​ Günlük / Anılar / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Mart '07

 
Kategori
Anılar
 

Günlük

Günlük
 

Ne yazardım eskiden.. Aklıma gelen herşeyi, gün içinde yaşadığım herşeyi yazardım günlüğüme, hatta günlükler dar gelir olur da unuturum diye defterimin arasını, kitaplarımın boş sayfalarını doldurur sonra eve gider günlüğüme geçirirdim.. Şuan yok elimde yazdıklarımdan tek bir sayfa bile, yırtıp attım günlüklerimi; gizlerimi, sırlarımı yırtıp attım şimdi ise kendimden intikam alırcasına yazıyorum kendimi açıkça yine bulduğum heryere ..

Yazıyorum ama bu kez yırtıp atmak istemiyorum, pişmanım..

Komik gelmişti yazdıklarım okuyunca sonra, gülmüştüm kendime ve "aman durmasın saçmalık" deyip yırttım şimdi ise diyorum ki "ne saçmalamışım, nasıl kıymışım günlüklerime"

Yazdıklarım bendim, ben kendimi anlatıyordum yazarak onlara ve dört günlük sırdaşım olmuştu, dört büyük günlük benim özelim olmuştu ama ben ne yaptım en büyük sırdaşımı bana ne bir ihaneti olmuş ne bir zararı dokunmuş olan dört büyük sırdaşımı harcadım yok yere.. Şimdi unutuyorum "ya nasıldı o olay ya çok gülmüştüm" diyorum ve hatırlayamıyorum ve bin pişman oluyorum çünkü güldüğüm herşey üzüldüğüm herşeye, kızdığım, heyecanlandığım, dilediğim herşeye kadar sırdaşlarımda saklıydı ama ben ne yaptım, onları, anılarımı bir artık gibi çöpe attım..

Utanırdım olur da annem alır çekmecemden okur diye onları, okur da benimle dalga geçer diye.. Saklayamazdım ki temizlik anında evi didik didik eden, milimetrekaresine kadar heryerini temizleyen temizlik hastası annemden, elbet bulacaktı, bulunca merak edip okuyacaktı ve ablalarıma da bahsedecek ve hepsi birden benim o yazdıklarımla dalga geçecekler diye korkuyordum ama şimdi düşünüyorum da yazdıklarım o ufak yaşın gerektirdiği yazılardı ve olması gerektiği kadar masum ve komikti benden büyük için, ne bileyim utandım işte dedim ya o yaşın gerektirdiğiydi ve yine o yaşın gerektirdiği utangaçlıktı o da..

Yaşatsaydım onları, ben yaşımı alırken onlar hala aynı yaşında aynı saflıkta olacaklardı hala taptaze ve ben onları okuyup canlı kalacaktım, kahroluyorum..

Çok güzel şiirlerim de vardı günlüklerimde en azından şiir denemeleri diyeyim ama hiç aşk şiiridir ayrılık şiiridir beceremezdim, hep Atatürk'e hitaben olurdu benim şiirlerim, heralde o yaşta da aşk şiiri yazmak biraz yaşın aykırılığı olurdu, çocuktun, herşey oyundan herşey saflıktan ibaretti..

Büyüdüğümü hissediyorum tabir-i caizse "eşek kadar oldun" derler ya aynen öyle. Sıkılıyorum bu durumdan, geriyor beni küçüğüm ben. Bıraksan oyun oynarım ben hala ama değilim işte eşek kadar oldum..

Herkes gibi ben de çocukluğuma dönüp m ahalleme dönüp maç yapmak istiyorum, saklambaç oynamak istiyorum, koşuşturmak istiyorum serseri mayın gibi oradan oraya. Tamam kabul ediyorum 20 yaşında mahallede bunu yapan bir kıza "deli" derler ama çocukken günlük tutmuş olana ya da çocukken yazdığı günlükleri saklayana demezler heralde ve ben mahalleme dönüp oyun oynamayı geçtim, ben çocukluğuma dönüp yazdığım o güzel günlüklerimi geri istiyorum hatta o yırtıp attığım gün bile yeter o güne geri dönmek ve o yanlış kararı almamak istiyorum, hala çekmecemde dursunlar istiyorum..

 
Toplam blog
: 8
: 544
Kayıt tarihi
: 15.03.07
 
 

Her insanın hakkında söyleyecek çok şeyi vardır, bıraksan herkes sabaha kadar kendini anlatır ama bö..