- Kategori
- Gezi - Tatil
Hatay gezi rehberi

Titus Kaya Tüneli-Samandağ/Hatay
Mersin- Hatay-Adana’dan oluşan gezi planımızın ikinci durağı Hatayı ziyaret etmek için 9 Kasım 2013 Cumartesi günü sabah 8 civarı Mersin’den ayrılıyoruz.
Mersine 270 km uzaklıktaki Türkiye’nin en güneyindeki il olan, Suriye’ye komşu 2 milyona yakın nüfuslu Hatay, Asi nehri etrafına yerleşmiş merkezi, Akdeniz iklimine sahip, tarihi yapıları, doğal güzellikleri ve yöresel lezzetleri ile görülmesi gereken şehirlerden birisidir.
Mersin’den otobanı kullanarak Hatay’a 60 km. kala İskenderunu da görmek istediğimizden otobandan ayrılıp İskenderun’a giriş yapıyoruz. 1939 yılında ülkemizin topraklarına katılan İskenderun kasabası, Demir çelik sanayii ve limanı ile zaman içinde gelişmiştir. Ancak hava kirliliği şehir merkezine girmeden kendisini hissettiriyor. Geçmiş senelere nazaran şehir merkezi ve sahil şeridi gelişmiş olsa da biz kısa bir tur attıktan sonra çok da ilgi çekici birşey bulamadığımızdan fazla vakit harcamadan Hataya doğru yola devam ediyoruz.
Hatay şehir merkezine 5 km. kala yoğun bir trafik ile karşılaşıyor ve İstanbullu olarak bu duruma şaşırıyoruz. Şehir merkezine varışımız öğlen civarı ve biz ilk olarak St. Pierre Kilisesini ziyaret etmek istiyoruz. Anck adres sorarken Kilisenin 2014 yılı Şubat ayına kadar tadilatta olduğu bilgisi gelince hayal kırıklığına uğruyoruz.
Bir otoparka aracımızı bırakıp yürüyerek şehir merkezi ve civarını gezmek niyetindeyiz ancak boş otopark bulmak da zor oldu. Dar sokaklara aracınızı hiç sokmayın derim çünkü girmek de çıkmak da ayrı bir dert.
Uzun Çarşı, dar sokaklar, Protestan ve Ortodoks Kilisesi, Asi nehri kıyısı ile Anadolu’da inşa edilen ilk Camii olan Habibneccar Camii’ni gördükten sonra bir yorgunluk kahvesi denir ya biz de bir yorgunluk künefesi yiyelim dedik. Künefeyi yemek için Hatay’ın en ünlü künefecileri Uzun Çarşı camii avlusu içindeki Yusuf Usta ile Çarşı sonundaki meydan da bulunan Kral Künefe arasında bir seçim yapmamız gerekiyordu. Biz seçimimizi Kral Künefeden yana kullanıp bol fıstıklı ve kaymaklı birer prosiyon sıcacık şerbeti üzerine sipariş sonrası dökülen künefeleri mideye indiriyoruz. Mersindeki Künefeci Emin Usta’nın künefelerine kıyasla biraz daha hafif ve doyumsuz olması neticesinde biz bu lezzetin tadına varamadık ancak kontrolü de kaybetmememiz lazım deyip 2. Porsiyonları almadan dışarı kendimizi atıyoruz. Künefe fiyatlarına gelince, porsiyonu 5 tl, kaymak veya dondurma ilavesi dahil. Oldukça makul fiyata Künefenin memleketinde doyasıya bu zevki tadabilirsiniz.
Künefe ziyafeti sonrası rotayı Hatay merkeze 30 km uzaklıktaki Akdenize kıyısı olan Samandağ ilçesine çeviriyoruz. Amacımız gün batımını seyretmek ve Seleukeia Antik kenti, kaya mezarları ile Titus kaya tünelini görmek. Yol üzerinde Hatay’a özgü Kasap ve Fırınların bir olduğu sayısız dükkan görüyoruz. Hatay halkı kasap ve fırın konseptini aynı dükkanda bulunduruyor. Çünkü seçtikleri eti aynı yerde pişirtme adetleri var. Hatay’da bu sistem çok yaygın. Dolayısıyla Hatay kadınları da çok rahat ve yemek pişirme telaşından uzaklar.
Saat 16 civarı sahile vardığımızda gün batımı manzarası ile karşılaşıyoruz. Manzara gerçekten harika. Uçsuz bucaksız Akdeniz sahili görülmeye değer bir güzelliğe sahip. Samandağ ilçesi Çevlik Beldesinde bulunan Antik kent ve Titus Kaya Tüneli saat 17.00’ da kapandığı için biz manzaranın tadına doyamadan bu açık müzeye giriş yapıyoruz. Seleukeia Pieria, kent limanının sel suları ile dolmasını engellemek amacıyla Vespasianus zamanında, M.S. 69 yılında tünelin yapımına başlanmıştır. Vespasianus’un oğlu Titus zamanında, M.S. 81 yılında tamamlanan tünel 1380m uzunluğunda, ortalama 7metre yükseklik ve 6 metre genişliğe sahiptir. Kaya mezarları ise Tünele girmeden sağdan devam edilirse görülebilir. Biz sınırlı vaktimizi karanlıkta çökmek üzere olduğu için Tünele harcıyoruz. Birçok mağara ve tarihi eser görmüş birisi olarak bu tünel gerçekten çok ilginç geldi bana. İnsan yapımı bu eser Hatay için çok önemli bir değer ve yeterince tanıtımı yapılmadığını düşünüyorum. Kaya mezarları ve antik kent ile tünelin iç içe olması ayrıca sahil kesiminde olması buraya kadar gelmeye/görmeye değer diye düşünüyorum.
Havanın da kararması ile konaklayacağımız Hatay merkeze geri dönüyoruz. Aslında planımızda Türkiye’ni tek Ermeni köyü Vakıflı’yı da ziyaret etmek ve doğal ürünlerinden satın almak vardı ancak gece karanlığında bu mümkün olmadığı için istikametimiz mecburi merkez oldu. Ancak buralara gelip Vakıflı’yı görmek isteyenler Samandağ yolu üzerinde yol ayrımından sapıp 5 km sonra köyü görebilirler.
Hatay merkeze vardığımızda kısa bir akşam turu yapıp sonrasında Harbiye istikametine, hem şelaleleri görmek hem de Kule Restoran’da Hatay mutfağına ait yöresel lezzetleri tatmak için gidiyoruz. Harbiye semti ile merkez arası 10 km ancak biz yetersiz tabelalar yüzünden 45 dk.’ da varıyoruz. İlk olarak şelalerin olduğu kısımda geziniyoruz. Şelaleler ve etrafındaki restoranlar güzel ancak akşam yemeği için bizim tercihimiz Kule Restoran olduğu için Harbiye semti içine yöneliyoruz. Kule Restoran şelalelerin olduğu alanda değil, aksine şehir manzaralı Hatay’ın meşhur restoranlarından biridir.
Kule Restoran, civardaki bir çok boş restorana nazaran kalabalık idi. Biz Hatay mutfağına özgü yemek ve mezelerden Hummus, Biberli ekmek, Şam oruğu, Yoğurtlu roka, muammara, kebap olarak da Tepsi ve Kağıt kebabı yedik. Fiyatlar ne ucuz ne de pahalı diyebilirim. Ancak lezzet olarak ben İstanbul’daki Has Kral vb. Hatay restoranlarına göre çok da fazla artısını görmedim. Açıkçası daha lezzetli yemekler umuyordum. Ancak kötü de diyemem. Hatay’da 3 gün kalırsanız bir akşam yemeği için gidilebilir ancak bizim gibi bir gece kalacaksınız daha iyisini araştırmakta fayda var.
Hatay’ı gezmek isteyenlere kısaca özetlemek gerekirse, dar sokaklarında yürüyebilir, yolunuza çıkacak kiliseleri ziyaret edebilirsiniz. Uzun Çarşı’da gezebilir, Çarşı’daki Kral Künefe veya Yusuf Usta’nın künefesini tadabilirsiniz. Ayrıca Anadolu’nun ilk Camii Habibneccar Camii, Samandağ sahili ve Antik kent , kaya mezarları ile Titus Kaya Tüneli, Asi nehri mutlaka görülmeli. St. Pierre Kilisesi (açık ise), Ermeni köyü Vakıflı ve Harbiye şelaleri de vaktiniz varsa diğer görülecek yerlerdir. Hataya gelmişken yöresel lezzetlerin de tadına mutlaka bakmalısınız. Çeşit bol, siz sınırları zorlayın ancak acılı olanlarına da dikkat edin.
Biz sabah kısa bir şehir turu sonrası rotayı önce Kilis sonra Osmaniye ve Adana’ya çeviriyoruz. Hatay çıkışında gördüğümüz Suriyelilerin manzarası ise içler acısı idi.
Yol kenarında iş, aş bekleyenler, üzerlerindeki kıyafetlerinde yırtılacak yer kalmamış insan manzaraları sonrası Allah hiç bir ülke veya halka bu tip kanlı acımasız savaşları yaşatmasın diyoruz.