- Kategori
- Ben Bildiriyorum
Hadi Ordan! Özür Dilemiyorum!!!

RESİM: WWW.KOKSAV.ORG.TR'DEN
Özür kampanyasını başlatanları ve kampanyaya destek verenleri ART NİYETLİ veya CAHİL buluyorum.
1915-1922 arasında tarih sahnesinden silinircesine katledilen, toprakları işgal edilen vatanın ve sadece savaşlarla yaşadığı şehrin nüfusu 130 binden 8 bine düşen bir milletin evladı olarak;
Fransızlara, İngilizlere, Ruslara, İtalyanlara kendi ülkesini işgal ettikleri halde bu ülkelere laf söylemezken; bu ülkelerin ülkemizde ve dünya coğrafyasındaki türlü tecavüz, katliam ve yıkımlarını dile getirmediği halde kendi atalarına sakız çiğneme gevşekliğindeki ağzıyla sövüp fikir fahişeliği yapan,
72 millet gibi Ermenilerin de Osmanlı vatandaşı olduğunu unutup Osmanlının devrin kaos ortamında kendi vatandaşlarının can güvenliği için aldığı iyi niyetli kararları, hem o devrin şartlarına göre değerlendirmeyip hem de yeni kurulmuş Türkiye Cumhuriyeti’ni zor durumda bırakmak için Türkiye Cumhuriyeti’ne mal eden,
(Mesela; o yıllarda Erzurum halkı, benim ailem, daha güvenli olan Kayseri ve Tokat'a, Ermeniler Suriye ve Lübnan'a hicret ettirilmiş ve yollarda devrin her türlü olumsuzluklarından canlarıyla mallarıyla etkilenmişlerdir. Cumhuriyetin ilanından sonra ailemizin bir kısmı Erzurum'a dönmüş, bir kısmı Kayseri'de kalmış! Aslında, gerçekler herkes tarafından berrak şekilde biliniyor. İnsanlık tarihinde 80 yıl, 100 yıl unutulacak kadar fazla bir sene değil. Mesele, birileri acılarını kendi yurdunda içine çekmiş, birileri de Osmanlı'dan kopup yeni bir ülke kurdukları için bunu dillendirmiş, ulusal çıkarları için kullanmış.)
Osmanlıyı kendi tarihi ve atası olarak kabul etmediği halde, Osmanlının aldığı kararlardan dolayı özür dileme erdemini gösterme yalakalığına bulaşıp acziyetiyle kendisiyle çelişen,
Atatürk ve silah arkadaşlarının neden ve kimlere karşı kurtuluş mücadelesi verdiğini unutup, vatansızlığını ve kendi ideolojisini resmi ideoloji sanan,
Bugün ezik ruhların, kendi atalarına ve vatanlarına yapılan kırımdan ve tecavüzden bahsetmeden Batı’ya şirin görünmek uğruna vatansızlığı, bayraksızlığı ve köksüzlüğü tercih ettiği halde hariçten gazel okuyan,
Kendi midesi ve aklı dışında hiçbir sosyal değer taşımayıp başta kendi geçmişinden bir bütün olarak utanıp, tarihiyle barışık insanlara ve o insanların en yüce değerlerine ağzından salya akarcasına küfreden,
Sırf dinsizliği yüzünden ecnebiden daha çok kendi halkının ekserisinden tiksinen ve nefret eden, milletine ve atalarına düşman olup kendince taraf olduğu kitlenin acılarını dile getirerek insancıl görünen,
Ülkedeki mezhep çatışma ve terör mağdurlarının sadece bir tarafını dile getiren,
Sırtını hiçbir millet ve medeniyete yaslamamanın kolaycılığıyla sifonu çekilmemiş kenef gibi koku yayan veya bağlı olduğu kültür ve medeniyeti saklayarak kendi soykırımlarını ve terörlerini gizleme uyanıklığı yapan,
İçi boş olduğu halde hâkim veya güçlü tarafın söylemlerini düşüncesizce papağan gibi tekrarlayıp, güce mavi boncuklar dağıtıp madrabazlık yapan,
Neye niçin sövdüğünü veya ezber sövgülerin nedenini bilmeyen,
Ülkeyi karıştırmak isteyen, ülkeyi kamplara bölmek isteyen dış güçlerin ve mihrakların varlığını bildiği halde bunu dillendirmeden, dış mihrakların aleti olan birkaç kişiye bakıp da dış mihrakların istediği kamplaşmaya, kutuplaşmaya yardımcı olan,
Bugün bile benim teröristim seninkinden iyidir mantığıyla başımıza sözde insanlık havarisi kesilen, İnsanlara sevgi ve saygıyla değil de korkuyla ve kinle, farklı saplantılarla bakan, şahsiyetsiz ve insanlıkça çulsuz insanların çıbanına bastım ve kalbini kırdıysam, ÖZÜR DİLEMİYORUM.
Evrenin dönmesi için gerekli sinerjiyi veren fikir çatışmasına, onurla ve saygıyla emek veren tüm insanlara saygılarımı bildirirken bilmeden kalplerini kırdıysam hepsinden özür diliyorum.
Not: Osmanlıyı oluşturan veya halen ülkemizde beraber yaşadığımız masum halka (Türk, Ermeni, Kürt, Laz, Arnavut, Arap, Çerkez, Boşnak, Bulgar, Zaza, Gürcü, Azeri vs.) kast etmiş tüm canileri ve zihniyetleri şiddetle kınıyorum.
26 Şubat 1992 HOCALI KATLİAMI LÜTFEN İZLEYİNİZ.
Yeryüzünden bir kasabanın nasıl silindiğini öğrenmek ve izlemek için lutfen siteye giriniz:
http://video.google.com/videoplay?docid=-8012256244273641788
BASIN AÇIKLAMASI
Türkiye’de bazı aydınların başlattıkları özür imza kampanyasına Türk Tarih Kurumu Ermeni Masası içerik, zamanlama ve yöntem açısından olumsuz bakmaktadır. Özür metninde geçen “Büyük Felaket” sözü Ermeniler tarafından “Soykırım” ile eş anlamda kullanılan bir ifade olup, aydınlarımızın 1915 olaylarına kamuoyunda haklı olarak Ermenistan penceresinden baktıkları şeklinde bir algılamaya yol açmaktadır. Yine bildiride geçen “İnkar” sözcüğü teknik olarak Yahudilerin başına gelenleri kabul etmeyenlere uygulanan hukukî bir cezai müeyyide doğuran bir ifade olması nedeniyle, açıkça Türk milletini suçlu ilan etmektedir.
Türk Tarih Kurumu Ermeni Araştırmaları Masası, metinde geçen ve 1915 olaylarına “Duyarsız” kalındığı şeklinde suçlamayı ya da kabullenmeyi yanlış ve haksız bulmaktadır. Türk Tarih Kurumu yıllardır Ermeni sorunu ile ilgili yayınlar yapmakta ve uzmanları basında sıklıkla yer almaktadır. 1915 Olaylarının akademik ortamlarda bilimsel ölçüler içerisinde tartışılması öteden beri TTK tarafından savunulmakta ve bu bağlamda Ermeni ve Türk tarihçilerin katılacakları ortak bir tarih komisyonu kurulması konusundaki girişimlere öncülük etmekte, ancak bu girişimleri soykırım iddia sahiplerinden yanıt bulmamaktadır. Ayrıca TTK, I. Dünya Savaşı sırasında bütün Osmanlı vatandaşlarının çektiği sıkıntıların ve yaşadıkları acıları tespit etmekte ve yaşanan bu ortak tarihin önyargısız ve ideolojik görüşlerden olabildiğince uzak bilim adamları tarafından tartışılmasını desteklemektedir. Bu sıkıntıların ihalesinin bu savaşı başlatan Batının üzerinde kaldığı muhakkaktır. Bu gerçek görmezlikten gelinmekte ve gereği derecede ifade edilmemektedir.
Buradan hareketle, TTK, Ermeni araştırmacılar ile birlikte çalışılabilecek her türlü bilimsel girişimlere açık olmuş, 2005 yılında VAT Platformu çerçevesinde Ermeni tarihçilerle belge değişimi yapmış, 2007 yılı Mayıs ayında Oslo’da tarafların tam olarak temsil edildiği ortak bir çalıştaya katılmıştır. Türkiye’de düzenlenen Ermeni sorunu ile ilgili kongre ve sempozyumlara da iştirak etmeyi görev bilmekte, ancak Bilgi Üniversitesi örneğinde olduğu gibi, genellikle bu toplantılara katılım talebi geri çevrilmektedir. Ayrıca Kurum olarak Türkiye ile Ermenistan arasında ilişkilerin normalleşmesi yönünde atılan her türlü adımı desteklemekte, son zamanlarda sıklaşan ilişkilerin olumlu yönde atılmış adımlar olduğunu değerlendirmektedir.
Bu nedenle TTK, özür kampanyasını zamansız, taraflar arasında güven ortamını zayıflatacak ve halkların birbirlerinden uzaklaşmalarına sebep teşkil edecek bir metin ve yeni bir engel olarak görmektedir. Söz konusu metin 1915 Olaylarından sadece bir tarafı sorumlu tutmakta ve bu yüzden özrü gerekli görmektedir. Halbuki tarihte yaşanmış olaylara tarih biliminin metodolojisi doğrultusunda yaklaşılmalı ve tek tarafın görüşlerini kabul ettirmeye yönelik kamuoyunu yanlış bilgilendiren girişimlerden uzak durulmalıdır. Aydınların sorumluluğu da bu yönde olmalıdır. Tarih bir kan davası alanı olmaktan çıkarılmalı ve tarihçilere bırakılmalıdır.
TÜRK TARİH KURUMU