​ Görünmez resimli aile albümü... / Gündelik Yaşam / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Mart '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

Görünmez resimli aile albümü...

Görünmez resimli aile albümü...
 

"Bıktım bu evden. Yeni ve güzel bir ev istiyorum. Büyük odaları olan ve her zaman güneş gören." Böyle diyor kadın. "Ev, sizin eviniz mi?" diye soruyorum. "Evet" diye cevap veriyor "Eşimin ailesinden kaldı."

Gülümsüyorum. Kendi kendime: "O evde emeği olsaydı eğer ya da o evde büyüseydi, onu saraylara bile değişmezdi." Kendi evimin hikayesini anımsıyorum. Henüz 6 yaşımdaydım ve çok sıcak bir yazdı...

Hikaye, ev sahibimizin bizi evden atmasıyla başlamıştı.Birdenbire ortada kalmış ve Anneannemin o küçücük evine taşınmıştık. Eşyalarımız o zaman kullanılmayan eski küçük bir odada üst üste yığılmıştı. Kirada oturmaktan bıkan annem ve babam, anneannemin evinin önündeki boşluğa ev yapmaya aniden karar verdiler.

Evin inşaatı çok ağır ilerliyordu. Temelinin taşlarını annem, babam, anneannem dolduruyordu. Küçükcük ellerimizle kardeşim ve ben de yardım etmeye çalışıyorduk. Yaşları 6 ve 5 olan iki çocuk ne kadar yardım edebilirse o kadardı yardımımız. Çok sıcak bir yazdı ve hayat çok zordu. 6 yaşındaki neşesini kaybetmemiş gözlerim bile hayatın ne kadar zor olduğunu görebiliyordu. Sonbahar geçti ve kış geldi. Ev, içinde oturulacak hali almıştı. Hala pek çok eksiği olmasına rağmen o artık bizim yuvamızdı.

O günden bu yana çok değişti. Ev çok şey gördü geçirdi ve bu gördükleriyle daha da bize ait oldu. Kardeşimle kavgalarımıza şahit oldu sonra hiç bir şey olmamış gibi birbirimize sarılmalarımıza...Aile bireylerinin doğumgünlerini kutladı bizimle birlikte...Baharı, kışı, yağmuru, rüzgarı yaşadı ve bize gelecek her zararı dışarda tuttu. Üzerimize, koruyucu bir melek gibi kanatlarını gerip rahat uyumamızı sağladı. Kendi kendime konuşurken beni tek dinleyen onun duvarlarıydı. Üzgün olduğum vakitlerde o duvarların birleşme yerlerine baktım hep. Beni anladığını sezdim. Karamsar olduğum vakitlerde pencerelerinden içeriye ılık rüzgarlar yolladı ve bana küçük ferah zamanlar yaşattı. Tabanında ayak izlerimi sakladı tıpkı çocuğunun küçük patiklerini saklayan bir anne gibi. O hep bizim bir parçamızdı...

Pencerelerinde küçük kuşları misafir etti bazen de. Balkonunda ise yavru kedileri...Mahalledeki haylaz çocuklar duvarlarına tebeşir ve kömür parçalarıyla yazılar yazdılar, ev onlara aldırmadı gülüp geçti. Sanki, ne kadar zor şartlarda yapıldığının bilincindeydi. O bilinç sayesinde hoşgörülü ve bilge bir yaşlı adama benziyordu. Zaman geldi etrafına dev apartmanlar yapıldı. Ev başını kaldırıp bakmadı bile onlara. O küçük bahçesinin yeşili içinde kuşları, erik ağacı, limon ağacı ve gülleriyle mutluydu. Uzaklardan döndüğümde kapısının önünde duruken bana ilk "hoşgeldin" diyen oldu ve her zaman en çok özlediğim olduğunu şaşkınlıkla farkettiğim...

Bu ev benim için evden çok çok öte. Bunu şimdi daha iyi anlıyorum. O sadece duvarlar, pencereler, kapılar ve çatıdan oluşmuş bir korunak değil, o bir anı yumağı, o içinde görünmez resimler taşıyan bir aile albümü...

"Evet" diyor kadın "Büyük bir ev isterdim." Gülümsüyorum...

RESİM:Jacek Yerka

 
Toplam blog
: 408
: 1090
Kayıt tarihi
: 17.06.06
 
 

Gazetecilik okudum... Ama gazeteciliği sırf yazabilme serüvenine bir adım daha yaklaşabilmek için ok..