- Kategori
- İnançlar
Hasidin iza hased

Sevgisizlik yok ediyor bizi yavaş yavaş. Biz farketmeden sinsi bir hastalık gibi yayılıyor vucudumuza.
Sevginin varlığını inkara kadar gidiyor düşüncelerimiz. Her şey "kötü" ve" daha kötü" olarak anlam bulmaya başlıyor benliğimizde. Hani şu uzak ülkeler varya gidemeyeceğimizi - kendimize asla itiraf edemesekte- bildiğimiz. Hah! İşte 'sevgi'de artık orada yaşıyor. Varlığını biliyoruz hep bir gün ulaşacağım diyoruz ama asla harekete geçip ulaşmıyoruz.
Neredeyse hiç şahit olmadım " Allah'ım bana sevgi bahşet" şeklinde bir duayı. Sadece öteki dünyanın cenneti ve bu dünyada ki şaşaalı yaşam ilgilendiriyor bizi.
Özellikle de " Önce can sonra canan" sözünü o kadar benimsemişiz ki hayat felfesemiz olmuş resmen. Gözümüz sadece kendi mutluluğumuzun çevresine odaklanmış. Diğer insanların mutluluğu için çabalamayı en ufak aklımıza bile getiremiyoruz. Hatta onların mutluluğu bizi üzer olmuş. Mutlu bir insan gördüğümüzde, neden ben o kadar mutlu değilim, sorusu kemiriyor içimizi.
Halbuki ne güzel demiş Allah devamlı okuduğumuz şu ayette,
Hasidin iza hased: hased edenin hasedinden sana sığınırım.
Kim bu hased eden kişi, sadece etrafımızda bizim dedikodularımızı yapanlar mı? Tabi ki hayır. Bize ilk hasedi kendimiz yaparız. Hased edenin hasedinden deniyor ya orda sihirli kelime 'edenin', bunun bir numaralı sanığı biziz. Kendi kötülüğümüzü, başkalarına yaptığımız değil de, kendimize yaptığımız kötülüğü görmek zorundayız. Gerçek sevgi ve mutluluğa erişmek için önce kendi içimizdeki hasedi öldürmemiz gerekiyor.
Başkalarının mutluluğuna sevinemeyen insan, sadece bedenen vardır bu dünyada.
O ruh bir işe yaramaz.