- Kategori
- Sosyoloji
Hayallerinin peşinden gitmek

Öyle hayalperest biri değilim hatta son derece realist olduğumu söyleyebilirim. Ama her ne kadar realist olsak da hayallerimiz oluyor, insanız çünkü...
Dolayısıyla her insan gibi benim de yapmak istediğim bir sürü hayalim var, geleceğe dair. Bazen daldan dala atlıyor hayallerim Birbiriyle örtüşmesi mümkün olmayan. Olsun! Parayla değil ya hayal kurmak...
Bazen isyan edercesine kaderime; ardımda bıraktıklarımı düşünmeden, alıp başımı gitmek istiyorum buralardan, gönlümce yaşayabileceğim diyarlara bir başıma...
Bazense yalnızlık ürkütüyor göze alamıyorum, birlikte hayallerimi yaşayabileceğim adamı arıyorum her yerde deli divane ama ''kolay mı bulmak hayalindeki adamı bu yuz yıl ''diyorum kendi kendime...
Öyle çok yapmak istediğim şey var ki oysa...
''Neyi, niçin erteliyorsun, hayat kayıyor avuçlarından, bir defalık bir şans hayat ''diye isyan ediyorum insafsızca yargılıyorum kendimi. Cesaretsizliğime, duygusallığıma, korkularıma isyan ediyorum. Ama olmuyor, düşünmeden edemiyorum ardımda bırakacaklarımı , yokluğumu umursamayacaklarını bile bile.
Alıp başımı gitmek, uçsuz bucaksız okyanuslara açılmak istiyorum, pupa yelken. Gün batımlarına karşı kırmak geminin dümenini...
Dünya kazan ben kepçe olmak istiyorum. Nerde akşam orada sabah, pecmure bir hayat sürmek...
Üzüntülerden, acılardan, ölümlerden uzakta. Hiç bir şeyi düşünmeden, umarsızca yaşamak...
Gönlümce, içimden geldiği gibi planlamak istiyorum hayatımı, kalıplara sokmadan, zamanı sonsuza kadar durdurmak istiyorum.
Nerede bırakırsa bıraksın kendimi rüzgarlara teslim etmek, yüzümü esintilere bırakmak istiyorum...
Kısacası huzurlu, dingin, düşüncelerden uzak, trenler kadar yavaş ve sindire sindire yaşamak istiyorum.
Büyük metropollerde, dört nala koşan atlar gibi yaşamanın anlamı yok. Yaşadığımız bu hayat beni öldürmeden terk etmeliyim bu metropolü, kaçmalıyım buralardan bilinmez diyarlara hayalimdeki adamla ya da bir başınalığı göze alarak yalnız....