​ Gülersen Güçlenirsin / Gündelik Yaşam / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Mayıs '08

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

Gülersen Güçlenirsin

Gülersen Güçlenirsin
 

Gülmek Hayatın Şekeriymiş


6 tane saatim oldu. Öyle ucuz ki. İşporta tezgâhlarında çeşit çeşit, renk renk saatler. Hepsi Çin malı. Fiyatları 4–5 YTL. Hoşuma gidiyor alıyorum, sonra metalleri kolumu yara yapıyor ya da sıkılıyorum, takmıyorum. Ama yine de ilgimi çekiyor, bakmadan duramıyorum.

İzmir Konak / Kemeraltı ve semt pazarlarında bu tür işporta saat tezgâhlarından bol bol var. Bir gün yine değişik bir şey var mı diye bakarken, bir hanımın satıcıya;

“Bunların markası ne” diye sorması beni uzun süre güldürdü.

Hala aklıma geldiğinde gülerim. Bu soruyu duyup da benim gibi gülen oldu mu, ya da duysalar onlara da komik gelir miydi bilmiyorum. Satıcı gülmedi.

Bir de bu aralar Cem Yılmaz’ın görüntülü telefon reklâmındaki kedisi Boncuğa çok gülüyorum. Bu reklâm çok eleştirilen bir reklâm haklı olarak. Fiziksel kusurların insanları rencide edici şekilde reklâmlarda kullanılması gerçekten hoş değil. Bunu bilmeme rağmen Boncuğu gördüğüm anda ya da onun yüzünü düşündüğümde kendime hâkim olamıyorum. Biliyorum geçecek, iyileşeceğim(!)

Blogda bazı arkadaşlarımızın yazılarına çok gülüyorum. Zaten galiba en çok da mizah yazılarını okuyorum. Ama çok ciddi yazıp beni güldürenler de var.

Genel olarak gülen, hatta ağlanacak hallere bile gülen en çok da kendine gülen bir insanım galiba.

Dikkat ediyorum tüm insanlar aynı şeylere gülmüyor. Bana komik gelen başkasına, başkasına komik gelen de bana komik gelmeyebiliyor. Neden?

Çünkü insanlar beden, duygu, akıl ve çevre bütünlüğü içerisinde, durumları komik algılıp gülüyorlar. Buna eğitimi de dâhil edebiliriz. Benzerlikler ne kadar çoksa, bize komik gelenlerde o kadar benzer olacaktır.

Fakat gülünecek şeyler aynı zamanda özneldir de. O anda ve durumda, güldüğümüz şey başka zaman bize komik gelmeyebiliyor.

Sadece bedenimizle ( gıdıklanma ya da histerik nöbetlerde olduğu gibi ya da gülme gazı ile) güldüğümüz gibi duygularımızla ( öfke, kızgınlık, küçümseme) veya aklımızla da gülebiliriz. Ya da güldüğümüz şeyler çevremizden öğrendiklerimiz sonucu oluşabilir.

Ama galiba en ideal gülme beden, duygu, akıl ve çevre bütünlüğü içerisinde ortaya çıkan gülmedir.

Bir de tabi bunun psikoloji ve fizyolojiyi ilgilendiren yönü var. İşte bu anlamda gülmeyi inceleyen bilim dalı da “Gelotoloji” imiş. Bu bilimi yeni duydum.

Gülme merkezimiz beynimizdeki ventromedial prefrontal korteksmiş. Buradan doğal ağrı kesici olarak bildiğimiz kanımızdaki çeşit çeşit mutluluk hormonlarının babası endorfin salgılanıyor, endorfin gevşememize sebep olup, bu rahatlık da kahkahayı doğuruyormuş.

Fakat endorfinin salgılanıp gülme ve kahkahanın ortaya çıkması için, bizim beklentilerimizin dışında, tahmin etmediğimiz bir durumla karşılaşmamız, karşılaşılan durumla ne denmek istediği ve ne amaçlandığı düşünülürken bir yandan da refleks olarak söylenen sözün saldırgan olma ihtimaline, birey karşı savunmaya geçermiş. Bu süre farkına varılamayacak kadar kısaymış. Durum veya sözün anlamı çözüldüğünde ise ani bir gerilimden kurtulma, gevşeme ve sonrasında da gülme, kahkaha.

İşte aklımıza bile gelmeyecek bir anda olmadık bir olay, durum ya da sözle o dakikanın ilgisini kurabilip, çözme işlemini aklımız başarıyla tamamlayabiliyorsa gevşeyip gülebiliyormuşuz.

Şöyle de düşünebiliriz. Espri olarak algılanan bir çelişkidir aslında ve o anda insan beyni için bir şoktur. Beyin espri içindeki çelişkiyi anladığı anda psikoloji devreye girerek gülme refleksiyle beyini adeta durdurarak çelişkinin dışına alır ve beyni korurmuş. Fakat bu çelişki üzerinde çok fazla düşünürsek bu sefer de duruma gülemezmişiz. İlginç.

Gördüğümüz gibi fizyolojisi biraz karışık. Ama gülmek sıkıntıları dengeleyen gerilimlerimizi azaltan bir şey. Bunu hayatımızda bilinçli olarak kullanabildiğimiz ölçüde de hayatın zorlukları ile daha kolay başedebileceğimiz ve dolayısıyla çözüm üretebileceğimiz gerçeğini unutmamalıyız bence.

Bazen yalandan bir gülüşün bile içinde bulunduğumuz durumu nasıl farklılaştırdığını deneyerek görebiliriz.

Fakat bunun için bir sürece ihtiyacımız var. Ve tabi öğrenmeye. Örneğin kendimle dalga geçmeyi ve kendime gülmeyi ben belirli bir süreç sonunda öğrendim.

Bu biraz da kendimle ve beni geren sıkıntı veren durumlarla barış imzalamam anlamına geliyor. Gülmek, gülebilmek güç ve kontroldür. Hayatta inisiyatifi ele geçirmektir bence.

Sadece gülen değil güldüren bir kişi de olmak gerek sanırım. Bunun için de yetenek kadar bu konuda zekâyı kullanabilme becerisini de aktifleştirebilmeliyiz.

Bir Alman Atasözü ile bitiriyorum “Gülmek hayatın şekeriymiş.”

Tijen Taşlı- İzmir

 
Toplam blog
: 156
: 2800
Kayıt tarihi
: 03.04.07
 
 

SÖZ UÇAR, YAZI KALIR. 9 Eylül Ünv. İşletme mezunu, 9 Eylül Ünv.Sosyal Bil. Ens.Sağlık Kurumla..