- Kategori
- Güncel
Hastaneler satılıyor…

Dün otoyol ve köprüleri verdik kurtulduk, sıra şimdi hastanelerde. Bu iktidarın acelesi olduğu belli oluyor. Demek fazla zamanları kalmadı ki üçe beşe bakmadan millete ait ne varsa satıp savıyorlar. Dün satılan köprü ve otoyollar Koç Holding AŞ - UEM Group Berhad - Gözde Girişim Sermayesi Yatırım Ortaklığı AŞ Ortak Girişim Grubuna 5 milyar 630 milyon dolara verildi. Bu paranın da %30 u peşin geri kalanı taksitle. Yani sizin anlayacağınız üç senede geliri ile ödeyecekler. Sonra halka ait olan bu mallardan yıllarca para kazanacaklar.
Köprü ve otoyolların özelleştirilmesinden sonra şimdi de hastanelerin satılması gündemde. TBMM’ye 12.12.2012’de kaydedilen “Sağlık Bakanlığınca Kamu Özel İşbirliği Modeli ile Tesis Yaptırılması, Yenilenmesi ve Hizmet Alınması Hakkında Kanun Tasarısı, Başbakan Erdoğan’ın imzasıyla sunuldu. CHP Mersin Milletvekili Prof. Dr. Aytuğ Atıcı, mecliste bir basın toplantısı yaparak kanun tasarısının neler getirdiğini madde madde açıkladı. İşte o maddeler.
Atıcı’nın ‘Sağlıkta İhanetin Belgesi’ diye tanıttığı tasarının detayları şöyle:
1. Ulusal veya uluslar arası şirketleri hastane yapmak üzere çağırıyorlar,
2. Onlara şöyle güzel bir yerden “bedava” arsa tahsis ediyorlar,
3. Yapılacak işin Devlet İhale Kanunu veya Kamu İhale Kanunu’na tabi olmadığını hükme bağlıyorlar,
4. Sonra kafalarına göre ihale yapıyorlar (açık ihale, davet usulü veya pazarlık yönteminden hangisi işlerine yarıyorsa),
5. İhaleyi verdikleri şirketle “özel hukuk” hükümleri çerçevesinde sözleşme yapıyorlar,
6. Hastane bitmeden gariban şirket batmasın diye uygun zamanlarda para ödüyorlar
7. Hastane bittikten sonra en fazla 49 yıl kira ödemeyi taahhüt ediyorlar. Gerçi hastanenin parası 3-5 yılda çıkıyor ama olsun zavallı şirket biraz da kar etsin diyorlar,
8. Sözleşme süresi bitince şirketin hastaneyi sağlam ve borçsuz olarak devretmesi gerekir diyorlar, ancak hastane batarsa da “batık banka”larda uygulanan kamulaştırma yöntemlerini uygulamak zorunda olduklarını biliyorlar,
9. Yüklenici firmanın hastane yapım işini aynı koşullarda başka firmalara devredebileceğini söylüyorlar ve sağlık alanında “çantacı” firmalar yaratılmasına zemin hazırlıyorlar
10. İhaleyi nasıl olsa yabancı firmalar alır diye sözleşmenin bir nüshasını da İngilizce hazırlatıyorlar,
11. Yabancı firmalarla sorun yaşanırsa “uluslar arası tahkim”e gidilebilmesi için yolu hazırlıyorlar,
12. Gariban firmalar yurt dışından döviz olarak kredi alırlarsa ve Allah korusun bir kriz olursa firmanın batmaması için gerekli tedbirleri de kanuna koyuyorlar,
13. Hatta şirket finans kurumlarından kredi alabilsin diye kendilerine “Devlet” olarak kefil oluyorlar,
14. Tüm bunlara rağmen çantacı şirket batarsa uluslar arası “finans sağlayıcısı” ile işi pişiriyorlar,
15. Gariban şirket sadece kira geliri ile yeterince ihya olamayacağı için sağlık hizmetleri alanı (ameliyathane, yoğun bakım, laboratuar, fizik tedavi vb) dahil her türlü hizmet alanlarının işletmesini onlara verebiliyorlar,
16. Belediyeler zorluk çıkarabilir diyerek imar planlarını Çevre ve Şehircilik Bakanlığına yaptırıyorlar,
17. Zavallı şirket mağdur olmasın diye her türlü damga vergisi, harç ve KDV’den muaf tutuyorlar,
Şimdi birileri çıkıp yok şöyle, yok böyle diye akılları bulandırmaya çalışacak. Ama hiç merak edilmesin. Bir süre sonra halkın vergileri ile yapılan hastaneler de babalar gibi satılacak. Şimdi akla şu soru gelebilir. Bu satılan malların gelirleri ne oluyor?
Bunu tam olarak bilmenin imkânı yok. Ancak ülke olarak borcumuz sürekli büyüyor ve sımsıkı sarılmış kafaların (Herhalde hastalar) kullandıkları lüks cip sayısı hızla artıyor.
İzmir 2012-12-19