-21 senesinde çok büyük ve mükemmel bir rasathane inşa ettirdi. İslâm dünyasının birçok yerinden ünlü matematikçi ve astronomları da Semerkand'a davet etti. Bunların başında Bursa'dan giden Kadızade Rumî (1337-1430), Gıyaseddin Cemşit el-Kâşî (ö. 1429) gelmektedir. Daha sonra ise Uluğ Bey'in fer-zend-i ercümend'im diye iltifat ettiği Ali Kuşçu (ö. 1474) bu çalışmalara dahil olmuştur. Uluğ Bey Semerkand Rasathanesi'nde yüz kadar seçkin ilim adamı ile birlikte çalışarak, daha Önce kurulan rasathanelerde kullanılan aletleri imal ettirdi ve bunların yanında yeni ve çok mükemmel bazı gözlem aletleri de îcad etti. Uluğ Bey ve arkadaşları bu rasathanede 30 sene sürekli çalışarak Zîc Cedid-i Sultanî-Zîc-i Gürganî adıyla bilinen meşhur zîci hazırladılar. 
 
(1) Ali Kuzu Bilim adamlarımız serisi-Uluğ Bey s.9
(2) http://www.yeniumit.com.tr/konular/detay/15--asrin-en-buyuk-astronomu-ulug-bey-ve-zici
(3) http://www.elektrikport.com/teknik-kutuphane/ali-kuscu-osmanlida-bilim-2-bolum/14698#ad-image-0
 
Toplam blog
: 2271
: 163
Kayıt tarihi
: 15.10.14
 
 

Bugünün doğrusu yarının eğrisi, dost görünenler düşman ve herşey aslında zıddı olabilir. Büyük ih..