- Kategori
- Haber
Harita kazığı

Sanırım 1965 yılı idi…
O tarihte bir devlet dairesinde <ı>“Memur”ı> olarak görev yapıyordum. Ayrıca dairenin <ı>“Mutemetlik” ı>görevini de yerine getiriyordum.
Şimdilerde <ı>“Mutemet” ı>var mı, bilmiyorum…
Her ay, düzenlenen bordrolar gereği, dairedeki arkadaşlarımın maaşlarını saymanlıktan onaylattıktan sonra, verilen çek ile Ziraat Bankası’ndan alır, dairede kendilerine dağıtırdım. Ayrıca, her mali yılbaşında dairemize tahsis edilen ödenekleri de <ı>“Fasıllarına göre” ı>harcamaları, benim elimden yapılırdı.
<ı>“Fasıl” ı>dediğimiz şey, tahsis edilen miktarlardan ne kadarı hangi amaçla harcanacağının gösterildiği <ı>“Cetvel”ı>di diyelim.
İşte o kış, tahsisatımızda <ı>“Yakacak faslı”ı>nda para kalmamıştı. Kış o kadar sert geçti ki, fasıldaki para yetişmedi. Ama diğer taraftan <ı>“Harita giderleri faslı”ı>nda para, geldiği gibi duruyordu ve oradaki miktar, yakacağımıza da yetecek kadardı.
İşyerinin soğuğundan şikâyet eden arkadaşlar <ı>“Mutemet değil misin, çare bul” ı>diye sıkıştırıyorlardı.
Aslında gidip odun-kömür satın aldığımız yerden, gelecek yılın ödeneğine mahsuben yakacak almak mümkündü ama ya gelecek sene ne olacak?
Daire müdürümüze <ı>“Ben bu işi çözerim” ı>dedim… Sonuçta parayı cebimize atmıyoruz ya…
Evrakları hazırladım ve defterdarlık muhasebe müdürüne vardım, verdim evrakları…
Muhasebe müdürü;
- Bu ne?
Dedi…
- Efendim, harita kazığı alacağız…
- Ne haritası evladım, ne kazığı?
- Şöyle oluyor Sayın Müdürüm şimdi… Önümüzdeki sezon, filan köyün kadastrosuna başlayacağız…
- Eeeee…
- Şimdi o köyün kadastrosunu yapmadan önce, köyde ön çalışma olarak parsel sınırlarının köşe noktalarına kazık çakacağız. Şöyle 10 santim çapında, 40-50 santim boyunda…
- Eeeee….
- Sonra o çaktığımız kazıkların üzerini köylüler kireçle boyayacaklar…
- Eeeee…
- Sonra uçak havadan gelip, köyün hava fotoğrafını çekecek ve fotogrametrik haritalarını yapacaklar…
- Sonra!...
- Sonrası işte o Sayın Müdürüm… Sonra da sezon başlayınca biz köye gideceğiz, o haritalar üzerinde çalışmaya başlayacağız.
- !.....
Biliyorum ki Müdür, çok bir şey anlamadı, ama teklif faturalarının üzerinde <ı>“Malın cinsi” ı>bölümünde <ı>“Harita kazığı” ı>yazıyordu… Ebatları bile vardı.
Evrakları imzaladı, defterdar da onayladı, çeki verdiler ben de gittim o parayla odun-kömür aldım ve kışı atlattık…
Ancak, aradan bir süre geçtikten sonra, daireye bu kez <ı>“Uzun şaryolu”ı> daktiloya ihtiyaç oldu…
Bu kez de <ı>“Büro giderleri”ı> faslında para yoktu ve makine de Devlet Malzeme Ofisinden alınması gerekiyordu… Oysa bizim devlet Malzeme Ofisine yine <ı>“Harita giderleri”ı>nden para ödememiz de mümkün değildi…
Bu kez dairemizin müdürü <ı>“Çöz bu işi” ı>dedi…
Eh… Yalancılıktan kim ölmüş ki? Üstüne üstelik parayı da cebimize atmıyoruz, devletin hizmetini yapacağız yani…
Devlet Malzeme Ofisine bir yazı yazdım. Bir adet <ı>“Harita daktilosu” ı>ihtiyacımız olduğunu ve mevcut yazısı ile faturasın gönderilmesini istedim.
Tabi cevabı <ı>“Ofisimizde harita daktilosu yoktur” ı>diye geldi…
Onun üzerine piyasadan <ı>“Harita daktilosu” ı>teklifleri topladım. Hani şöyle uzun şaryolu, merdanesinden harita geçecek kadar büyük olan…
Topladığım teklifleri <ı>“İl encümeni”ı>nden<ı> ı>geçirdikten sonra, alımı yapıp, evraklarını da hazırlayarak, yine aynı müdürün karşına çıktım…
- Bu sefer ki ne kazığı?
- Yok Müdürüm, bu seferki kazık değil, harita daktilosu…
- O ne ki?
- Efendim şimdi haritaları hazırlıyoruz ya…
- Eeee. Hazırladınız, sonra?
- Üzerlerine yazı yazılacak, işte o yazıları yazmak için, şaryosunun uzun olması gerekiyor…
Bu sefer hiç sormadı, imzaladı ve;
- Defterdar bey onayladıktan sonra yanıma gel…
Dedi…
Defterdar Bey’e onaylatıp çeki de imzalattıktan sonra Müdür Beyin yanına vardım.
- Bana bak… Geçen geldin <ı>“Harita kazığı” ı>dedin, verdik… Bu sefer geldin <ı>“Harita daktilosu” ı>dedin, yine onayladık verdik. Aslında biliyorum, işin içinde bir hinoğlu hinlik var. Ancak, paranın cebine girmediğini de biliyorum. Gel şu işin içyüzünü anlat da ben de rahat edeyim sen de…
- Birincisinde Müdürüm, dairede millet soğuktan kırılıyordu ve yakacak faslında da para kalmamıştı. Harita giderlerinden<ı>“Harita kazığı” ı>adı altında yakacak parası ödedim. Şimdi ise yine öyle… Büro giderlerinde para yok, yine harita giderlerinde para var, oradan daktilo makinesi aldım. Hepsi bu…
- !....
- Yani müdürüm… Fasıl ne faslı? <ı>“Harita giderleri” ı>faslı değil mi?
- Evet…
- Eh… Ekle başına <ı>“Harita” ı>istediğini al, bu kadar. Sonuçta amaç, dairenin hizmetini görüp, devletin verdiği görevi gereği gibi yerine getirmek değil mi?
- Çabuk git karşımdan…
Durur muyum zaten, doğruca aldığım <ı>“Harita daktilosu”ı>nun çekini vermeye gittim…
Şimdi lafı nereye getireceğim?
Anayasa Mahkemesi, CHP hakkında <ı>“Usulsüz”ı> harcama yapmaktan suç duyurusunda bulunmuş. Elbette yanlış bir şey varsa gereken yapılacak, suçlular<ı> ı>da cezalarını çekeceklerdir. Bunun kurtuluş yolu bir tanedir…
O da nedir? Herkes biliyor, malumu ilan etmeyelim.
Ama CHP’den gelen açıklamalara göre galiba biraz <ı>“Harita kazığı”ı>na mı benziyor ne!...
Sonucu yargı belirleyecek, biz de göreceğiz bakalım…
<ı>30 HAZİRAN 2008 ı>