​ Hayır…Keşke… / Deneme / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Mayıs '11

 
Kategori
Deneme
 

Hayır…Keşke…

Hayır…Keşke…
 

alıntı


Normal 0 21 false false false MicrosoftInternetExplorer4

Benimle evlenir misin?’ diye soruyordu genç adam,tüm nezaketi ile…Ve bugün için yaptığı onca hazırlığa değecek cevabı almak istercesine…Parmakları arasında minik kutuda parlayan yüzükte teklifini tamamlıyor,duymak istediği cevabı bekliyordu.

Genç kadın şaşkın bakışlarla bir yüzüğe birde sevdiğim adam dediği delikanlıya bakıyordu.Yılarını verdiği ilişkide en çok hayalini kurduğu an gerçek olmuştu işte…Alıp yüzüğünü parmağına takmalı heyecanla ‘evet’ çığlıkları atmalıydı,gözlerinden süzülen yaşlar mutluluğunun ifadesi olmalıydı,sıkıca sarılmalıydı sevgilisine…Ama o sadece baka kalmıştı göz pınarlarına biriken yaşlar arasından.Ne eli yüzüğe gidebildi nede tek bir cümle döküldü dilinden.Ne kadar zaman böyle kala kalmıştı genç kadın bilemedi ama aklından geçenlere yıllar sığıyordu…

İlişkilerinin ilk zamanlarında en çok hayalini kurdukları şey bir tatildi.Baş başa,romantik,heyecanlı,aşklarına aşk kattıkları bir tatile çıkmaktı istedikleri.En çok bunu düşünmüş en çok bunun hayalini kurmuşlardı.Sonunda oldu da,istedikleri gibi baş başa bir tatile çıkıverdiler.Her şey düşündükleri gibi gidiyordu başlangıçta ama en büyük eksik hayalleriydi…Ne romantikti bu tatil ne de aşk dolu…

Romantizm bir kenara dursun ne tatlı bir söz,ne nazik bir davranış vardı tatillerinde…Turistlerle kaçamak flörtler ve güneşlenmek dışında hiçbir şey yapmayan bir sevgili ve hayal kırıklıkları ile dolu bir haftaydı yaşananlar…

Hayal kırıklığı ile geçen tatil sonunda şikayet edemedi genç kadın aşıktı çünkü,’aşk sebepsiz sevmek değil midir?’diye düşünmüştü ve bu bir daha tekrarlanmaz diye bağlanmıştı sevdiğine daha sıkı…

Hep ‘annem sana bayılacak…’ demişti adam,senin gibi bir kız arkadaşım olsun istedi ömrünce demişti.Ailesiyle tanıştırıyordu genç kadını,belki her şey geride kalmıştı,ilişkinin üstünden geçen onca yıl sonunda aile onayıyla uzun zamandır konuşmayı bıraktıkları evlilik dile gelecekti yeniden.Hevesle,heyecanla,umutla çıktı adamın ailesi karşısına…

Ne kadar ‘annem sana bayıldı…’ dese de genç adam,anneyle baş başa geçirilmiş kısacık zamanda anlamıştı kız müstakbel kayınvalidesinin hayallerini süsleyen aday olmadığını.Adamın annesi demişti kıza çünkü ‘oğlum hep esmer ve uzun boylu bir kızla evleneceğim der’ diye…Oysa genç kadın ne uzundu,ne de esmer… hatta sarışın denecek kadar beyaz tenli bile sayılırdı.

O gün yeniden düşündü kız,bunca yıl aranan sevgili değilse neden emek veriyordu adam bu ilişkiye,neden yalanlar söylemişti yıllar boyu?Ortada bir yalan vardı evet ama anneye mi,genç kıza mı söylenmişti,onu kestirebilmek çok zordu…

Masada heyecanla duran ve evlilik teklifi yapan bu adama cevap vermeden önce aklından geçen en son şey ise en acı vereniydi genç kadına.Aslında belki de ilişkileri boyunca ilk defa bu kadar dürüst davrana bilmişti adam.Aldatmıştı genç kadını.Tek gecelik,geçici bir hevesle oldu bitti her şey,demişti birde ‘erkekler aşık olsun yatmasın,kadınlar yatsında aşık olmasın isterlermiş’ diye eklemişti anlattıklarına teselli eder gibi.Sonrasında ‘geçiciydi,esmerdi,uzun boyluydu,sarhoştum,bir hevesti…’ diye anlatmışta anlatmış,bin kere özür dilemişti genç kadından.

Dinledi…kırıldı…yıkıldı kadın ama yaşadığı diğer olumsuzluklar gibi bunda da gidemedi.Neden gidemediğini kendi de bilmiyordu.Aşk,fedakarlık da nereye kadar…sevgi bu adamsız olamaz mıydı…Bunca yalana,güvensizliğe,ihanete rağmen karşı koyamadığı,arkasına bakmadan gidemediği neydi?Değer verdiği her şeyden yoksun olan ilişkide aşk kalmış mıdır ki hala aynı adamın yanındaydı?Yıllarca beklediği anı şuan yaşıyordu da neden eli yüzüğe gitmiyordu?Neden adamın boynuna atılıp ‘evet’ çığlıklarıyla onu öpücüklere boğamıyordu?

Kadının aklından bunlar geçerken,her detayını düşündüğü,romantik,ince,etkileyici,neredeyse büyüleyici bir teklif yaptığına inanan adam hala bir cevap alamamanın tedirginliği ile yeniden sordu genç kadına ‘Benimle evlenir misin sevgilim?’…

Alev gibi yanan gözlerinden dökülen iki damla ile bakışları adamın gözlerini yakaladı genç kadının.Bakışları kadar yakıcı kelimeleri de dökülüverdi dudaklarından…

‘Hayır…Keşke bu kadar romantik olmasaydı…Keşke her detayı bu kadar düşünmeseydin…Keşke bunca yıl sonunda değil de çok daha sonra yaptığın bir teklif olsaydı da…hep gecikmişliğinin eksikliği olsaydı da gönlümde… sadece aşkının,sadakatinin,dürüstlüğünün,güveninin,hayallerinin eksikliği olmasaydı…’ dedi ve bir daha arkasına bakmayacağı yalnızlığına doğru ilerlemek için kalktı masadan.

 
Toplam blog
: 205
: 4593
Kayıt tarihi
: 11.11.06
 
 

86nın bir kış günü doğmuşum, belki de ondadır kışı çok sevişim .Hayatın gerçeklerini görüp nefret..