- Kategori
- Deneme
Gramafon hala çalıyor

"Gramofon Hâlâ Çalıyor'da çocukluk anılarının puslarını dile getirmeye çalıştım. Bir süre sonra da b
Kitabı Kasım 1995'de almışım. Nişantaşı'ndaki Remzi Kitabevi'nden. Bugün gibi hatırlıyorum, kitabevinin basık alt katına inmiş, Türk Edebiyatı bölümünde oyalanıyordum. Birden gözüme çarptı, kapağında bir bahçede oturmuş, neşeli görünen dört kadının sepya renkli fotoğrafı olan kitap. Her zaman yaptığım gibi kitabın arkasını çevirdim ve yazarın notunu okudum. "Gramofon Hâlâ Çalıyor'da çocukluk anılarının puslarını dile getirmeye çalıştım. Bir süre sonra da bu puslar arasında kayboldum." diyordu Selim İleri.
Notu okur okumaz almaya karar vermiştim kitabı. Çocukluk anıları beni her zaman çekerdi kendine, hâlâ olduğu gibi. Selim İleri'yi kitaplarından değil de televizyon dizisinden tanıyordum o zamanlar sadece.
Kitabı okuyup bitirdikten sonra almakla ne iyi ettiğimi anladım. Tam bana göre, bana hitap eden bir kitaptı ve Selim İleri bundan sonra benim yazarım olmuştu. Hem de öyle böyle değil, has yazarım.
ANNEMİN MANTOSU diye bir bölüm var; "hatırladığım en eski şey annemin mantosu" diyor. Annesiyle birlikte üç ev değiştiren ve yaklaşık yirmi yılı devirdiğinde ancak evlerinden çıkıp giden bir mantonun hikâyesini anlatıyor. Yıllar sonra yeni bir manto diktirebilmiş annesi. Şimdiki kuşaklar bunu anlamakta ne zorluk çekerler. Tüketim toplumu olduk ya, her yıl manto yenileyen var artık.
SOLMAZ HANIM bölümünde ise takıldım kaldım. Ne acıklı bir hikâyedir Solmaz hanımın yaşamı. Bu kitaptan bir kaç yıl sonra, burada kısa anlatıp geçtiği bu kadının romanını yazdı Selim İleri. Muhteşemdi, insanı alıp alıp götürendi. Cihangir Yeni Yuva sokakta hayatını tüketmiş yalnız bir kız kurusu.
Peşinden, CEMİL ŞEVKET BEY; onun da sonradan romanı yazıldı. O da Cihangir'in yalnızlarından, hiç evlenmeyen eski bir yazar.
Bu kitabı ve başka bir iki kitabını daha okuduktan sonra onun çocukluk evi olan Cihangir'e doğru keşfe çıktım bir çarşamba günü. Senelik iznimin bir haftasını, çarşambaları yarım gün olarak kullanırdım o sıralarda. Bu çarşamba öğleden sonraları İstanbul'un altını üstüne getirirdim adeta. Girip çıkmadığım sokak kalmazdı.
Daha önce hiç görmediğim Cihangir'e gittim, sokağını, evini buldum. Solmaz Hanım'ın, Cemil Şevket Bey'in sokağını da. Hemen tüm öğleden sonramı oralarda geçirdikten sonra mutlu mesut evime döndüğümü gayet iyi hatırlıyorum.
Bu yaptığım pek garip görünüyor olabilir çok kişiye. Sana ne okuduğun kitabın yazarının eski evinden barkından değil mi?
Yok işte, öyle değil; eğer bir kitabı gerçekten yaşayarak okumuşsam ya da bir filmi yaşayarak izlemişsem merak duygum tavan yapar.
Nedir benim bu eskiye düşkünlüğüm, çözemedim. Çocukken de böyleydim, daha küçücükken babaanneme anlattırırdım eskiden ne varsa hatırladığı.