- Kategori
- Deneme
Güz
Bir adı daha var; Sonbahar... Hani, rengi sarı hüzün... Tadında ayrılığın burukluğu...
Göz yaşı; olmazsa olmazıdır sonbaharın...
İlkbaharda ruhumuzda yeşeren tüm umutlar, sıcak yaz günlerinin kırmızı doruklarına taşır bizi... Sarı Eylüllerde yaşanan hayal kırıklıkları, umutlarımızı griye dönüştürür.
O sımsıcak ışıl ışıl bakışlar, yerini solgun ifadelere bırakır. Yazlıklar boşalır birer ikişer... Cıvıl cıvıl sahilde, ayak izleri yerine derin sessizlik vardır.
“Bu yaz da geçip gitti. Önümüzdeki kış nasıl geçer? Yaza çıkar mıyız?” gibi kaygılı sorular dolanır düşüncelerimizde. Öyle ya! Geçen sonbahar “Hoşça kal” dediğimiz karşı komşumuzun ölüm haberi, bu yaz üzmedi mi tüm site sakinlerini? Evvelki yıl bitişikte oturan komşuyu yitirmemiş miydik hem de çok genç yaşta!.. Neler oluyor? Her yaz bir kişi eksilerek mi oturacağız muhabbet soframıza?..
Nedendir bilinmez ama; hep sonbahara ödetilir her ayrılığın, her hüznün ve her göz yaşının bedeli... Yalnızca sonbahar mı gebedir ayrılıklara, gitmelere, hayal kırıklıklarına? Sonbaharlarda durur mu sanki yürek çırpması? Yok mudur bu mevsimde yeni yeni sevdalananlar?.. İlkbaharı ve yazı ayrı geçirip de bu mevsimde kavuşanlar? Ve kocaman kocaman aşklarını yaşayanlar!..
Orta yaşın merdivenlerini çoktaaan tırmanmış olanlar da, ikinci baharını yaşarlar; gençlere inat. Ve onlar sevginin sıcaklığının farkındadırlar. Dağarcıkları dop doludur. Sonbaharlardan çekinip korkmaz onlar. Evet onlar, ikinci baharların koca çınarlarıdır! Her sonbaharda dağarcıklarında ne var ne yok dökerler kucaklarına. Tek tek çözerler can sıkıntılarını. Yüreklerine batmış dikenleri ayıklayıp atarlar bir bir. Önce kırgınlıkları ve küskünlükleri koyarlar çöp poşetine. Bunların yerine dayanışma ve dostluk duygularını yerleştiriverirler. Sonra karamsarlıklarını silkeleyip atarlar. Artık onların umutları vardır; hep de var olan! Sadece telaş kavramı kalır geriye ve acele etmenin ne kadar gereksiz olduğunu düşünerek sıyrılıp kurtulurlar tüm telaşlarından. Çoook uzaktaki sevdiklerinin özlemini vuslata döndürürler. Bu vuslat anlarını kısacık bir telefon konuşması veya bir kaç fotoğrafla geçiştirirler.
Ve o koca çınarlar; onlar öyle bir gözle bakarlar ki solgun sonbahar güneşine. Ne kızgın yaz güneşinin ışıkları o kadar sıcak ve aydınlıktır. Ne de ilk baharın... Çünkü onlar, bedenlerinden yavaş yavaş eksilen gücün yerine , yüreklerinde kalan tek duygunun; sevginin! kıymetini çok iyi bilirler... Hep söylerim ya! Yeter ki insanın yüreğinde sevgi olsun. Yüreğinizde sevgi tohumları varsa; elbet filizlenir o tohumlar ve çiçeğe dönüşürler. Her doğan yeni gün, sizin katkılarınızla yaşanır...Son bahar hüznü mü? O; dünde kalır...