- Kategori
- Dünya Kadınlar Günü
Gün, gece ve erk

Kaynak: Web
Vakti zamanında sanayi devrimi ilk meyvelerini vermeye başladığında, sermaye sahipleri kadın işçileri neredeyse bedavaya çalıştırırlarmış. Öyle zamanlar ki, ırkçılık had safhada, burjuva sınıfı tarihinin en yüksek lütfunu teneffüs ediyor.
Yıl 1857, 40.000 kadın dokuma işçisi New York’ta grev yapıyor, daha iyi çalışma koşulları istiyorlar. Çünkü ölümüne çalıştırılıyorlar. Grev esnasında fabrikada çıkan yangında içeride kilitli kalan işçilerden 129’u can veriyor, o gece hemen oracıkta.
53 yıl sonra bir toplantıda anılıyorlar hemcinsleri arasında bu olay nedeniyle can verenler, “Dünya Kadınlar Günü” fikri ilk kez orada gündeme getiriliyor. Olayın üzerinden 120 yıl geçinceye dek bekliyor bu fikir kabul edilmeyi...
Yanlış okumadınız, Birleşmiş Milletler Örgütü 120 yıl sonra, 16 Aralık 1977 tarihinde 8 Mart'ın Dünya Kadınlar Günü olarak kutlanmasını kararlaştırıncaya dek resmiyet kazanmamış bu tarih.
Gündüzünün, gecesinin, emeğinin, iş yaşamındaki haklarının karşılığını almak istediği için ölen, dayak yiyen, itilip kakılan, taciz edilen, bağırılıp çağırılan, aşağılanan isimsiz kadınların günü bu gün. Kimler tarafından? Kendi iş arkadaşları, hayat arkadaşları, iş verenleri, hatta aileleri tarafından, hem de gayet “doğal” karşılanarak...
Ezilen, hor görülen kadınlar, kim için çalışıyor, emek veriyorlar, bu kadar eziyet çekiyorlar sizce?
Kentimizin sokaklarında çocuklarının ekmeği için sabah-akşam mesai yapan, fırsat bulduğunda da evinin işine koşan, akşama ne yemek yapacağını düşünerek vitrinlerin önünden hızlı adımlarla geçerken gözü o güzel elbiseye kayacak diye korkan kadınlar var.
Köylerimizde ise ocağı için çalı çırpı toplayıp, eşeği bile ardında bırakıp yokuşu ondan önce çıkan 70’lik ninelerimiz var. İşte bu kadınlarımız asıl tebrikleri hak eden... En yakınımızdaki gerçek mağdurlara bir bakmak, hatırlarını sormak için bir fırsat olmalı bugün.
Hayat onlar ile güzel ise eğer, bunu bize emeği geçen tüm kadınlara hissettirmeliyiz. İlla çiçeklere, hediyelere ihtiyaç da yok üstelik; iyi ki varsın, iyi ki bu işleri birlikte yürütüyoruz demek yeter. Bir omuz verip, gönlünü alın, en önemlisi de, hakkını verin. Kadınların hakkı ödenmez.
Ne kadar günümüzde iyileştirilmiş olsa da kadın hakları, “erk” erkeklerde...
Ne istiyor ki kadınlar; adaletle yaşamak, ayrımcılığa kurban olmamak!
Erk sahibi olanın gazabına kurban olmasına karşı duracak kanunlar, bu kanunları işletecek bir hukuk sistemi, her şeyden önce de destek istiyorlar güç sahiplerinden.
Çok şey de değil istenilenler, onca çekilen acıdan bir ders almak isteyenler için.
O korkunç gecenin alevleri arasında haklarını arayan mazlumlardan öğrenilecek çok önemli bir şey var. İşte de, evde de her birimiz bize kulak verecek, anlayacak birini istiyoruz.
Diyeceğim o ki, gün ve gece gibi erk ile şefkat de... Güç, güçsüze adaletle hükmetmedikçe erkek de olsa, kadın da olsa zalimlik etmiş olmaz mı?
Sevgi ve adalet her gün bizimle olsun.