​ Güç ve ateş / Haber / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Kasım '06

 
Kategori
Haber
 

Güç ve ateş

Güç ve ateş
 

Bugün bir yazı okudum, 2005 yılında yazılmış bir makaleydi...

Sonra blogları gördüm bir kaçını okudum, evlerinden, dertlerinden, hayatın normal çizgileri dışında seyreden bir kaç olaydan bahsediyorlardı.

Sonra etrafıma baktım, yetişmesi gereken işler, içilmesi gereken bir çay, akşam televizyondan izlenecek bir papa...

Yani her şey aynıydı. 2005 yılına ait makalede anlatılanlar, bugün yaşananlardan farksızdı. Yıl 2006 olmuştu ama değişen bir şey olmamıştı. 2007'de de değişmeyecekti. Zaten yüz yıllar öncesinde de aynıydı.

Güç ve ateşle imtihan insanların gerçek yüzünü ortaya çıkarıyordu her zaman. Saflık masumiyet ve erdem yerini vahşilik ve harisliğe bırakıyor. Maskeler düşüyor gerçek yüzler görünüyordu. Güç ve ateş...

2005 yılında yazılan makelede dünyadaki güç mücadelesi ve bu mücadelenin neticesindeki insanları kavuran ateşten bahsediyordu. Bir grup insanın, paramı ? petrol açlığımı? yoksa takıntı haline dönüşen adına inanç dedikleri safsata yüzündenmi? nedendir bilinmez, yıllarca özgürlük ve insan hakları diye ders veren bir imparatorluğu arkalarına takıp insanlığı nasıl katlettiğini anlatıyordu.

Evet makale 2005 te yazılmıştı. Ama 2004 ten farkı olmadığını yazıyordu o anki durumun. Hatta 35 yıl öncesinden de farklı olmadığını. Demokrosi imparatorluğu ABD nin söyledikleriyle yaptıklarının ne kadar çeliştiğini anlatıyordu ünlü yazar SEYMOUR HERSH. Ve o yazıdan bir alıntı yapmak istiyorum. Ben çok etkilendim bu hikayeden: (Democracy Now - FRANKFURT)

"1968'de bir grup asker bir köye giriyorlar. Vietnam'a gelişleri üzerinden üç ay geçmiş ve birliğin yüzde 10’unu kaybetmişler; kazalarda, çatışmada ve bombalamalarda 10-15 kişi ve sona gelmişler, düşmanla karşılaşacaklarını ummuşlar ve orada sadece 550 kadın, çocuk ve yaşlı adam varmış. Hepsini öldürmüşler. Bir gün sürmüş. Köyün ortasında durup yemeklerini yemişler. En çok ateş eden askerlerden biri. Siyah ve İspanyol kökenli askerler, 90 kişilik birliğin 40’ını onlar oluşturuyordu, sadece havaya ateş açmışlar, hendeğin içine hiç ateş etmemişler. Siyahlar ve İspanyol kökenliler havaya ateş açarken çoğunlukla beyazlar, şimdi olduğu gibi, Ordu Yedeklerine ve Ulusal Muhafızlara katılarak alacakları paraya bakan orta alt sınıftan beyazlar bu katliamı gerçekleştirmiş. Bunlardan biri Paul Medlow adında bir askerdi. En çok ateş edenlerden biriydi. Ertesi gün herkesin hatırlayacağı bir an yaşanır. Hendeğin dibindeki kadınlardan biri iki yaşındaki çocuğunu üzerine yatarak saklamış ve kurşunlar kadını öldürdüğü halde çocuk ölmemiş. Herkes oturmuş K tayınlarını yerken - o devirde böyle deniyormuş, şimdi MRE deniyor – çocuk bir şekilde hendekten tırmanarak çıkar ve ağlamaya başlar. Calley, meşhur Teğmen Calley, bu trajedinin Lynndie England’ıydı o; Medlow’a öldür onu, “Fişini çek” dedi. Ancak Medlow, o kadar çok atış yapan, tam 200 mermi harcayan Medlow bir şekilde bunu yapamadı. Bunun üzerine Calley, karabinasıyla çocuğun yanına koşup onu kafasının arkasından vurdu."

Ve o çocuk ölür, iki yaşında, demokrosi nedir bilemeden.

Demokrasi, insan hakları ve özgürlükler...

Amerika hala insan hakları ihlali yapan ülkeler listesini yayınlamaya devam ediyor, bu listede benim ülkeminde adı geçiyor, ırak ta 655 bin kişi öldü ve fazlası ölmeye devam ediyor..

Ağırıma gidiyor, ama ben çay içmeye devam ediyorum, akşam oluyor yine, muhtemelen haberlerde papayı izleyeceğim.

Evet, hayat devam ediyor, hiç bir şey olmamış gibi....

 
Toplam blog
: 23
: 2625
Kayıt tarihi
: 28.11.06
 
 

İnsanca yaşamaya çalışan, zaman zaman düşen, zaman zaman kalkan, zaman zaman kaygılara kapılan, zama..