- Kategori
- Deneme
Hayal...

Mevsim “Sonbahar.” Gökyüzü yıldızların istilasına uğramış, ışıltı içinde bu akşam… Yıldızlar, ay ışığıyla, parıltı yarışı içine girmiş gibi, yeryüzü de ışıl ışıl. Akşamın ilk saatleri, 18.00 veya 19.00 arası, evden çıktım. Uzun Çarşı istikametine, ağır ve aksak adımlarımla yürüyorum.
Uzun Çarşı’nın sol tarafındaki ekmek fırının yanındaki eski han, restore edilmiş. Ve resim sergisi açılmış, han’ın içine. Gökyüzündeki, yıldızların ve ay’ın şavkı hanı tamamen aydınlatmaya yetmiş sanki. Han’ın duvarına asılan resimleri merak ediyorum ve han’ın içine doğru yürüyorum.
Her resim tablosu bol bir ışık huzmesiyle aydınlatılmış halde, han içinde. Hemen han’ın sol köşesinde düzgün şekilde 5 tablo asılı duvara. Sonrası, bir “İlkbahar” tablosu duvara asılı ve önünde durup tüm dikkatim, o tablo da yoğunlaşıyor.
Arkamdan gelen bir sesle irkiliyorum. Han’ın güvenlikçisi, “Kapatıyoruz hanı, yarın sabah 11.00 de açılıyor han, gelip devam edebilirsiniz resimleri görmeye” diyerek uyarı da bulunuyor.
Güvenlikçinin sözü bitti bitmedi, “şimdi gelmiştim ben daha” demeye kalmadan. ”Beyefendi, 1,5 / 2 saattir o baktığınız tablonun- İlkbahar tablosunun- önünde bir heykel gibi, hareketsiz bir şekilde duruyordunuz” diyor han’ın güvenlikçisi.
Gözümü açtım ve uyandım uykumdan. Sabah olmuş, gün aydınlanmıştı. Hepsi bir rüyadan ibaret ama gözüm yaşla dolu. Gözümden süzülen ve kirpiğim de biriken yaş daha kurumamıştı. Öylesine bir rüya veya hayal gördüm.
O gün işe gitmek için yola çıktığımda, aklım da “hayal” – İmge- Rüya- soruların ve yanıtların düşüncesi içinde günümü geçirdim.
Her insan hayalleri kadar mı yaşar? Hayalleri olmayanın “hayat” hakkı yok mudur? Yaşam hakkı vardır mutlaka. Yalnız “ Her şey hayal etmekle başlar” Hayat da…
İnsan, hayallerine ve cesaretine göre yön verir, hayatına. Bazen de yön veremez tabii ki!
Yeter ki hayallerin peşinden gidebilsin insan. Satmasın hayallerini. Hayallerdir umudu yeşerten çünkü. Lacivert rengin büyüsüne teslim denizin ufkunda, Tanyeri huzmelerin denizi aydınlatan, yakamoz’un ruha yansıyan umut gibi! Hayal’in.
Gözünü kapadığında, en ulaşılmaz sanılan, aşklar dile gelir. Ulaşırsın. Gözünü açtığında, Hayal mi / gerçek mi arasında platonik aşk yaşatır, hayallerin.
Bir anlık da olsa yaşarsın, her gece alacakaranlığı anımsatan zaman diliminde, “Özgürlük “ hissi vereni.
Tam göğsünüzün ortasında bir yeriniz hep acıyacak olsa da…
Yaşam denilen süreçte, hayat oluşturmak için hayallerimizin peşinden gidilmesi gerekliliğine. En güzel sözlerden birini devrimci gerilla, Ernesto Che Guevara söylüyor bize…
“Gerçekçi ol, İmkânsızı iste!”
Hayallerini sevgiyle / aşk’la dolu yaşayanlara / yaşatabilenlere...
Sevgililer Günü Kutlu Olsun.
Sedat Çalışkan