​ Göle maya çalmak: Gökhan Ünal / Spor / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Ocak '10

 
Kategori
Spor
 

Göle maya çalmak: Gökhan Ünal

Göle maya çalmak: Gökhan Ünal
 

Fenerbahçe’nin yeni transferi Gökhan Ünal pazartesi akşamı Antalya’da ilk kez forma giydi. Böylesi transferlerin nasıl sonuç vereceği her zaman önceden kestirilemez olur.

Yıllar önce bir Hasan Vezir fenomeni vardı. 1989 yılındaki o 103 gollü şampiyonluğun başkahramanlarından; yine unutulmaz 4-3’lük Galatasaray zaferinin de yıldız fubolcularından biri olmuştu.

O sene Fenerbahçe de on gol barajını geçen futbolcu sayısı çok fazlaydı. Ancak santrafor mevkiinde Hasan Vezir faktörü belirleyiciydi. Birçok maçın kilidini çözen futbolcu olmuştu. Zaten santrafor dediğimiz futbolcunun görevi çok gol atması değil; maçın kilidini açmasıdır.

İki senedir Güiza’yı sırf bu yüzden eleştiriyorum. Geçen sene kupa maçında Bursaspor’a bilmem kaçıncı golü atıp, gidip tribünlere ok işareti yapıyordu. Aynı şeyi Antalyaspor maçında da yaptı. Maçı 3-3’e getiren golü değil, ilk yarıda farkı getirenleri atması ya da gol pasını vermesi gerekiyordu.

Güiza gol atana kadar asist yapmayı hiç düşünmüyor. Gol atana kadar da takım zaten perişan oluyor. Aynen son maçta olduğu gibi…

Hasan Vezir’de böylesi bir aşı tutmuştu. Ancak aynı futbolcunun sezon sonunda Galatasaray ile anlaşmasından sonra futbol kariyerinin bitmesi de bir başka örnek olmuştu.

Gökhan Ünal transferi de bu anlamda 21 sene öncesini hatırlatıyor.

Bugün herhangi profesyonel futbolcunun futbolculuğunu tartışmak çok anlamsız geliyor. Hele Gökhan gibi milli takım düzeyine çıkmış olanlarınki tamamen gereksiz bir laf kalabalığına dönüşüyor.

Ama "Fenerbahçe’nin Gökhan’ı neden transfer ettiği" sorusunu sormamız gerekiyor.

Fenerbahçe’nin iki “sorunlu” santraforu vardı zaten. Hangisinin oynayacağı da başka bir sorun kaynağıydı. Biri oynasa diğeri kenarda beklese takım başarısız olduğunda direkt olarak masaya yatırılıyordu. Şimdi masaya üç futbolcu yatırılıyor olacak.

Biri sahada ikisi kenarda sürekli canlı bir polemik yaratacak.

Fenerbahçe’nin sportif direktörlüğünün böyle bir şeyi teşhis etmemiş olduğunu aklımızdan bile geçirmemiliyiz. Yabancı tercihini santrafor yerine yerliden yana kullanmasının tek bir açıklaması olabilir, Fenerbahçe’nin mevcuttaki yerli santraforunun geleceği artık ciddi ciddi kulüp içinde sorgulanmaya başlamıştır ki, son bir aydır burada bunun cevabını da bulmaya çalışıyorduk.

Demek oluyor ki Semih’le ilgili ortada dolaşan söylentilerin ardında gerçek payının olduğu ortaya çıkıyor.

Her iki taraf için de hayırlı olsun demekten başka bir şey gelmiyor elimizden…

Gökhan Ünal’a dönecek olursak; gerçekten tam bir kapalı kutu gibi. Son iki senedir Trabzonspor’un en büyük sorunu gol bulmaktı. Umut-Gökhan ikilisi de ligimizin en az gol atan forvetleriydi. Bu iki futbolcunun bitirici özellikleriyle ilgiliydi biraz da. Trabzonspor taraftarının kaç maç saç baş yolduğuna şahit olduk. Zaten Gökhan’ın bu kadar kolay Trabzonspor’dan kopabilmesinin, şehirde ve kulüp içinde bir karşı duruş gelmemesinin gerisinde de böyle bir bıkkınlık olduğu da bir gerçekliktir.

Gökhan, Antalyaspor karşılaşmasında kumaşını zaten belli etti. Güiza’ya çok güzel bir asist yaptı ancak gol vuruşu anında o sorumluluğu üzerine alamadı. İlk maç heyecanına bağlıyoruz.

Ancak Güiza ile Gökhan arasında beden dili olarak bir fark da görebilmek pek mümkün değil. İstatistiksel olarak da bu farkı değerlendiremiyoruz. Gökhan futbolculuğunun en başarılı dönemini Kayserispor forması altında yaşamıştır. Bu da girişte altını çizdiğimiz Hasan Vezir’deki gibi yıldızının parladığı dönem midir yoksa gerçek bir golcülük karakteri midir tespit edebilmek kolay değildir.

Bu anlamda Semih Şentürk’ün istatistik verileri çok daha göz kamaştırıcıdır.

Güiza için nereden böylesi bir fikir olmuşsa “rakip defansın arkasına en iyi sızan santrafor” tanımı yapılıyor. Oysa iki sezondur bunun örneklerini görmede çok zorlandık.

Fenerbahçe’nin en büyük gol sorunu ileriye atılan toplara fuleli koşular yapacak bir forvete sahip olamamasıydı.

Gökhan’nın bu ihtiyaca karşılık gelip gelmeyeceğini göreceğiz.

Zaten Alex ile oynamak da ayrı bir oyun karakterini gerektiriyor ki bunun Güiza olmadığını artık çok iyi biliyoruz. Güiza’nın bundan sonra ne kadar değişeceğini, bir mucize yaratıp yaratamayacağını beklemenin ne kadar anlamı vardır, bunu da sadece bir fikir jimnastiği olarak buraya not düşüyorum.

Sonuç olarak bu transfer göle maya çalmak gibi bir şeydir. Fenerbahçe sportif direktörlüğünün nasıl bir fikir yürüttüğünü bilmiyoruz. Kuşkusuz bizlerin haberdar olmadığı veya farkına varamadığı bir bildiği vardır.

Maya tutarsa bir göl dolusu yoğurt olur. Tutmazsa...

Uzay Gökerman

 
Toplam blog
: 2033
: 1268
Kayıt tarihi
: 09.06.06
 
 

"Keyif verici bir yalnızlık" olarak gördüğüm yazma serüvenimin en önemli merkezlerinden bir tanes..