- Kategori
- Siyaset
Haiti Müslüman değil, öyleyse deprem müstahak

Öncelikle bir yazı sunuyorum aşağıda, sonra yazı üzerine yorum yapacağım.
Allah, her an ve her yerde bizi görmektedir. Gizli açık her şeyimize nigehbandır. Bir yerde toplu işlenen cinayetlere toplum olarak tövbe edilmezse o bölge halkının başına bir kısım felaketler geldiğini Kuran bize söylemekte. Geçmiş kavimlerin başlarına gelen felaketlere bu açıdan bakıldığında konu daha iyi anlaşılıyor. Gelecekte bu çağda yaşanan felaketler kim bilir nasıl anılacak? Marmara depremi için kim bilir neler söylenecek? Haiti felaketi hakkında, Endonezya depremi ve tsunamisi hakkında... Haiti pek bildiğimiz bir ülke değil. Ama ülkenin temel bilinen gerçeği halkının çoğunluğunun büyücülükle uğraşmasıdır. Halkın dini bir tür Voodoo (Vudu) dinidir. Bir tür animizm. Voodoo inancı Haiti'nin ulusal dinidir. Haiti'de yasayan zencilerin büyük çoğunluğu satanist ayinleri yapar, insan kurban eder, büyü işleri ile geçimlerini sağlarlar. Büyü ve uyuşturucu işi bir arada gider. Bir olay meydana geldiğinde biz insanlar elbette bu olaydaki maksad-ı ilahiyi bilemeyiz. Buna imkan yok. Ancak Haiti'deki gibi, Endonezya'daki gibi büyük felaketler bizlere olayın tıpkı Kuran'da anlatılan geçmiş kavimlerin başına gelmiş büyük felaketleri hatırlatıyor. Bazı semtlerde, bazı bölgelerde ve bazı ülkelerde yaşayan insanların yaşantı biçimi ilâhî gayrete dokununca, o insanlara musibet indirir. Bu musibet bazıları için bir ceza, bazılarının günahlarının kefareti, af olmalarına vesile, bazılarının da derecelerinin yükselmesine ve sevaplarının artmasına sebep olur. Ancak musibet umumî olarak iner. Ondan herkes etkilenir. Bu konuda Kur'an-ı Kerim şöyle der: "Bir de öyle bir musibetten korkun ki; o, yalnız içinizde zulmedenlere isabet etmez (bu belâ başkalarına da geçer, umumî olur.) Bilin ki, Allah'ın azabı çok şiddetlidir."(Enfal Süresi 25) Biz bilmeyiz, elbette her şeyin doğrusunu Allah bilir. Her şey ama her şey takdir-i ilahidir.Bu eğer insani duygularınızı hala kaybetmediyseniz kanınızı dondurması gereken yazının sahibi Bugün Gazetesi yazarı Nuh Gönültaş. İlk vukuatı değil bu yazı. Leyla Gencer öldükten sonra da "Leyla Gencer'in Dini Neydi?" başlıklı kocaman bir "sana ne" sözünü hak eden yazı yazıp, "Leyle Gencer'i İstanbul'a getirip de suyumuzu kirletmeyin, hem o kilise orjinli müzik yapıyordu zaten" demişti. Dünyaya bakarken gözlerinin önünü kocaman bir perde kaplamış bu kişinin adeta. Müslüman olmayan herkese kin kusabilecek potansiyeli var. Ağlayan kadının fotoğrafına bakın. Nuh Gönültaş'ın da vicdanı sızlamış ona bakarken, fakat görüldüğü gibi "keşke müslüman olsalardı" demeye getiriyor, alttan alta bir "müstahak onlara, cezalarını buldular" diyesi geliyor. Yazıyı okuyup da "aaa doğru diyor, bak yardım edecektik ama etmeyelim" diyen insanlar olursa, Nuh Gönültaş ne düşünecek? İstediği bu mu acaba? Oradaki insanları kendi haline bıraksınlar, ölsünler mi istiyor? Bir insan nasıl böyle zehir dolu, kin dolu olabiliyor benim aklım almıyor, demokrasi diye çığlıklar atan bir gazetenin yazarı, kendisi de aynı çığlıkları atıyor. Demokrasi, "benden olana demokrasi" demek mi? İstedikleri demokrasi böyleyse, öyle demokrasi bana uğramaz, buradaki birçok kişiye de uğramaz belki. Yarın bir gün İzmir'de deprem olsa "gavur İzmir, layığını buldu" diyecektir eminim. Kendisiyle aynı türe mensup olduğum için, insan olduğum için utandım bu yazıyı okuyunca. Maalesef.