- Kategori
- Siyaset
Halk kaybedecek halk!

Halk!
Malezya tarzı… İran modeli… Arap yöntemi; hiç farkı yok, olası bir rejim değişikliğinde herkesin sandığının aksine, ülkenin batı bölgeleri ve büyük şehirlerinde yaşayan, azınlık diye tabir edilen, Atatürkçü, laik, aydın kesim karlı çıkacaktır. Daha da ötesi azınlık olduklarını iddia edip bazı imtiyazlar dahi talep etmek suretiyle refahlarına refah bile katabileceklerdir.
O hal de “niye sızlanıyor bunlar?” diye sorabilirsiniz tabiidir ki…
Bu sorunun cevabı çok basit; genetik kodları (yüzyıllar sonucunda oluşan bağımsızlık fikri), Atatürk’e olan vefa duyguları, halkın iyiliğini düşünmeleri ve halkın çoğunluğundan hayli farklı düşünmelerine rağmen halkı çok sevip onun refahını istemeleri laik azınlığı bu kadar rahatsız eden. Bu noktada, Cumhuriyet’in kazanımlarından söz etmek gerekiyor, çünkü laik azınlık, olası bir rejim değişikliği sonucu bu kazanımları yitireceğimizden korkuyor. Bu korkunun yersiz olmadığı da kesin, zaten İslamcı tabir edilen kesim de Cumhuriyet’in herhangi bir kazanımı olmadığını aksine var olan değerlerimizi de yitirdiğimizi iddia ediyor.
Nedir Cumhuriyet’in kazanımları? En belli başlı olanlarını kısaca sıralayalım ve laik azınlık korkularında haksız mı karar verelim.
- Bağımsız, ulus devlet.
- Seçme ve seçilme hakkı.
- Vatandaş olarak uluslararası alanda saygınlık.
- Yönümüzü çağdaş uygarlıklar seviyesine çevirmekle paralel, girilen uluslararası iş birlik kurumlarının şekillendirdiği birey hakları (kadın hakları, insan hakları, çocuk hakları vs… ).
- Kapitülasyon tarzı ekonomik yaptırımlardan kurtulmak ve milli ekonomimizi kurmak.
Bunlar ilk aklıma gelenler, muhakkak daha niceleri var.
Pekiyi; olası bir rejim değişikliğinde bu kazanımları gerçekten yitirir miyiz? yoksa yersiz korkularımı var laiklerin? Bir rejim değişikliğiyle elde edilenlerin başka bir rejim değişikliğiyle kaybedilmesi olasılığı çok yabana atılacak bir korku değil. Muhtemeldir ki yeni rejiminde en azından bazı kesimler için kazanımları olacaktır ve hiçbir rejim bütün ideolojik düşüncelerin kazanım tabir ettiği unsurları karşılayamaz. En ideal rejimin kurulup uygulanması gerekmektedir. “ İslam Cumhuriyeti” şeklindeki bir rejim değişikliği sonucunda yurdum insanının ilk yitireceği kazanımı hiç kuşkusuz bir birey olarak var olmaktan, bir ümmetin parçası olarak var olmaya geçiş olacaktır. Bir ümmetin parçası olmak kısaca, ümmet önderlerinin arzu ettiği kadar ve şekilde eğitim, onların istediği oranda zenginleşme ve ümmetin önderlerinin uygun gördüğü şekilde yaşam demektir. Bütün bu değişimden en kazançlı çıkacak hiç kuşkusuz iki kesim olacaktır.
Bunlardan ilki; işin doğası gereği, ümmet düzeninin ve kültürünün oluşturduğu din adamları ve onların desteklediği siyasetçiler.
İkincisi ise şaşırtıcı biçimde “laik kesim”. Bunun sebebi ise laik kesimin böyle bir değişim esnasında ortaya çıkacak olan, toplumu etkisizleştirme operasyonuna; ekonomik durumu, kültür ve eğitim yapısı sayesinde karşı koyabilecek, bu olumsuz etkilerden sıyrılabilecek, böylece de, eğitim seviyesi daha da düşecek ve üretkenliği azalacak halk içinde refahını daha da artırabilecek olmasıdır.
Sonuç… İslamcıların dillerinden düşürmedikleri HALK… KAYBEDECEK HALK.