Harbiden Gerçeküstü Ergenekon / Siyaset / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Ocak '09

 
Kategori
Siyaset
 

Harbiden Gerçeküstü Ergenekon

-Kalk Hulusi, kalk kalk! Pazara gidiyoruz.

-Hayırdır Mukadder, ne pazarı akşam akşam?

-O elindeki ne senin be adam?

-Gazete...

-Okumuyor musun? İnsanları sabahın bir köründe alıveriyorlar evlerinden...

-...!?

-Pijaman damatlığından kalma. 25 sene oldu, iplik iplik... Hayır bi sabah aniden çalıverecekler kapımızı, rezilliğin bini bir para!

-Mukadder saçmalama! Ne işimiz olur bizim Ergenekon’la?!?

-Senin ne işin olacağı bu saatten sonra önemli değil Hulusi. Önemli olan onların seninle olan işi. Kalk diyorum. Daha temizlik yapacağım, rezil olmayalım kameralar filan çektiğinde...

-İyice uçtun sen! İlacını aldın mı bu sabah? Bak çarpıntın başlayacak şimdi. Ne işleri olacakmış benimle? Vatanına milletine bağlı, onca sene devlete çalışmış, emekli adam...

-Hah! Bak ne güzel söyledin. Daha şimdiden profile ucundan oturttun işte kendini. Konuşma şöyle diyorum sana kaçtır... Allahım sen bana sabır ver, 10. Dalga bizim evden başlayacak! Çok az vakit kaldı! Ben şu oğlanla kızın kitabını defterini Sabahat Hanım’lara götüreyim kolileyip bu akşam bari...

-Mukadder, kendine gel! Yahu üniversite ders kitaplarından ne çıkacak allasen? Bak, beni de salak ettin. Sanki cidden geleceklermiş gibi...

-Öyle deme, kız siyaset okuyor, oğlan tıp! Hep senin yüzünden! Köye dönüp babamdan kalan tarlayı ekip biçseydik en fazla azar işitirlerdi... Çürüyecek şimdi çocuklarım hapislerde, of Allah’ım of, ben sana n’aptım?

-Mukadder, canım karıcığım, otur şöyle sakinleş... Siyaset okumaktan da birşey çıkmaz da, hele tıp yahu ne alaka?

-Öyle deme Hulusi, bi dünya kulak-burun şeması var oğlanın notları arasında gördün mü sen?

-...?!?

-Hani iki önceki dalgada ele geçirilen deliller arasında yok muydu? Kulak şeması..

-Yahu onlar Büyükanıt’ın kulaklarıydı be Mukadder, saçmadın iyice... Söyleriz, üst rütbeden birileri gelirse muayene etmez, fesupha...

-Kimin kulağı tehlikeli belli mi Hulusi? Söyle ona etmesin kimseyi muayene filan, vallahi analık hakkımı helal etmem...

-Tamam Mukaddercim, tamam biricik karım benim... Al ilacını bakiiim... Haah, iç suyunu da... Kıvrıl şuraya. Kestiriver birazcık. Sakinlersin, güzel karım benim...

....

<ı>(20dk. sonra)

-Hulusi!

-Hıh!

-Uyukladın mı gene be adam? Ne geniş adamsın vallahi pes!

-İçim geçmiş... Sen uyumadın mı?

-Yok! Uyuyamadım. Diyorum ki...

-Başlama allasen n’olur...

-Dinle bak. Şu çekmecedeki Türk Bayrağı’nı annemlere mi götürsem... Hani geçen Cumhuriyet Mitingi’ne giderken baba-kız almıştınız ya...

-Yok artık! O niye o?

-Hani gelecek olurlarsa... Bak bayrağımız bile yok, gitmedik biz mitinge filan dersiniz, hı?

-Yahu Mukadder, sen niye böyle korkak oldun? Mitinge katıldık diye Ergenekon’cu olmadık ya! 5 milyon insanı mı alacaklar içeri, iyice abarttın ama ha!

-Hıı, sen daha uyu uyu... 18,6 milyonu alacaklar içeri haberin yok!

-...?!?

-16,5’tan geri kalanı... Ay %53 işte!

-Yok deve!

-Sabaha karşı kapı çalınsın, soracağım ben sana deveyi de hörgücünü de!

-Ben mutfağa gidiyorum. Ilık bir süt hazırlayayım. Sen de yatağa geç. Erken yat ki bu akşam biraz dinlenesin. Sinirlerin bozuldu senin iyice...

....

<ı>(6 saat sonra, sa:01.30 Mukadder Hanım Teyze, salondan gelen fısıltılarla uyanır, saate bakar, içi rahatlar, sabahlığını üzerine giyip salona geçer...)

-Oğlummm, n’oldu sana?!?!??

-Birşey yok Mukadder, sakin ol. Geç oğlum sen de banyoya, temizle yüzünü gözünü...Yarın gider şikayetçi oluruz...

-Ne oluyor Hulusi anlatsana! Ay bayılacağım...

-Arkadaşından dönerken minibüs durağının yakınlarında yerde boş bira kutusu bulmuş...

-Eeee?

-E çöp kutusuna atayım diye almış yerden, yakında bir çöpkutusu da göremeyince...

-Eeee?!?!?

-Minibüs de gelmiş o ara... Binmiş elinde bira kutusuyla... Yanındakiler pis pis bakmış önce... Sonra da işte...

-Kurban olurum, oğluuum... Allah’ım, neydi günahım?!? Hep senin yüzünden Hulusi, çevreci olun diye az zehirlemedin çocukları, ah ben sana ne diyim!

-Yahu Mukadder, ne alakası var?

-Ben banyoya gidiyorum, bakacağım evladıma...<ı>(banyoya doğru seyirtirken yüksek perdeden söylenir bir yandan da) Şikayetçi filan da olmuyoruz, gidip de dönememek var emniyetin kapısından Allah korusun... Sen de ara kızı, dönsün Antalya’dan hemen! Bikiniyle filan gezeceği tutar tatil yöresi diye... İş çıkarmasın başıma benim bu yaşımdan sonra... Allah’ım neydi günahım?....

-Yahu ne kadınsın, sinelim de iyice bunlara mı bırakalım memleketi!

-Duyuyorum burdan Hulusi duyuyorum! Susmayı beceremiyorsun sesini alçalt bari... Yakacaksın be adam başımızı!

....

<ı>(Yerel saat: 06.30)

-Mukadder uyan, Mukadder! Sayıklıyorsun, kâbus mu gördün?

-Hıh! Hulusi hakkını helal et!

-.....?!?

-Az önce kapı çaldı. Emniyetten çocuklar, genç böyle, çiğdem gibi...

-E yakışıklılar mıydı bari?

-Gülme Hulusi! Alıp götürecekler şimdi beni...

-Kâbus gül damlam kâbus... Al bi yudum su iç, kendine gel... Ne suçun olacak senin, niye götürsünler?

-Kültür erezyonundan Hulusi... <ı>(ağlamaya başlar)

-....?!?

<ı>-Ah Ramazan Bayramı’na Şeker Bayramı diyen dilim kopaydı...

<ı>(Hulusi Amca okşar şefkatle Mukadder Hanım Teyze’nin karmakarışık başını, huzur veren sesiyle fısıldar kulağına...)

-Üzülme nur tanem, hepsi rüya... Bak sokak fenerleri de sönecek birazdan, sonra sırasıyla tüm ampuller birer birer, sabaha az kaldı, güneş doğacak pek yakında, sabret benim güzel karım...


Eylül 2008<ı>

 
Toplam blog
: 14
: 600
Kayıt tarihi
: 16.06.06
 
 

.... ..