Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Mart '15

 
Kategori
İlişkiler
 

Haydar Dümen'ce yazdım

Haydar Dümen'ce yazdım
 

Haydar Dümen'i hemen hemen tanımayan yoktur, ergenlik çağındaki gençler çok iyi bilir. Gene de biraz olsun tanıtalım:
 
Haydar Dümen, uzun ak saçları olan, sevimli bir görünümü olan, 1931 doğumlu bir psikiyatrist ve seksoloji uzmanıdır.
Posta adlı ulusal bir gazetede, cinsellik, seks ve ilişki sorunları üzerine yazılar yazmaktadır.
 
Cinsel meselelerin üzerine konuşmayı toplum yadırgadığı için, Haydar Dümen'in gazetedeki köşesini okumakta ayıplanır. Haydar Dümen'in köşesini çoğunlukla ergenlik çağındaki erkekler okur gizliden gizliden. Neden, çünkü ayıptır bunlar. (!)
 
Ah toplumumuz ah! Ekmek-su gibi insanın ihtiyacı ve bir gerçeği olan cinselliği yadırgarsın ama, yalandan dolandan, hırsızlıktan haksızlıktan, kadın aşağılamalarından, kadın zulümlerinden, kadın ölümlerinden, tecavüzlerden rahatsız olmazsın. Senin âhlâkını eşekler kovalasın!
 
Evet, insanın temel ihtiyacı ve en büyük gerçeği olan cinsel konular üzerine konuşmak yadırganır bizim toplumda, ayıplanır, günah olarak düşünülür. İşte bu yüzden toplumumuzdaki büyük bir çoğunluktaki erkek, cinsellik üzerine pek bir şey bilmez. Ya da şöyle diyeyim, eğer bu konu yadırganmasaydı, kadının saçından, dekoltesinden tahrik olan bir toplumda olmazdı; bu konular yadırganmayıp ayıplanmadan gizlenmeden konuşulsaydı kanıksanacak bir konuya dönüşecek ve hayatın bir gerçeği olarak algılanacaktı. Bu da kıç-baş görünümünden tahrik olan erkeklerden kurtulmamızı sağlayacaktı.
 
*
 
Cinsellik üzerine erkeklerimizin çoğu bir şey bilmez, dedim.
Gerçekten de öyledir, bilmezler.
Cinselliği yalnız kendi ateşlerini söndürmek olarak algılarlar.
Aşk denilen yüce olguyu, yatak odasındaki ateşli mücadele olarak olarak düşünürler.
Ya da Katolik Hristiyanlar gibi cinselliği üreme amaçlı olarak görürler.
 
Cinsel ilişkide çoğu erkek başarısız olacağına dair bir korku içerisindedir. Hemen boşalacağına, sertleşme sorunu yaşayacağına dair korkudur bunlar. Normaldir hepsi. Olabilir, doğaldır. Her erkeğin başına gelebilir. Ama bizim erkekler bunu çok büyük bir sorun olarak görür; kadından, aşktan soğur. İşte cinsellik üzerine pek bilgisi olmadığının kanıtlarından biridir bu algı.
 
Erkek boşalınca kadını bırakır, uzaklaşır. Tamam sen söndürdün de ateşini, peki kadın ne alemde? Bunu hiç hesap etmez. Kadın tatmin oldu mu, orgazm oldu mu diye hiç aklına sorular getirmez. Varsa yoksa kendisi.
 
Kadınla erkeğin tatmin zamanlaması bir değildir. Erkek hemen sönerken, kadın daha başlangıçtadır. Erkekle kadını tatminde eşitlemenin yolu uzun bir sevişmeden geçer. Kadın sevginin bedenleşmiş halidir. Eğer kadınında orgazma erişmesini istiyorsak, yeterli sevgiyi sunup, o bedene gerekli tapınımı yapmalıyız. Maalesef bunu da yapmayız. 
 
Gerçek feministlerimizden rahmetli Duygu Asena haklı olarak şöyle der:
 
'Orgazmı hiç tatmamış çok kadın var bu ülkede.'
 
Maalesef öyle. Kadını kendi ateşini söndürmek için araç olarak gören ve kuluçka makinesinden ibaret olduğunu düşünen milyonlarca erkek var bu ülkede.
 
*
 
Bizim türevler, yani erkekler o kadar eksiktirler ki, neyin nerede olacağını pek bilmezler. Kadının ilk önce sevgisini kazanmaktansa, direk yatağa atmayı düşünür. Bilmez ki, aşk dolu ve kendi isteğiyle sunulan bir bedenle sevişmenin dünyanın en güzel lezzeti olduğunu. İşte bunları bilmeyen bizim erkekler, eskiden eşek s....miş, şimdi çoluğa çocuğa, genç kızlara tecavüz ediyorlar, veya flörtler edip genç kızların hayatlarını karartıyorlar.
 
*
 
Sorarım sana türevim: 
 
'Sen ne anlarsın güzellikten?'
 
-Mustafa Yıldırım - 23.03.2015
 
Toplam blog
: 480
: 715
Kayıt tarihi
: 03.11.12
 
 

Konyalıyım. Edebiyat okudum. Amatör yazar ve şairim. ..