- Kategori
- Kişisel Gelişim
Hayat sahnesinde sergilenen benim oyunum

son perdede alkışlanmak üzere
Hayatım anne ve baba dediğim esas kadın ve esas oğlanın özel oyununda figuranlıkla başladı. İyi bir oyuncu olabilmem için, heyecan, üzüntü, korku, telaş, ağlama, mutluluk, gülmek gibi duygu konularına vereceğim tepki ve mimiklere, önce anne ve babam karar verdi. Eğitimi devralan öğretmenlerim, kardeşlerim, arkadaşlarımda oyunculuğuma ilave katkılarda bulundu.
Oyunculuğum bazen çok beğenildi, bazen eleştirildi, bazende yuhalandı. Kendimi çok yetenekli bulmama rağmen, beni yeteneksiz ve amatör bulanlara inat, olaylara verilecek tepki ve mimiklere, daha çok çalışmaya başladım. Ne kadar çalışsamda oyun başkasına aitti, anne ve babamın oyununu uzaktan izlemeye, kendi oyunumu kurma zamanımın geldiğine inandım. Esas kadındım, esas oğlanı buldum önce; Oyunculuğunda bana göre eksiklikler vardı, bana göre amatör davranıyordu, düşüncelerini oyuna uyarlıyamıyor, etki ve tepki konularında çok yetersiz kalıyordu. Görüntü ve kişiliği başrol için çok uygundu, kendisini profosyonel olarak görüyor, bazı konularda, oda beni amatör buluyordu. Birbirimizi eleştirsekte birlikte oynamaya başlamış oyuncu kadrosunu genişletmeye karar vermiştik. İlk yardımcı oyuncumuz oğlumuzdu, daha sonra oyunumuza iki kızım katıldı figuran oyuncu olarak. Hiç bir şey bilmiyorlardı, anne ve babamın bana öğrettikleri teknikleri modernize ederek kendi oyuncularıma öğrettim. Benim öğrettiklerimi yanlış buldukları, kendi fikirlerini, başka oyuncuların sahnelerini daha üstün buldukları dönemler oldu. Eleştirilerle, heyecanlarla bazen seyircili bazen seyircisiz oyunlar sergiledik, hep birlikte. Günü gelince onlarda kendi sahnelerini hazırlamak istediklerini bildirdiler. Çocuklarım kendi sahnelerinde kendi istedikleri oyuncularla devam etti hayatlarına. Ben ve eşim tek kişilik oyunlarla devam ediyoruz şimdilik. Her oyunun bir senaryosu vardır, bizimkisi tamamiyle doğaçlama. Hayatımız bir sahne ve bizler de oyuncuysak, oyunu kurallarına göre oynamalı, başrol ve yardımcı oyuncuları ve figuranları özenle seçmeliyiz. Çünkü her oyunun bir son sahnesi var, seyircilerin selamlandığı, perdenin kapandığı o son sahne... Ben bu sahneyi çok merak ediyorum. Burada şu meşhur söz devreye girecek.
“Kimbilir nerede, nasıl, kaç yaşında. Bir namazlık saltanatın olacak, musalla taşında”
Oyunun sonundaki, oyunculuğum ile ilgili eleştiriler çok önemli benim için. Gerçi gündeme belli bir müddet oturacağım. Sonra oynadığım rol, oyunculuğum ve oyunun konusu unutulacak, yeni oyuncular ve onların oynadıkları oyunlar geçici olarak daha önemli hale gelecekler. Amatörlük, profosyonellik kavramları da bu noktada önemsizleşecekler, dünyaya bakış açısı olarak değerlenecekler. Oyunculuğu her daim zirvede yaşamalı, son sahneye kadar alkışlanacak profosyonel işler yapmalıyız.