- Kategori
- Doğal Hayat
Hayvanları esir eden bir toplum

Evde kedi köpek vs. beslemesi öylesine yaygınlaştı ki. Hayvanlar artık hayatımızın bir parçası haline geldi. Kafesteki maviş, yanıbaşınızdan ayırmadığınız bobiş evin küçük çocuğuyla aynı görülmeye başlandı. Dahası onlara çocuklara ayrılandan daha fazla zaman ayırıyorsunuz. Bakıyorsunuz çocuklarına zaman ayıramayanlar köpeklerini gezdirmeyi ihmal etmiyorlar. Gerekçeleri hazır tabi. Hayvan huzursuzlaşıyor. Huysuz oluyor. Hatta hayvan diyenlere bile kızıyor, isimleriyle çağırılmasını istiyorlar. Bu durumda bir soyadlarını vermedikleri kalıyor. Onu verenlerde var. Servet bırakanları sizlerde biliyorsunuz.
Bakımlarına gelince onlara yapılan harcama aile içerisindeki bir iki ferdin harcamasına denk geliyor. İtiraz etmek yasak. Bu konuda kimse tartışma istemiyor. Hayvan sevgisizliği yapmakla suçlanabiliyorsunuz. Bazen köpeğim dediği zavallı hayvanlara bakıyorsunuz. Hiç hayatımda böyle köpek görmedim diyorsunuz. Köpek deseniz değil, kedi deseniz değil. Bir garip yaratığa çevirilmiş varlıklar sanki. Kendi ihtiyacını kendisi göremeyecek kadar garipleştiriliyorlar. Yani hayvanları kendi dünyalarından koparıyorlar. Sırf kendi zevkleri uğruna onun doğal hakkını elinden alıyorlar. Onlara altın kafeste bülbül hayatı bahşediyorlar.
Caddelerde ellerinde bir zincir kocaman köpekleriyle gezen bir sürü insana rastlıyorum. Bunlar kırsal kesimde olsaydı koyun köpeği olurlardı. Zavallı hayvanı ehlileştirip bir odaya hapsetmek kadar ona yapılacak başka bir haksızlık var mıdır? Bunun hayvan sevgisiyle ne alakası var?
Yani esir eden, şahsiyetini değiştiren bir sevgiden söz ediyorum. Herkes kendi doğal şartlarında yaşamalı değil midir? Hayvan tüy döküyor evde. Yemek yiyor aynı masada. Hatta aynı kapta. Öpülüyor okşanıyor seviliyor… Onun nefesiyle insan nefesi bir midir? Sağlık açısından sakıncalı değil midir? Hayvan sevgisini anlıyorum. Buraya kadar tamamda ya bundan sonrası? Birde bunun tersini düşünelim.
Şimdi farzı muhal hayvanlarda biz insanları çok seviyoruz deseler. Aynı muameleyi insanlara karşı yapmaya kalkışsalar. Onları kendi barınaklarında kendi şartlarında yaşamaya alıştırsalar…
Bu mümkün mü? Elbette değil. Eşyanın tabiatına aykırı. Peki hayvan için nasıl mümkün olabiliyor? Ne derseniz deyin nasıl yorumlarsanız yorumlayın bu sevgi mahküm edici bir sevgidir. Sevdiklerini sarayda tutsak eden kral ya da kraliçenin durumuna benzemektedir. Her şey yerinde güzel.
Bir tavuk toprakta eşinecek, at dört nala koşacak, köpek yaratılışının gereği havlayacak sahibini emniyetini sağlamaya çalışacak. Kuşlar cıvıl cıvıl dallarda ötecek. Onların mutluluğu böyle gerçekleşecek.
Şimdi birde bizim hayvanlara yaptıklarımızı bir düşünelim? Bu tavukların arasında büyüyen kartalın hikâyesine benzemiyor mu?
Hayvanlar kimsenin oyuncakları değildir. Olmazda olamazda. Eee ne yapalım bir hayvanı da biz kurtardık. Yani sokaklardan itilip kakılacaklardı. Onu sokaktan kurtardık. Hâlbuki hayvanları kurtarmak, onlara iyilik yapmak doğal ortamlarında yaşatılmasını sağlamaktır.
Günümüzde yaşayanları bir sonraki yüzyıllarda yaşayacak olanlar değerlendirirken, onlar hayvanları evlerinde esir eden bir toplumdu diyeceklerinden endişe etmeyeniniz var mı?