- Kategori
- Kültür - Sanat
Hadise (Düm tek tek) ya başarılı olursa? Başarı kimin?
Yaş kırk yedi. Yanlış hatırlamıyorsam ortaokul dönemlerimden bu yana eurovision’a (Uluslararası müzik yarışması ?) katılıyoruz. Müziğin evrensel olduğunu da insan ruhunda güzel duygular uyandırdığını da, .rengi, dini, ırkı olmadığını da o yıllarda öğrendiğimi hatırlar gibiyim. Eurovision her ne kadar uluslararası müzik yarışması ise de amacının, ülkelerin kendi dillerini, kültürlerini, müzik aracılığıyla dünyaya tanıtması, yayması olduğunu düşünüyorum.”Aman Petrol” ilk katıldığımız şarkı mı yoksa hafızama ilk yer eden şarkı mı emin değilim. Yazımın içeriği, istatistik çalışması olmadığına göre pek de önemli değil doğrusu. İlk katıldığımız şarkı hangisi, hangi şarkıcı seslendirmiş, kaç senedir bu çarkın içinde dönüyoruz, başarılı olabilmiş miyiz ya da başarısızlıklarımızın sebep ve nedenleri nelerdir? Belki her birini ayrı, ayrı ele alarak incelersek her konu sayfalara sığamayacak kadar çalışmalar gerektirebilir.
Başarı/sızlık/larımız, yıllarca göğsümüzü gere, gere bu bizim başarısızlığımız dediğimiz başarısızlıklarımız. Bazen başarısızlık ta bir başarıdır aslında. Sınavda kopya çeken bir öğrencinin aldığı en yüksek notun yanında, hakkıyla orta not alan öğrenci, kopya çekene göre başarılıdır.
“Düm Tek Tek” Türk Musukı sinde usul vuruluşlarını, bu kelimelerle dile getirişimizi, bir çoğunuza hatırlattığı gibi bana da hatırlattı. Bestekar ve söz yazarı böyle bir ilişki kurdu mu bilemem fakat hepimizin kalbini düm tek tek diye attırdığı bir gerçek. Müzik ritmik ve başarılı. Bu arada bestekarımızı da buradan kutluyorum. Elbette bir bestenin başarısı sadece bestekarına ait değildir. Aynı zamanda şair ve yorumcusunun da başarısıdır. Konu, uluslararası müzik yarışması, evrensel olan da, müzik olunca, önemli olanın, müzik olması gerektiğini belirtmek istiyorum.
İngilizce hepimizin bildiği gibi uluslararası bir dil elbette. Müzik de evrensel. Günümüzde neredeyse hepimiz kendi müziğimizin yanı sıra yabancı müzikleri de dinlemekten büyük bir haz alıyor, dinlediğimiz müziklerin sözlerini, “o” müziğin dilini bilenlerimiz haricinde, ne anlama geldiğini anlamadan da müziğin “o” evrensel ritmine kendimizi bırakıyor, tınısıyla huşu içinde bütünleşiyoruz ! Demek ki iyi müzik, kazanır. Hadise şu ki, müzik iyi ise Hadise, teferruat…
Hadise iyi bir yorumcudur. İyi bir eğitim almıştır. Dansçı arkadaşları da (Fransız) iyi dans ediyorlardır. Sözümüz yok. Belki de ilk üçe girer ve başarılı olurlar. Olurlar olmasına da, peki bu başarı kimin olur ? Kimin dilini, kimin kültürünü tanıtmış ve yaygınlaştırmış olunur ?
Öyleyse, ülkelerin kendi dil ve kültürlerini tanıtmak amaç, müzik te araç ise aracımız sağlam ve donanımlı olduktan sonra, bu araca kendi dil ve kültürümüzü yükleyerek, dilimizi ve kültürümüzü tanıtmak, yaygınlaştırmak yerine, aracımıza niçin başkalarının amaçlarını yüklüyor,
Ve hangi amaca hizmet ediyoruz ?
Başarı/sızlık/larımız, yıllarca göğsümüzü gere, gere bu bizim başarısızlığımız dediğimiz başarısızlıklarımız. Bazen başarısızlık ta bir başarıdır aslında. Peki, ya kazanırsak, Bu başarı Kimin?... .