- Kategori
- İlişkiler
Gözlerin, gözlerime değdiğinde...

“Tamam, kesin o tarihte geliyorsun, bekliyorum.” dedi. Telefonu kapatırken. Ellerim hala neden titriyor anlamadım. Yaklaşık 1 yıldır erteliyordum yanına gitmeyi. Sanırım lise 2 de dershanede tanışmıştık, sigara içmeye çalışırken. Ateş mi istemişti yoksa başka bir yerden mi açıldı konu tam hatırlayamadım. Aynı sınıfta olmanın da verdiği yakınlıkla sıkı arkadaş olmuştuk.
“O tarihlerde gelmesem” dedim. “Niye” dedi. Doğru ya, Seni benden başka bilen bir kişi vardı dimi… sessiz kaldım.
Otobüsteyim, senin şehrine geliyorum, seni görmemek umudu ile. “ aman deli misin kızım koca şehir nerden göreceksin “ diyen, seni benden başka bilen tek kişinin telkiniyle bindim otobüse. Yemek servisi bitti şimdi… Gözlerimi kapasam ve uyusam…
Hava ne kadar kötüydü o gün, hayatın şimdi başladığına dair söylemlerden sıkılmış bir halde şirket kapısından girdim.” Buyurun” dediler. İçerde 3 kişi herkes bir şeyler soruyor cevaplar veriyorum, ama sen… Ben hiç sevmemiştim o gün seni. Çıkar çıkmaz telefon açıp “ Ukalanın teki vardı, tüm mülakat boyunca dalaştık “ dedim, seni, benden başka bilen tek kişiye. Uyuyamıyorum, gözlerimi aralayıp dışarımı baksam acaba, yıldızlar ne kadar parlak. ” Etraf ne kadar ışıltılı olmuş dimi?” diye sordun. Zorunlu olarak gittiğimiz işle ilgili bir davetin, zorunlu olarak kalktığımız dansında. Ellerin belimi kavradı önce, yavaşça kendine çektin, nefesin yanağıma vurdu, sonra sıkıca kavradın belimi, bir tek, son ritimler kaldı kulağımda, birde dansın sonunda başını yanağımdan çekip, bana bakan gözlerin… Nefesin, gözlerin, tenin… Gözlerin, gözlerime değdiğinde için, içime aktı benim... Ben gittiğim halde hep geldin, neden peki, ben sana gelmeye hazır olduğumda sen koca bir şehri terk ettin?
Mola verme zamanı… Otobüsten inip bir sigara içsem kafam dağılır mı acaba?
Cumartesiydi sanırım. O zamanlar baharlar yaşanırdı. “Hava çok güzel, işin çok değilse dışarıda atıştıralım “dedin, telefonda müşterilerden biri ile ilgili bilgi almaya çalışırken. Gelmem gerekmiyorsa kalmak istediğimi söyledim. Odanın kapısından bana bakan bir çift göz, gel, çıkalım diyişin…
Otobüs çok sessiz, herkes uyuyor şimdi. Bir şeyler içsem, boğazımda ki düğüm gider mi? Kulağımda kulaklık, melodi çok tanıdık… İlk iş seyahatimiz, yemekten dönüşte, otelin lobisinde harika bir canlı müzik, oturup bir şeyler içelim mi? diye soruşun. İkinci dans, içkilerimiz, beni öpüşün, sana hayır demenin en zor olduğu dönemdeydim… Ve zaten diyemedim… Sabah beni seyreden o güzel gözlerin…
Gün doğuyor şimdi… Kulaklığı çıkartsam, unutur muyum acaba seni? 1 yıl oldu hayatımdan seni çıkartmayı becereli, bugün doğum günün, bu sefer aramayacağım seni… Senin şehrinde, senin sokaklarında, senin haberin yokken ama aynı havayı içime çekerken gezip, eğleneceğim sana inat… Bekleyeceksin aramamı, olsun bende bekledim…