- Kategori
- Deneme
Gölgesiz Güneş Yoktur
Ve yine zihnimde sıraya koyulmayı bekleyen kelimeler. Her biri bir köşede ve darmadağınık. Doğru kelimeler uçuşurken yan yana geliyor ve hazırım diyorlar bana. Bakalım ne kadar hazırlar?
Nasıl başlamalıyım, nerden tutmalıyım bilmiyorum. Kelimeler sıraya giriyor ama düşünceleri sokamıyorum. İşte bu yüzden çıkan cümleler farklı konularla ilgili oluyor. Öyle girişi yaptım ama gelişmeden bir şey beklemeyin. Beklediğiniz gibi olmayacak. Neyse..
Ben tesadüflere inanmam. Asla inanmadım. İnsanın başına gelen her şeyin bir sebebi vardır. Bir fitil var ve sadece ateşlenmeye ihtiyaç duyar. Bazen bir bakış, bazen iki çift kelime ve bazen bir dokunuş. Fitil ateşlendiği zaman bir kere, sonuca giden yola girilmiş olur. İyi ya da kötü. Bir yola girmiş olursun. Yalnız ya da değil, artık o yoldasındır.
Yol demişken daha evvel söylemiştim. Varmak güzel de varıp aynı yola devam etmek daha güzel. Bir insan düşünün, modunuzu düşürebilecek kadar, gününüzü berbat edecek kadar bağlısınız. Ve aynı şekilde en ufak bir hareketi ile yeniden doğmuş kadar yaşamaya hevesli, hiç ölmeyecekmiş gibi hayata sıkı sıkı tutunmuş ve her saniyeden zevk alırcasına zamanın akışına bırakmışsınız kendinizi. Sevmek, sevilmek değil mevzu. Asıl mevzu değer görmek, önemli hissetmek. İnsan sevmediğine bunları hissettirmez diyebilirsiniz. Bu ayrı bir paylaşım konusu olabilir. Ama benim için şu an mesele, önemli hissetmek, hissettirmek. Bu özel ve güzeL bir duygu. Ufacık davranışlara büyük anlamlar yüklüyor olabilirsiniz. Çok hassas olup olmayacak sözlerden etkileniyor, arkasındaki anlamları gözünüzde büyütüyor da olabilirsiniz. Ne önemi var. Hisler bunlar bakmaz ki. Hissetmek yanlış ya da doğru olan bir şey değildir kanımca. Histir bu. Ne engel olabilir, ne de sorgulayabilirsin. Önemli olduğunu, değerli olduğunu hissetmek ise hiç sorgulanmaması gereken bir histir. Bazen şüpheye düşersin, bazen yanılırsın, ama tek bir hareket tekrar bağlayabilir seni kendine. İşte bazı insanlar böyle. Çok fazla böyleler hem de. Olmadık zamanda sesini duyarsın mesela, zor bir akşamın başlangıcında o sesi duyamayacağından eminken birden telefonun çalar. Şaşkın şaşkın açarsın telefonu ve karşında o ses. Ne dediğine bakmazsın bile. Bir şeyler demesi yeterlidir. O sesi duymak yeterlidir. Çünkü senin için önemli olan o sesi sana duyurması. Bu şekilde kimseye değer verdiniz mi? Peki hiç olmayacak bir anda en çok istediğiniz şeyi yapabilecek birilerini tanıdınız mı? Ben tanımasam bu paylaşım olmazdı sanırım. Bu sadece ses ile alakalı değil. Her şey mevzuya dahil olabilir. Şöyle izah edeyim. Ölmesine 5 dakika kalan birine sevdiklerini araması için bir telefon verilir. Ve aradığı kişiler içinde siz de varsınız. Belki 5, belki 10, hayır hayır tam ‘’8’’ saniyeyi size ayırmıştır. İşte bahsettiğim his tam olarak bu. Tamı tamamına bu. Çünkü, ölüm döşeğinde olmayan biri için sırf sizi mutlu etmek istediğinden o konuşmayı yaptığını düşünebilirsiniz. Ama ölecek olan birinin sizin mutluluğunuz için bir şeyler yapması çok olası değildir. Evet olasıdır ama çok değil, ilk seçenek değil. İşte bu sebeple örnek tam uydu bahsettiğim bu duruma. Çünkü amaç sizi mutlu etmek değil, spontane gelişen ve sadece yapılmak istenen bir eylem. Sizi mutlu eden sadece bu.. Mutlu olun diye değil, yapıldığı için mutlu olduğunuz bir eylem. Çok karışık biliyorum. Kafam kadar hem de:D
Sözümün özü; Tesadüf yoktur, seçimler vardır. Bir de doğru bombanın fitilini ateşlemek. Bir de benim gibi hislerine güvenmek. Doğru insanlar biriktirmek.. Doğru insanlara değer vermek. Saf ve art niyetsiz sevmek. Ve tüm bunları gerçekten, samimiyetle yaptığınızda mutlu olmamanız imkansızdır. Karşılığını almamanız olanaksızdır. Umarım ki yazılanlar sadece duygusal bir ilişki için yazılmış cümleler olarak görmüyorsunuzdur. Çünkü bahsettiğim her şey tüm sosyal ilişkiler için geçerli şeyler. En azından benim için öyleler. Ben demiştim kafa karışık diye. Fırında yemek vardı unuttuk :D Dağınıklık için kusura bakmayın. Umarım bir gün toparlayıp gelebilirim buraya. Ve son olarak; Bil diye söylüyorum. Bildim demen yeterli.