- Kategori
- Deneme
Gözler...
Gözler...! Gözler aslında tüm sevgilerin başlangıç noktasıdır. Günümüzde geçmişte olduğu gibi daha çok “aşk”ı anlattıkları gündemdedir.Her iki cinse de sorulduğunda, “karşı tarafta ilk dikkatinizi çeken ilk nedir” diye; cevap genellikle aynıdır: “gözler”. Peki ama neden? İki kişiyi birbirine çekebilecek kadar nedir onları güçlü kılan?
Bizler, girdiğimiz her ortamda kendimizi ele vermeden hipokratik bir şekilde insan içine çıkmaktayız. Karşı tarafın görmek istediği yüzümüzü gösterip, onlara bir anlamda aptalı oynamayı seçeriz. Ancak bu oyun ya bizi çok iyi tanıyanlar tarafından bozulur ya da göz göze geldiğimizde bize çok farklı duygular hissettiren insanla karşılaştığımızda.Biz kendimizi ele vermesek de, gözlerimiz her şeyi ortaya çıkarır. Bizde biliriz göz iletişimi olduğu anlarda birbirlerine neler anlattıklarını fakat bazen anlamamazlığa geliriz. Bu şekilde kaçtığımız insanlar, genellikle bizden uzak olan hatta imkansız olanlardır. Doğru olmadığını bile bile üstüne yürürüz. Bize her şeyi yıkma gücünü veren sadece gözlerde okuduklarımızdır. Zaman geçtikçe hislerimizi anlamaya başlarız. Onlardan kaçma yollarını aramakla geçer birlikte geçen saniyeler, dakikalar, saatler, aylar, yıllar... Gözler birbirlerine odaklandığında her zaman bir taraf aşağıya doğru çeker bakışlarını. Eğer biraz daha kendilerini birbirlerine ifade ederlerse, başkaları da o iki kişilik dünyalarına gireceklerinden korkarlar. Ve bu yüzden cesaret bulamazlar ilk adımı atmaya. Yıllar geçerken birbirlerinden geriye, o tarif edilemez bakışlar kalır onlara. Onlar birbirlerine değil gözlerinin yarattığı ve büyüttüğü duygulara aşık olurlar.
Bir gün gelirde eğer duygularımız dudaklarımızdan dökülürse, ilişkinin boyutları herkes için değişir ve tabi ki gözlerimiz içinde. Bir anda unutulur o masum, utangaç ve kendilerini ele vermekten kaçan bakışlar. Yerini aşkı bağıran, tutkuyu dile getiren bakışlar alır. Tüm bu boyut değişikliği iki tarafında birbirini bulduklarını anlatmaktadırlar. Artık onların görevi tamamlanmış, sıra ikilinin arasında ki çekime gelmiştir. Tüm bunlar gelişirken, birbirlerini tanımaya başlarlar. Gözlerde başlayan bu aşk, onları çoğu kişinin gelemediği yerlere yol aldırır. Bu iki kişi sevgilerini dile getirmek bir yana, gözleriyle konuşmaya başlarlar. Bu iki tarafında bir şeyleri aşmış ve karşı tarafı iyi tanıdıklarını göstermektedirler. Bu git gide boyutunu ilerletir. Öyle bir noktaya gelinir ki bir taraf aklından geçirdiği şeyi karşısındakinin sözlerinde bulur. Gözlerin büyüttüğü bu iletişim belki de hiç bilmediğimiz boyutlara ulaşır.Sonra bir gün dönüp baktığımızda, artık hiçbir bakışın ilk başlarken ki gibi kalmadığını fark ederiz! Evet bu içimizde küçük bir sızı hissettirir bizler için çünkü onlar her şeyin başlangıç noktasıdır. Ancak geldiğimiz noktaya baktığımızda, bunun böyle olmasının da kolay ve içimizi rahatlatan bir açıklaması vardır: “biz artık HERŞEYİ paylaşabilen, birbirini bulmuş ve sevgimizi birbirimize haykırabilme şansına ulaşmış iki kişiyiz.” Buna rağmen yinede o günleri özlediğimizi inkar edemeyiz bir taraftan da!
Evet, gözler güçlüdür kendimizi anlatmaya yaradıkları için. Duygularımızı bir şekilde bir çok eylem yaparak gizleriz. Ancak bir gün, gözlerimizden anlayan biri çıktığı anda, tüm gücü, o kişi tarafından şırıngadan ilacı çektiği gibi bizi kendisine çeker. Her şey değişmiş olsa da pişman değilizdir kaybettiğimiz o bakışlar için. Zaten bir gün bunlardan dolayı şikayete başlarsak, gözlerden dudaklara dökülüp bu birlikteliği başlatan sözler aynı şekilde bitirmeyi de bilecekleridir.