- Kategori
- Futbol
GS:3 - İBB:1 Galatasaray iyiye gidiyor "gibi".

Maçın adamı: Milan Baros
Milan Baros imzalı bir maç izledik bu akşam. Neredeyse ilk düdükle beraber oyuna fırtına gibi ve çok istekli başladı Çek futbolcu. 3. goldeki vuruşu görülmeye değerdi.
Daha ikinci dakikada kaleciyle karşı karşıya kaldı ama biraz beceriksizdi bu dakikada. İBB'li futbolcunun faulüne rağmen düşmeyip pozisyona devam etmesi ne kadar istekli olduğunun bir göstergesiydi. Devam etmek yerine düşseydi rakip defans oyuncusu kırmızı kart görecek ve İBB maçın neredeyse tamamını 10 kişi oynayacaktı. Ayrıca bu pozisyon, kaleciyle karşı karşıya kalabilecekken veya kaleciyi geçebilecekken düşen oyunculara iyi de bir mesajdı.
İlk goldeki takipçiliği ve pozisyon alışı, penaltı pozisyonunu yaratışı, 3. goldeki zor vuruşu, bulunan hemen gol pozisyonlarındaki rolü, orta sahaya destek vermesi, güçlü ve hızlı koşuları ve girdiği gol pozisyonlarıyla 10 puanlık bir top oynadı Milan Baros.
Oyuna baskılı başlayan, rakip kalede pozisyonlar yaratan, orta sahadaki presi etkili olan Galatasaray, Baros'un gollerinin de etkisiyle 20. dakikadan sonra oyunu yine rolantiye almaya başladı. Aslında bu durum Galatasaray'ın bu seneki hastalığı. Daha rahat oynayıp maçın kontrolünü kendilerinde tutmak yerine kendi alanlarında rakip atakları karşılamaya başlıyorlar. Bu dakikalarda daha hızlı çıkabilseler golleri artırırlar ama bu kalitede oyuncu sıkıntısı çekiyorlar. Pino bu anlamda iyi ama o da son vuruş ve paslarda etkili değil. Hızlı çıkabildikleri dakikalarda da önde olmanın verdiği rahatlık gol atma isteklerine de yansıyor.
Maçı şöyle bir özetlemek gerekirse, 20 dakika güzel ("Çok güzel" değil) oynayan Galatasaray, 25 dakika orta sahada mücadeleyle geçen bir ilk yarı.. 3. gol bile aslında kötü atılmış bir pas sonrası geldi. İkinci yarı Galatasaray herhangi bir lig takımı gibiydi, İBB daha istekliydi ama gol pozisyonuna girmekte zorluk çektiler. Ama gol her an gelebilirdi ve 66.dakikada Herve Tum'um kafa-sırt karışımı bir dokunuşuyla geldi. Pozisyon olarak bakıldığında Galatasaray'ın üstünlüğü bu yarıda da sürdü.
Ufuk her maçta üstüne koyarak oynuyor. Bu akşam diğer maçlara oranla pozisyonlarda daha kendine güvenli ve sakin bir portre çizdi. Yediği golde de refleksi çok iyiydi, neredeyse kurtaracaktı ama olmadı. Kornerleri ve yan topları tek tek toplaması oluşabilecek gol pozisyonlarını başlamadan bitirdi. Ufuk yan toplarda etkili ama Galatasaray defansı bu anlamda kötü. Ben merak ediyorum, Galatasaraylı futbolcular adam adam durmasalar da alan markajı yapsalar, o mesafeden oraya kadar gelen topa enaz birisi çıkamaz mıydı? Bu sorum özellikle kornerler için geçerli. 40-50 m. havada uçan topa Galatasaray ceza alanında rakip oyuncu nasıl bomboş kafa vurur? Çünkü her birini rakip bir tarafa çekiyor, oraya koşu yapan futbolcu antremanda gibi kafa vuruyor.
Rijkaard bu kez doğru adamlarla maça başladı. Belki Cana-Aydın yerine M.Sarp/Barış-Kewell ile başlayabilirdi. Onu da 61. dakikadaki değişiklikle yaptı. Kewell'ın özellikle iç saha maçlarında ilk 11'de oynamasından yanayım. Doğru seçimi sağ kanatta Serkan-Pino ile başlayarak yaptı. Maçın başlamasıyla beraber tüm ataklar sağ kanattan gelişti ve etkili de oldu. Sol ayaklı oyunculardan sağ kanat adamı, stoperden sağ bek yaratmaktan vazgeçti bu kez. Pino'nun maçın içinde Aydın'la yer değiştirmesiyle etkisi azaldı.
Misimovic'in gelişi Galatasaray'ı etkilemiş. Çok iyi oynamasa bile onun varlığını bilmek diğer oyuncularda etkili oluyor. Bu akşam bir kaç etkili pas attı, arkadaşlarına yardım etti ve koştu. Oynadıkça daha iyi olacağını gösteriyor. Pasları iyi, presi ve şutları kötü. Bu da onun henüz güçsüz olduğunu gösteriyor. Duran tüm topları Misimovic kullanırken, penaltıyı evvel hafta Kewell, bu hafta da Baros'un kullanmasını garipsiyorum ancak henüz güçlenmemiş olmasını sebep olarak düşünüyorum. Biraz da kendini takıma henüz lider oyuncu olarak kabul ettirememiş olmasının bir göstergesi olarak da kabul edilebilir.
Aydın Yılmaz hala kendini geliştirememiş. Arda'nın sakat olması ve Kewell'ın kontenjana takılması sonucu ilk 11'de yer buldu. Önceki maçlardan daha iyi oynadığını düşünmüyorum. Lorik Cana kötü oynamadı, bence o da kontenjandan dolayı çıktı. Serkan Kurtuluş böyle iyi oynarsa, Sabri'nin zaman zaman gerçek yeri olan orta sahada oynaması kimseyi şaşırtmasın. Ayhan Akman bu seneki istikrarını sürdürüyor, tebrik etmek lazım.
Haftaya Kardemir D.Ç. Karabükspor maçı, dört haftadır galip gelen Galatasaray'ın bir istikrar yakalayıp yakalamadığı ve yükselişte olup olmadığı hakkında iyi bir sınav olacak. Bu maçın sonucundan sonra Galatasaray için daha net ifadeler kullanabiliriz diye düşünüyorum.