- Kategori
- Sivil Toplum
Hayata sarılmak...
İnsanın hayatı sevmesi, hayata sarılması sizce nasıl bir şeydir? Herbirinizin değişik fikir cimnastiği içerisinde olduğunu hissedebiliyorum. Kimimiz amansız bir hastalığa tutulan insanın hastalığını yenebilmek için mücadele etmesi, o hastalıkla barışık yaşayabilmesi veya insanın başına gelebilecek türlü bela ve müsibetlerden kurtulup hayatına yine ve eskisinden daha sağlam devam edebilmek için verdiği yada verebileceği mücadele geldi hepimizin aklına bir anda. Bunları çoğaltmak ta mümkün tabii.
Benim asıl dikkatinizi çekmek istediğim konu belki bir kısmımızın aklına geldi belkide hiç aklımızdan çıkaramayanlarımız da vardır mutlaka. Evet yine Deprem den bahsediyorum. Hani tüm insanlığın önlem almak için çabalayıpta bir şey yapamadığı, hani hiç bir önlem almadığımız başımıza geldiğinde de çaresiz kaldığımız deprem. Milyarları verip aldığımız evlerimizin apartman dairelerimizin depreme dayanıklı mı değilmi diye hiç merak etmediğimiz, oturacağımız yuvamızın kim tarafından ve nasıl yapıldığını merak etmediğimiz evlerimiz, yuvalarımız için neler yapabiliriz ne gibi önlemler alabiliriz bunları iyice düşünüp gerektiğinde teknik yardım almak zorundayız.
Ama birde kendi evimizde yapabileceklerimizi yapmamışken başkası bizim için ne yapabilir onuda anlamak çok zor. Evlerimizdeki bulunan tüm eşyaları sabitlememişsek, evimizde acil ihiyaçlarımızın bulunduğu bir çanta (Yiyecek ,giyecek,tıbbi malzeme, elfeneri vs.) hazır değilse ve çok basit bir önlem olarak elimizde bulunan kitap ansiklopedilerden çocuğumuzun yatağının ayak ve baş ucuna yatak seviyesinde sıralamadıysak (bunun sebebi herhangi bir yıkım sırasında çocuğumuza Hayat Üçgeni sağlayabilirmiyiz demektir ve ağırlığa ve ezilmeye dayanıklı olduğu için) biz kendimiz için çoluk çocuğumuz için bir şey yapmıyoruz demektir ve ne devletten nede milletten bir beklentimiz olmamalı olamazda.
Eğer gerçekten hayata sarılmak istiyorsak hem kendimiz , hem ailemiz için birşeyler yapma zamanı geçiyor bilesiniz. Geçenlerde Japonya Afet Merkezinden bir yetkilinin konferansına katılmıştım. Orada istatistiklerle bilgiler veriliyordu. Bizde can kulağı ile dinliyoruz tabii. Ama dikkatimi çeken bir konu vardı sorma fırsatım olmadı sizlerle paylaşmak istiyorum. Anlatıyor geçmişte olan depremlerde 5000 kişi ölmüş ve daha sonra 5 yıl sonraki depremde ölü sayısı 200, yine aynı yerde ilk depremde yıkılan bina sayısı 400 sonrakinde 4-5 falan ve bu yetkili bunu anlatırkan Japonya nın başarısı gibi anlatıyor. E be kardeşim bu başarı değilki? Şimdi Marmara da aynı deprem olsa o zamanki kadar kayıp olurmu? Olmaz. O kadar hasar olurmu? Olmaz. Neden? zaten dayanıksız olanlar çöktü yerine yapılanlar zaten Yönetmeliğe göre depreme dayanıklı yapılmak zorunda. Şimdi başarılıyız demek kendimizi kandırmak olmazmı? Eğer başarılı olacaksak olası bir depremde neler yapılabileceği ve yapacaklarımız dır. Biz deprem olmadan o yerleşim yerindeki çürük binaları yıkıp yada güçlendirip can ve mal kaybını en aza indirebiliyormuyuz? Başarı odur bence.