​ Hayali suikast planı... / Güncel / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Şubat '11

 
Kategori
Güncel
 

Hayali suikast planı...

Hayali suikast planı...
 

Bildiğiniz gibi çeşitli suçlardan insanlar cezaevlerinde… 

Bu suçlamalardan birçoğunun hayali olduğu, geçen günler içinde gün yüzüne çıkıyor. 

İşte bu suçlamalardan birisi: 

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a suikast hazırlığı ile ilgili MİT’in hazırladığı ve Başbakanlığa gönderdiği, oradan da Ergenekon Savcılarına teslim edilen ‘bilgi notu’nda geçen hemen her ayrıntının hayali olarak hazırlandığı ortaya çıktı!.. 

Bildiğiniz gibi yazılan bir senaryo vardı. Bu senaryoda; İstanbul Kısıklı’da kiralanmış bir ev, Bulgaristan’da yaşayan emekli bir albay, eylemin finansörü olduğu söylenen ve İstanbul Maslak’ta işyeri bulunan 40-45 yaşlarında Selahattin Beyazıt diye bir şahıs vardı! Hatta yarım bodrum şeklindeki evin caddeye bakan kısmından da iki tuğla çıkartılmış ve yol gözleniyordu. Bu tuğla deliğinden, Başbakan’a suikast yapılacaktı! 

Evet, bu iddiada gerçek olan tek bir belge var. O da yazılan bilgi notu! 

Bildiğiniz gibi MİT Başbakanlığa bağlı bir kuruluş. Ülkemize yönelik iç ve dış tehdit karşısında bilgi toplayıp, önlem alınmasını sağlayacak faaliyetlerde bulunması için kurulmuş. Yani kişisel olarak kimseye bir istihbarat sağlamadığı gibi, bir siyasi partinin seçim malzemesi içinde bilgi notu üretmemesi gerekiyor. 

Üretilen bilgi notu hayali çıkınca, Başbakan’a suikast yapılacağı yönündeki ihbarla ilgili akıllarda pek çok soru işareti kaldı. 

* MİT, böyle duyumu neden sadece Başbakanlık ve İçişleri Bakanlığı ile paylaşmakla yetinip eylemcilerle ilgili herhangi bir takibat yapmadı? 

* 1 Temmuz 2007’de kendilerine intikal eden Başbakan’a yönelik bu duyumu neden 24 Temmuz 2007’ye kadar ilgili makamlara göndermek için bekledi? 

* İstanbul Maslak’ta işyeri bulunan ve eylemin finansörü olarak adlandırılan kişinin gerçek kimliğini hiç araştırdı mı? 

* Bulgaristan’da yaşadığı belirtilen emekli albayın kim olduğu, nerede yaşadığı ve eylemcilerle nasıl görüştüğü ile ilgili MİT’in somut bir bilgisi var mı? 

Bu ve benzeri birçok soru daha sorulabilir… 

Bu neye benziyor biliyor musunuz? 2007 Nisanında devrin Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt’ın E-Muhtırasına! 

Bildiğiniz gibi E-Muhtırayı çok güzel kullanan AKP, yapılan seçimlerde mağduru oynayıp, oy oranını yüzde 47 lere çıkararak, ülke insanlarımızı ötekileştirmeye ilk adımı attı. 

Türk Silahlı Kuvvetlerini tümden darbeci ilan eden AKP, her nedense E-Muhtıracı Yaşar Büyükanıt’a Devlet Övünç Madalyası takıp, altına da 1.5 trilyon liralık zırhlı bir araba çekip, yeterli sayıda koruma vererek, emekliliğin tadını çıkarmasını sağladı. Ondan sonra Genelkurmay Başkanı olan İlker Başbuğ’un suçu neydi? Ne övünç madalyası, ne zırhlı araba… 

Bildiğiniz gibi günlerden beri Mısır kaynıyor. Önce Tunus’un devlet başkanı ülkesinden kaçtı. Şimdi sırada Hüsnü Mübarek var. Benim merak ettiğim, Tunus ve Mısır’da uygulanan yönetim şeklinin bizden farkı? 

Örneğin çıkacak Torba Yasa’daki kısıtlamalarla ilgili ülkenin dört bir yanından yola çıkan emekçilerin, meclis çevresinde oluşturacakları insan zincirine, kanunsuz diye Ankara Valiliğinin izin vermemesi… Kaç yıl olduğunu tam bilemediğim Deniz Feneri soruşturması ile ilgili ne HSYK ne de Adalet Bakanlığının sesini çıkartmaması… Bundan iki yıl önce Adana’da şehit cenaze töreninde Başbakan’ın gönderdiği çelengi yırdan kişiye verilen 2 yıl 4 ay hapis cezası… AB’den sorumlu Devlet Bakanı Egemen Bağış’a yumurta attı diye hakkında 2 yıl hapis cezası istenilen üniversite öğrencisi… Öbür yanda Baykal’ı Van’da taşlayanlar hakkında yapılanlar? 

Örnekleri çoğaltmak pek ala mümkün. İşte Başbakan Denizli’ye gelecek diye olması muhtemel protesto eylemleri için gözaltına alınan 10 kişilik İşçi Partili… Veya İstanbul’a giden üniversite öğrencilerinin yolda çevrilerek, coplanması ve biber gazı banyosuna tabi tutulmaları, hamile kızların yerde tekmelenerek darp edilmesi… 

Hüsnü Mübarek’e öğüt verirken, ülkemizdeki uygulanan “İleri Demokrasi”de yapılanlara da bir göz atmak gerekiyor. Hukukçu olmayan Anayasa Mahkemesi Başkanının yüksek yargı elamanlarını eleştirmesinden ne kadar keyif alıyorsak, Anayasa Mahkemesi Başkanını da eleştirebilmek gerek! 

Herkes kendi işini yapmalı ve ülkedeki sistemsizliğe bir çözüm bulmak için ilahi yargıyı taraftar yapmaya gerek var mı? Mademki hukukun üstünlüğü diyoruz, o zaman hukuk her tarafta, herkese eşit şekilde dağıtılmalı. Ergenekon’da farklı, Deniz Fenerinde farklı olmamalı. 

 
Toplam blog
: 3842
: 3093
Kayıt tarihi
: 23.03.08
 
 

Antalya'da 1956 yılında doğdum. Emekliyim, Üniversite mezunuyum. Evliyim, bir oğlum var Mimar. Gü..