​ Halkapınar'da bir göl vardı... / Kitap / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Mart '11

 
Kategori
Kitap
 

Halkapınar'da bir göl vardı...

Halkapınar'da bir göl vardı...
 

Nerede o göl? Halkapınar.../ Sular ilk orada mı dinlenirdi?/ Düşüp ıslanır mıydı bulutlar?/ Kuşlar kuşlara neler söylerdi?/ Bir yanı oyunbaz koruluklar...  

Bundan kırk yıl önce, İzmir'in Mersinli Yenimahalle semtinde bir göl vardı. Halkapınar Gölü'nün çevresi çam ağaçlarıyla süslüydü. Bahar ve yaz mevsiminde halkın serinlediği, nefes aldığı mesire yerlerinden biriydi. Kıyısında yer alan çay bahçesinde düğün törenleri düzenlenirdi. Bayramlarda ise bir başka şenlenirdi Halkapınar, Lunapark kurulurdu. Mersinli ve Çamdibi semtinin tüm çocukları akın ederdi Lunapark'a...  

Halkapınar Gölü, ilgisizliğe, sorumsuzluğa, cahilliğe yenik düştü. Allianoi'de olduğu gibi içi moloz dolu kamyonların biri gidip diğeri geldi. Sonunda kuruttular. Ağaçları kestiler. Gölün bulunduğu yere, bir otogar ile olimpiyat stadı kondurdular. Koskoca İzmir'de başka yer kalmamış gibi bula bula Halkapınar Gölü'nü seçtiler.  

Yüzlerce, binlerce insanın çocukluk anıları da o damperli kamyonlarla boşaltılan molozların altında kaldı. Tıpkı benim gibi, Ahmet Günbaş gibi...  

Değerli edebiyatçı Ahmet Günbaş, yıllardır yüreğinde bastırdığı çığlıkları, ''YİTİK GÖL'' adını verdiği özyaşamöyküsüyle kaleme aldı.  

Yitik Göl'de, Halkapınar Gölü'nün pek bilimeyen mitolojik öyküsünü de katarak çocukluğunu anlatıyor..  

Çıkmaz sokakta sürüklenen yoksul yaşamlar, candan arkadaşlıklar, yorgan altına sokularak ısınılan soğuk geceler, Ahmet Günbaş'ın akıcı anlatımıyla gözler önüne seriliyor.  

Çocukluğumuzun bir bölümünü aynı avluda geçirdiğimiz Ahmet Günbaş romanının bir yerinde benden de söz etmiş. Kendisininki gibi benim adımı da değiştirmiş, Salih koymuş sevgili Ahmet:  

'' Servet, Doğan Kardeş ile Çocuk Haftası dergilerini Büyük Dayı'nın oğlu Salih'ten ödünç alırdı gidip geldikçe. Salih dergilerle ve gazetelerin çocuk sayfalarıyla ilişkisini ilerletmiş, kendince şiirler, fıkralar göndermeye başlamıştı. Sonunda şiirlerinden birini yayımlamışlardı Yeni Asır gazetesinin çocuk sayfasında. Salih'in ayakları yerden kesilmişti neredeyse. O gazeteyi önüne gelene, gözüne sokarcasına, ''Bak, bak!, '' diye gösterip durmuştu sevincinden. Ah, Servet'in de bir gün şiiri yayımlanacak mıydı, Salih abisi gibi? Havasından geçilmezdi artık. Önce sınıftaki kızlara, sonra öğretmenine gösterir, kurula kasıla otururdu sırasında. Ne güzel şeydi matbaa harfleriyle rüştünü kanıtlayan bir şiirin altına imza atmak!...''  

Gördüğünüz gibi o yıllar bana epey bi özenirmiş Sevgili Ahmet. Ama hiç de belli etmezdi. İşte ilerleyen yıllarla birlikte adından söz ettiren şair ve yazar olarak kendini kabul ettirdi.  

Başarılarının devamını diliyorum Sevgili Ahmet Günbaş, ellerine sağlık.  

 

 
Toplam blog
: 233
: 980
Kayıt tarihi
: 07.01.10
 
 

İzmir doğumluyum. Ege Üniversitesi Gazetecilik Yüksek Okulu mezunuyum. Kısa denilebilecek bir sür..