- Kategori
- Siyaset
Güzel günler göreceğiz çocuklar

Güzel günler göreceğiz çocuklar,
Motorları maviliklere süreceğiz…
&&&
Bu umut değimlidir bize güç veren, çalışma azmi veren.
Bu umut değimlidir, güneşli günler hayalimzi zındanlara kitleyen.
&&&
Ortadoğu fokur fokur kaynıyor. Yanardağdan aniden püsküren lavlar misali Tunus’da ve Mısır’da hükümetler gitti. Biri yirmi diğeri otuz yıl iktidarda bulunan diktatörler görevlerini tamamladılar, yükte hafif pahada ağır ne varsa alıp kaçtılar. Şu günler sanki volkan biraz durulmuş gibi. Bu darbelerin arkasında her ne kadar ABD olduğu hissediliyorsa da, bu tek adamların insanlara ve o güzelim ülkelere ne kadar zarar verdiği ortada. Görünen o ki, ABD Ortadoğu halkları üzerinde giderek taban yapan itibarını yükseltmeye yönelik adımlar atacak. Yine kendi dediğinden çıkmayacak hükümetler kurdurup halkı mümkün olduğu kadar uyutmaya Ortadoğu’yu sömürmeye devam edecek.
Dikkatle bakıldığında bizde de durum hiç iyi değil. Sayın başbakan tek adamlık bayrağını eline almış hızla koşuyor. Kazanılmış birçok demokratik hakkı önünde engel görerek hızla bertaraf ediyor. Demokraside olmazsa olmaz kural olan kuvvetler ayrılığı prensibi çoktan dama atıldı bile. Hızla kuvvetler birliğine yani tek adamlığa, yani diktatörlüğe doğru gidiyoruz. Bu seçimlerde eğer dur demezsek, ileriki bir tarihte Tahrir meydanının bir benzeri bizde de oluşabilir. Tabii bu yol biber gazları, coplar, zindanlarla dolu olacak.
AKP den neden bu kadar karamsarız? Baktığını gören gözlere, duyduğunu anlayan beyinlere sahip, içinde vatan sevgisi olan her TÜRK evladı bu sorunun cevabını bilir. Yinede bir iki önemli ayrıntıdan bahsedelim.
1) Necmettin Erbakan’ın borcu afedilmiş, buna karşılık AKP den bir kısım oyu alacağı ortaya çıkan Saadet partisi bölünmüş, bertaraf edilmiştir. Bu af edilen tirilyonun biz Türk halkının parası olduğu unutulmasın.
2) Referandum maddeleri içine MHP nin tabanından oy devşirme amaçlı olarak “12 Eylülden hesap sorulacak” maddesi konmuş, epeyde başarılı olunmuştur. Oysa AKP nin 12 Eylülden hesap sorma gibi bir niyeti asla yoktur ve olmamıştır. O elinden geldiği zaman 1923 den hesap sorma peşinde gibi görünmektedir.
3) Bütün bunlardan çok daha vahim olarak Öcalan ile müzakere sürecine girilmiş ve görüldüğü kadarı ile anlaşmalar da sağlanmıştır. Kendi tabanına selam niteliği taşıyan birkaç küçük eylem dışında PKK seçime kadar hiçbir eylem yapmayacak, bu da AKP tarafından halka başarı olarak yansıtılacak ve tek adamlık yolu bu seçimleri de kazanarak biraz daha aşılacaktır.
4) Artık medyada da açıkça yazılmaktadır ki, seçimlerden sonra köklü bir anayasa değişikliği yapılacak ve anayasadan “Türk milleti” ibaresi kaldırılacaktır. Yani Anadolu’dan Türklerin sadece asimilasyon yolu ile değil ismen de silinmesi sağlanacaktır. Bu PKK nın baş isteğidir. Arkadan valileri halkın seçmesi gündeme gelecektir ki bu da güneydoğudaki valileri Öcalan’ın, diğer yerlerdekileri Erdoğan’ın seçmesi anlamı taşıyacaktır. Şimdi Kuzey Irak’da Kürt dili eğitimini tamamlayıp gelenlerle eğitim o yörede Kürtçe haline getirilip, dil birliği bozulacaktır. Bunun anlamı da ister istemez bölünme olacaktır.
Sırf tek adam olup beş – on yıl dikta sürmek bütün bunlara değer mi? Onu bizim bilmemize imkân yok.
“Açılır kara kaplı kitap: zindan
kayış kapar kolumuzu
kırılan kemik, kan
hani şimdi bizim soframıza
yılda bir et gelir
ve çocuklarımız işten eve
sapsarı iskelet gelir
hani şimdi biz
inanın güzel günler göreceğiz çocuklar
güneşli günler göreceğiz
motorları maviliklere süreceğiz çocuklar
ışıklı maviliklere süreceğiz”
İzmir 2011-02-20