27 Kasım '15
- Kategori
- Kültür - Sanat
Hayata anlam arama serüveni

Hayat, emek ve mücadele...
Yeryüzüne gelen her insan, kendi birikimleri dahilinde hayata bir tanım bulma, bir anlamlandırma çabası içerine girmiştir. Kimine göre bir kelime, kimine göre bir manzara, kimine göre bir kadın, kimine göre bir içecek, kimine göre bir an vs. Tabi bu tanımlar kişiye göre değişebileceği gibi yaşamın önümüze sunduğu şartlara göre de değişiklik gösterebilir. Elbette ki yeryüzünde yaşayan ne kadar insan varsa o kadar hayat tanımı vardır. Halk arasında söylendiği gibi “insan insana benzer” tabiri çerçevesinde birçok tanım da birbirine benzeyecektir.
Bana sorsanız hayatın tanımını; ben derim ki, ruh halime göre değişir. Oysa tanım bilimsel anlam dahilinde silsile olarak çeşite bağlanmıştır. Silsileden kasıt; anlam kesinlik kazanana kadar aşama aşama derecelendirilir. Kesinlik kazandıktan sonra herkes tarafından kabul edilen tek bir ifade, tek bir boyut ve tek bir manaya kavuşur. Ancak hayatın tanımı dediğimiz zaman bu noktada ruh hali devreye girer. Bazen şahit olduğumuz olaylar karşısında dahi hayata tanım biçmeye kalkarız. Örnek verecek olursak; tartışan bir çift gördüğümüzde, eğer tartışacak biri yoksa yaşantımızda ya da yaşantımızda olan insanla gayet güzel tartışmasız bir ilişki yürütüyorsak, halimize hem şükreder hem de bu halimizden dolayı hayata tanım biçerek kendimizi mutlu ederiz.
Mutlu olmak demişken, aslında insan ömrü boyunca, yeryüzüne gelişinden yerin altına girişine kadar geçen süre zarfında yaptığı eylemlerde, bulunduğu girişimlerde, hep mutlu olmayı amaç edinmiştir. Hayata bir tanım biçerek bir kılıfa uydurma çabası da tamamıyla insanoğlunun bu mutlu olma amacını gütmesinden ileri gelir.
İşte hayat bu, rolün önceden biçilir ve yeryüzüne gelince gereğini yaparsın…