Hayata dair / Dostluk / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Nisan '10

 
Kategori
Dostluk
 

Hayata dair

Hayata dair
 

Hayatta gayemiz nedir yada ne bekleriz hayattan? Ne isteriz? Ne Umarız?

Her sabah kalkıp işe gitmek, her akşam işten çıkıp eve dönmek ikilemesinde hiçbir değişiklik yoktur çoğumuzun hayatında… Beklenen hep hafta sonudur lakin 1 gün kime yeter ki yada neye yeter ki? Bunu hiç düşünmeyiz. Hayat hep akışındadır ömür çizgimizde…

Kaçımız son günlerde yakınlarımıza zaman ayırabildik? Ya da kaçımız son günlerde sevdiği şeyi yaptı yada kaçımız etraf ne der demeden hayata nefes verdi? Eminim ki bu sorularımın yanıtı pek iç açıcı değil.

Aslında hayat o kadar kısa ki şöyle özetlenebilir:

0-12 yaş arası çocukluk dönemi – Çoğumuz olan biteni hatırlamaz bile.

12-20 yaş arası ergenlik dönemi- Çoğumuz bu dönemde gidip gelen duygular , vucut karmaşı içindedir. Her şey geçicidir baki olmaz yaşananlar.

20-30 yaş arası gençlik ve kendini bilme dönemi – Bu dönemde erkeklerin 1.5 yılı askerde geçer. Kızlarda çoğunluklar ilk çeyreğinde evlenme eğilimindedir. Yaşılan şeyler ve yaşınılması gerekenler bu dönemi kapsar. Ne çocuksunuzdur nede yaşlı… Beğenilecek ve beğenecek durumdasınızdır lakin 25 inde evlenince ne anlarız ki ?

30’un dan sonrası artık olgunlaşmaya ilerlerken her attığınız adıma dikkat etme dönemimizdir.Saç traşınızdan giyimimize kadar her şeye dikkat edilir. Çünkü bu dönem yaşına bak, konu komşu ne der döneminin üst sevilerde olduğu dönemdir.

Kısacası insan hayatı ortalama 60 yıl dersek düşünsenize dolu dolu 10-15 yılınız var her şey için... 15 yaz, 15 kış… Flört için 15 yıl… Ha bu yazıyı okuyan sizler şöyle diyebilirsiniz ne yani 40 yaşında hayat olmaz mı diye? Evet olur ama 20 yaşındaki gibi özgür, çılgın, deli dolu, kaynayan bir kan gibi olur mu hiç? Eğer öyle olsaydı neden herkes ah ah şimdi 18’inde olmak vardı ya da lisede olmak vardı deyip geçmişe özlem duyardı ki?

Evet Hanımlar Beyler !

Kısacık şu hayatta kendimiz için yaşamalıyız tabiî ki ama çevremize ve sevdiklerimize zarar vermeden onları unutmadan yapmalıyız bunu.

Bir akrabamızı aramalıyız ansızın, kapısı çalıp şaşırmalıyız mesela… Annemize anneler günü dışında sürpriz yapmalıyız örneğin. Elektronikleşen Dünyamızda insan ilişkileri azalırken her birimiz yalnız kalmaya başlıyoruz. Arkadaşlarımız yok oluyor, dostumuz kalmıyor, diyaloglarımız olmadığından aşk bulamıyoruz… Peki bu durumda elimizdeki ve çevremizdeki insanları kazanmak için yada bir lise arkadaşımızı aramak için neden ilk adımı onlardan bekliyoruz? Bilesiniz ki beklenilen o ilk adımlar çoğu zaman gelmiyor!

Buyurun bu ilk adımı siz atın ve bugün uzun zamandır görüşmediğiniz birini arayıp O’nu şaşırtın… Hayat elektronik yazışmalardan ibaret elbet değil… O halde sıcak temas kurup beraberce bir çay yudumlamak niye zor olsun ki? Bugun çıkın dışarıya, etrafınıza aldırış etmeden, etrafınızdaki insanları sorgulamadan kendiniz gibi, istediğiniz gibi, deli dolu gezin…

Yarın çok olmadan “keşke” kelimesini kullanmamak üzere bugun hayata yeniden merhaba deyin…

Yazan: Serkan HACIÖMEROĞLU

http://www.barismancorock.org

 
Toplam blog
: 175
: 1323
Kayıt tarihi
: 21.01.09
 
 

Serkan Hacıömeroğlu 1 Kasım'da  Trabzon'da doğdum. Yüksek öğrenimi 2000 yılında tamamladım. Çeşit..