- Kategori
- İstanbul
Haliç "Altın Boynuz"

İstanbul'un limanı Haliç...
Marmara Denizi'nin Alibey ve Kâğıthane derelerinin ağzını doldurmasıyla meydana gelmiş, sekiz kilometre uzunluğunda olan tabii bir koy...
Bir boynuz gibi kıvrıldığı için, yabancılar tarafından "Altın Boynuz" ismiyle anılır...
Akdeniz ile Karadeniz'i birleştiren Boğaziçi, Asya ve Avrupa kıtalarına yayılan İstanbul'u ikiye böldüğü gibi, Haliç de şehrin Beyoğlu ve İstanbul semtlerini birbirinden ayırır...
Bu iki yakayı bağlayan Galata ve Atatürk köprülerinden bakıldığında Haliç bir nehir gibi görünür...
Haliç'in en geniş yeri 700 metredir...
Derelerin getirdikleri alüvyonlarla dolmuş olan yukarı kesiminde derinlik azdır...
Buna karşılık aşağı kesimde derinlik gittikçe artar ve küçük vapurların işlemesine müsaittir...
Göz okşayıcı nefis manzaraları kucaklayan Haliç kıyıları, bir zamanlar güzel yalılarla bezenmişti...
Haliç'in sonunda bulunan Kâğıthane ise geçmiş dönemlerin İstanbul'unun en gözde mesire yeriydi...
Özellikle Eyüp sırtlarından Haliç'in seyrine doyum olmazdı...
Tersane ve fabrikalarla dolup bir sanayi bölgesi haline geldikten sonra Haliç çok şey kaybetti...
Lâkin, yakın geçmişte temizlenerek ıslah çalışmalarına maruz kalan Altın Boynuz, eski neşesini bulamasa da en azından gülümsemiştir...
O gülümseyen Haliç'in iki yakasında da şehrin belli başlı semtleri yer alır.