Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Ağustos '09

 
Kategori
Siyaset
 

Güroymak bizim köyümüzdür; Norşin sizin köyünüzdür!

Güroymak bizim köyümüzdür; Norşin sizin köyünüzdür!
 

"Orda bir köy var uzakta
O köy bizim köyümüzdür
Gitmesek de gelmesek de
Yolunu yapıp elektrik götürmesek de
İş imkanı aş imkanı vermesek de

İsmini, cismini görmesek de
Dilini, diyarını bilmesek de
O köy bizim köyümüzdür.

Adını koymak da bize düşer!"

Bu (siyah dizili karışım bana aittir) şiiri bilmeyen yoktur. Devletçi aydın'ın Anadolu'ya, özellikle de Güneydoğu Anadolu'ya bakışını en veciz şekilde ifade eder. Ta ilk mekteplerde okuduğumuz bu şiirde, gitmediğmiz, görmediğmiz köylerin "bizim köylerimiz" oluşundan söz edip durmuşuzdur. Bu köylüler ne yer, ne içer; neyle geçinir; nasıl konuşur, nasıl anlaşır; yolu var mıdır, suyu akmakta mıdır; çocukları okumakta mıdır; bir isteği, bir arzusu var mıdır, bunları soran soruşturan olmamıştır yıllarca..

Ama lafa gelince; O köy bizim köyümüzdür!..

2010 yılına merdiven dayamışken, hala ayın kafa, aynı zihniyet bağırıyor: O köy bizim köyümüzdür; adı Norşin değildir, biz ona Güroymak demişizdir.. Adını biz veririz, başka bir şeyine de karışmayız!..

Cumhurbaşkanı Sayın Gül, Bitlis'in sonradan İlçe olan ve adı Güroymak olarak değiştirilen köyünde, köylülere hitap ederken, onların kullandığı ismini söylemiş beldenin; Norşin demiş..

O diyarlara hiç ayak basmayanlar, Sivas'tan ötesinde esamesi okunmayanlar veriyorlar hamasi cayırtıyı; nasıl olurda Güroymak'a Norşin dermiş, Cumhurbaşkanı..

Hızını alamıyor, ayarını tutturamıyor işi "Bizans tekfurluğuna" getiriyor; İstanbul'a da Konstantinepolis mi denmeliymiş.. Yani ajite etmek, saptırmak ancak bu kadar olur!

Bu ülkenin Türk'ünün Kürdünün otuz yıllık fitneyi içinden atıp barışmaya yöneldiği bir ortamda, bu ortamı zehirlemek için, bu kadar çaba alkışlanmaya(!) değer doğrusu!..

Bir siyasi partinin, oylarını artırmak için çeşitli atraksiyonlara yapması, iktidarı taşlaması Türk siyasi hayatının normallerinden sayılır. Ancak, ucunda kan olan, binlerce cana ve hesapsız maddi kayıba mal olmuş "terör belasının" ortadan kaldırılması için girişiler çabaları böylesine sabote etmek, Türki siyaseti için bile affı mümkün olmayan bir haldir.

Cumhurbaşkanını "Tekfur" (Bu sözcük ıstılahta Bizans'a bağlı yönetimleri ifade eder ama sözlük anlamı da Müslüman olmayan demektir) ilan eden, sorunu çözmeye yönelik çaba sarfedenleri "hain" olmakla suçlayan bu sertlik, ilerde kırılma olursa, bu kırılmanın da müsebbibi olacaktır.

Otuz yıllık kanlı geçmişi görmeden, hala barışı baltalamaya çalışmak, nasıl bir hesabın işi olabilir?

Her şey bir yana, sizin teklifiniz, sizin çözüm planınız nedir?

Ne yapalım, 25 yılda otuz bin can verdik; yetmiş iki milyonu tüketmek için daha kaç yıl bu "iç kavgayı" sürdürelim..

Sahi, otuz bin, yetmişiki milyonun kaçta kaçıdır?

Aklınızı başınıza toplayın, geç olmadan!

 
Toplam blog
: 1645
: 822
Kayıt tarihi
: 19.01.08
 
 

Edebiyat, kamu yönetimi ve gazetecilik tahsili... 27 yıllık eğitimcilik hayatından sonra emeklili..