Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Nisan '14

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
106
 

Hak

Hak
 

Kaldırımda duran çantanı al sevgilim. Yoldan gelip geçenler takılıp da düşmesinler. Öyle güzel git…

Ardında hiçbir pürüz bırakmadan, arkana bakacak cesareti bile bulmadan… Sana hep böylesi bir gitmek yakışmadı mı zaten?

Neyin çantasıydı bu; bilemedim. Neyi yük ettin kendine, ne sığdırdın bu çantanın içine? Demek ki ben gitsem, giden ben olsam; bavullar yetmez çaresizliğime…

Sonsuz yalnızlıklarla örülmüş hadsiz nefretler biriktiriyorum sana. Payına düşerse, bedduam olsun!

Çöpe attım ne varsa… Hayalin gülüp duruyordu karşımda. Acımadan bıçakladım, kanlar içinde öylece bana bakıyordu. Dokundum aslına dokunamadığım saçlarına; hayalinde dokundum. Ellerim saçların kokuyor şimdi. Şampuanını ayırt etmedim. Tıpkı seni sevmeyi hiçbir şeye benzetemediğim gibi…

Ardından kapattığın kapının sesi gür çıksın. Duyanlar “Vay be! Adama bak, nasıl da gitti! Gidişi öyle gürültülüydü ki, hiçbir geliş onu almaya tenezzül edemez” desin. Haydi, tekrar dön; kapıyı kırarcasına kapatmak için… Ne o? Dönüp de kapıyı kırar gibi kapatmaya cesaretin mi yok? Bir kalbi kırmak, bir kalbi parçalamak, kapıyı kırmaktan daha mı kolay geldi?

Sessizliğim var artık. Her insan, gidenin ardından en çok susmayı öğrenirmiş zamanla. Bunca insanın lâl oluşuna anlam veremezdim. Duyuyor musun sessizliğimi? İstemiyorum seni artık. Yoo, istemiyorum.

Harap olmuş, viraneler içinde aşkına susamış gönlüm de seni istemiyor. Ne çok severdi seni, hayırsız…

Ne çok bekledi, ne çok kahretti. Senden başkasını içeri alırsa öleceğinden, öldüreceğinden korkuyordu.

Hayaller de kırıklar. Hastaneye kaldırdık. Kurtulmaları imkânsızmış. Aşk gözlerini açtı ama; ikimiz için değil, artık anla… Elini uzatıyor bana, son arzusu gibi. Yanına yaklaşamam. Bunca yandığım, bu kadar yandığım yeter. Hayatını izlediğimi sanıyorsun, öyle san…

Bundan sonra sen yürüyeceksin benim ayak izlerimi takip ederek. Sen geleceksin ardımdan.

Unutulmuşluklar ardında nefessiz kalmanın nasıl öldürücü bir şey olduğunu sen öğreneceksin.

Benim aşk ezberim bitti sevgilim. Sayfa doksan dokuz. Oku!

Sen benim için Bit’tin. Bunca kaşınmam, bunca şer dolu yanlışları hayra yoruşum bu yüzdendi.

Sen benim için bir Bit’tin. Artık layık olduğun yere seni gömüyorum. Bitmeler de sana yaraşır.

Mutluluk elimden tutuyor, işte hastane çıkışı… Yalan aşklar sende kalsın. Ben mutlulukla evleniyorum.

Kaldırımda duran hayırsızlığını da al, taş sanıp, takılmasın biçare genç kızlar. Yontma Taş Devri senaryolu kalbine de söyle; her taş bir gün kırılır. Senin taş kalbini de kıran çıkar elbet.

Hak bir gün yerini bulur elbet…

Dilâra AKSOY

http://www.twitter.com/merhabaomrum

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 195
Toplam yorum
: 55
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 222
Kayıt tarihi
: 03.01.13
 
 

     1989 doğumlu, İstanbul Üniversitesi Felsefe mezunu. 10 yaşında şiir yazarak başladığı kalem yo..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster