- Kategori
- Güncel
Hani neremiz Türk bizim?!

Türkleri karalama, aşağılama çabaları pek çok saha yanı sıra, diziler ve romanlarla da yapılmakta hele de son zamanlarda. Her izlediği filme, her okuduğu romana gerçekmişçesine inanan varsa, araştırma gereği, kuşku duymayan varsa kendi yansın yanlışının narına lakin savunusunu yaparken de tarihe sahip çıkma içgüdümüzle yanlışları da görmezden gelmeyelim lütfen!
Bu gün herkes, herkes için bir şeyler söylüyor, kimi tahmini, kimisi maksatlı. Bu gün Mevlana’ya bile neler atfediliyor görmekteyiz, rahmetlinin ne gayliğini bırakıyorlar, ne de alkol ve uyuşturucu aldığını ve daha pek çok âlimin, hele de padişahların!
Her biri ayrı başlık altında uzun uzun ele alınabilir ve açıklanırlığı da var şüphesiz, aksini ispata yeterince veri de mevcut…
Lakin Osmanlıyı bu denli karalamanın karşısında olduğum kadar, pir-ü pak göstermenin de karşısındayım doğrusu! Hele de Türklük adına!
Malumunuz, yemeyenin malını yerler! Biz geçmişimize sahip çıkmazsak, araştırmazsak, belgeleri tırım tırım saklarsak olacağı bu. Zaten karalamak için bekleyen onca düşmanı varken ülkenin!..
Dizi, film ve romanların kurgu olduğu, pek çok yanlışından belli, giyim, konuşma, tavır ve yaşam biçimleriyle, en sıradan kişi bile gözlemleyebilir bunu. O nedenle bunlar üzerinden konuşmak, fikir yürütmek, bunlarla değerlendirip açıklamakla en büyük yanlışı yaparız!
Lakin o kadar da pir-ü pak göremiyorum ben Osmanlıyı. Ne demek, ele geçirilen ülkelerin kızları ve oğlan çocuklarını esir almak, ne hakla saraya kapatıp esir hayatı yaşatmak? Ne demek zorla ad ve dinlerini değiştirmek? Çevrelerine, paşalara eş temin etmek üzere bu esir kızlara eğitim vermek ne üzerlerine vazife?
Neden Anadolu’dan bir tek Türk kızı padişaha eş seçilmemiştir? Neden sarayda özel eğitime tabi tutularak padişaha hazırlanan Türk kızları yoktur? Neden üst düzey mevkilerde Türk gençleri değil de hep yabancılar vardır? Neden Anadolu halkı özellikle, sadece vergi verip savaşlarda asker olarak toplanıp sarayın yakınına bile sokulmayarak hor görülmek, hatta yok sayılmaktadır? Nedendir sarayla halk arasındaki o devasa uçurum?!
Nedendir bu yabancı düşkünlüğü? Nedendir Türkleri bu denli dışlamışlık? Hani dörtle sınırlıydı eş sayısı en fazla, Hatta, üstelik biz Türklerde tek eşlilik söz konusuyken, kadın saygın ve hak ettiği yerdeyken, hatta ve hatta anaerkil bir toplumken saraydaki kadının kölelik ve kulluğu neyle açıklanır ve hoş görülebilir mi?!
Padişah da nihayeti bir kul olduğuna göre, ona neden bu keyfiyet ve harem dolusu, her an emrine amade onlarca, hem de yabancı kız? Kul deyince aklıma geldi, kulluk da ancak Allaha olur, neden padişahların kulu olarak nitelenir padişah dışındaki herkes? Halifeliğindense, durun derim orada; Hz. Muhammed bile böyle yaklaşmamıştır halkına, kendisinin de kul olduğunu sıklıkla vurgulamıştır ve de öylesi bol bulamaç saltanat sürmemiştir, istese çok fazlasını yapabilecekken üstelik! Sorulacak soru da, söylenecek söz de çok muhakkak! Özetle o denli de masum değil saraydaki hayat bilinenleri kadarıyla!
Hemen karşı çıkmayınız lütfen görüşüme pek çok yazımda olduğu gibi…
İsterdim ben de çok güzel söz edebilmek, isterdim bunları yazmak durumunda kalmamak, çünkü beni pek çok kişiden daha fazla yaralayıp üzmekte bu gerçek, saf kan Türk olduğumu iddia edemeyişimle!
Çünkü ben de bir yanımla padişah torunlarından, diğer bir yanımla, o devşirilmiş paşalardan birinin torunlarındanım ve biliyorum biraz bir şeyleri!!!
Gerçi kim iddia edebilir ki saf kan Türk olduğunu bunca asır sonra?!
p.r.alkan