​ He rşeye inanıyoruz (Lidere tapmaya başladık) / Siyaset / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Erdoğan Özgenç DOST MECLİSİ

http://blog.milliyet.com.tr/erdoganozgenc

17 Mayıs '13

 
Kategori
Siyaset
 

He rşeye inanıyoruz (Lidere tapmaya başladık)

Defalarca yazıyorum, belki yüzlerce kere de şahit olmuşsunuzdur; Siyaset ve siyasetçi profili hemen her gün biraz daha pisliğe batıyor. Buna rağmen “Siyasete” elimizi verdik mi kolumuzu kurtaramıyoruz.

Gün geliyor kendimizi öylesine kaptırıyoruz ki yalan yanlış birçok şeyi doğru olarak kabul etmeye başlıyoruz. Gözümüzü partinin liderinden başkasını görmemeye başlıyor.

O ne derse doğrudur, yanlış yapmaz en doğrusunu o bilir diyoruz hatta gün geliyor “lideri” kutsal bile görenler türemeye başlıyor, dinimize ters olmasına rağmen… İçinde kaldığı aracın camını kıran “Balyozu” kutsal diye saklayan “milletvekili” tanıyorum ben utanarak. Milletvekili yani ayrıcalıklı insan…

Oysa günümüz siyaseti “ganimet” siyasetine dönüşmüş, şahsi çıkarı olanlar, gelecekte kendisini garantiye alacak verilere sahip olmak isteyenler, varını yoğunu harcayarak siyasete girerek ayrıcalıklar yaratmanın peşine düşmüşler…

Bunu göremiyoruz kulaklarımızı yanlışlıklara yalanlara tıkamışız nedense.

Son zamanlarda bir başka gerçek var de ki belki de bu davranışların gerçek nedenidir diyebileceğim; “Korkuyoruz…”

Ne ilginçtir ki benim aklımın erdiği günden bu yana siyasete giren insanlara dostlarıma bakıyorum yemin billah ediyorum hani bir tabir var ya “bir koy üç al” aynen siyaset için geçerli bir deyimdir, hiç kimsenin mal varlığını parasını kaybettiğine şahit olmadım. Hatta giderek varlığı da banka hesabı da mal varlığı da arttı…

Cumhuriyet tarihinden bu yana siyasete girip de vekil olan ya da lider olanların bugün hiçbiri açlıktan ölmemiş, köprü altlarında sürünmemiştir dikkatinizi çekmiyor mu? Oysa düşünecek olursanız hiçbiri; bir operatör cerrah doktorun bir fizik profesörünün insanlığa yaptığı katkıların yüz binde birini yapamamaktadır.

Bizde sürülerin çobanlara atların seyislerine itaat kültürü, alışkanlığı var demek ki…

***

Allah hepimiz bir ruh bir beden bir de akıl vermiş, yaşamak güzellikleri duymak sevmek ve anlamak için. Her şeyimizin en tepesine “beynimizi” getirmiş çünkü önce aklınızı kullanın demiş…

İletişim çağı teknoloji gelişmiş neredeyse bulunacak daha ne kaldı diyebileceğimiz hale gelmişiz, doğru ile yanlışı ayırt edecek yaşlara gelmişiz, ama kendimizi kaptırmışız bir “biat kültürüne” tapınıp duruyor hem ülkenin hem çocuklarımızın geleceği için yanlış adımların atılmasına izin veriyoruz…

Bizim hiç mi aklımız yok da düşünemiyor, araştıramıyor ve gerçekleri bulamıyoruz. Bu kadar mı aptalız bu kadar mı tembeliz, eski çağlardan gelen alışkanlığımızı sürdürüp hazırları, utanmadan sıkılmadan üretmeden başkalarının sunularını kullanmanın peşindeyiz.

Üretme, analiz etme araştırma, koysunlar önümüze ne koyarlarsa koysunlar kullanalım. Hiç mi aklımız yok bizim, bizi yönetenlere bırakmışız aklımızı beynimizi hatta kendimizi, neden?

***

Bir gün bir genç kız annesinden para ister. Annesi “üzgünüm kızım bende hiç para yok veremem “der. Birkaç gün geçtikten sonra kız tekrar para ister. Annesi yine “param yok kızım veremem “der.

Kız bir kaç gün geçtikten sonra annesinden tekrar para ister fakat yine annesi veremeyeceğini söyler. Bunun üzerine genç kız çareyi arkadaşlarından arar ve bir erkek arkadaşına “bana para verir misin “ diye sorar.

Erkek arkadaşı bunu bir şartla kabul eder “Eğer ağaca çıkarsan sana bu parayı veririm “der.

Kız düşünür ve kız kabul eder.

Kız ne zaman paraya ihtiyacı olsa gidiyor erkek arkadaşına, para ihtiyacını söylüyor ve yine erkek arkadaşının istediğini yerine getiriyor, para sorununu böylece çözüyor.

Annesi kızının hiç ondan para istemediğini fark eder ve kızına “sen benden hiç para istemiyorsun nerden buluyorsun bunca parayı” diye sorunca;

Kızı  “erkek arkadaşım benim etekle ağaca çıkmamı istiyor ve bunun karşılığında bana para veriyor” der demez kadın ayağa fırlıyor;  “Ha benim akılsız kızım,  o senin “külotunu” görmek için ağaca çıkarıyor ve sen buna kanıyorsun “deyince kız;

 “Anneciğim ben o kadar akılsız mıyım, külotumu çıkarıp da ağaca biniyorum…” der.

***

Siyasi çıkar sağlamak ekonomik varlıklar edinebilmek için söylenen önümüze koyulan her şeye körü körüne inanmak zorunda mıyız? Bedava yiyecek giyecek yakacak almak için inanır gibi yapmak da tuhaf değil mi?

Hiçbir şeyi araştırmadan, soruşturmadan nereye gittiğini anlamadan inanmak ve onu alkışlamak;  sizce kızın “külotsuz ağaca binmesinden(?)” başka nedir ki?

Son yıllarda farkında değil misiniz, ülke yönetmenin genel kuralı basını medyayı yazarları aydınları ve en can alıcı noktalardaki kurum ve kuruluşları ele geçirip muhalif olan her şeyi bunlar aracılığı ile yok saymaktan geçiyor.

Ülkede satın alınan aydının gazetecinin yazarın hatta sanatçıların, akademisyenlerin haddi hesabı yok artık, sağınıza solunuza hangi tarafa bakarsanız bakın bolca var.

Ülkemiz gerçekten son derece zor bir dönemece girmek üzere. Dünya da öyle veya bir şekil de borçlu olmadığımız neredeyse bir tek ülke kalmadı. Ekonomimiz tamamen dışa bağımlı halde. Basit alınacak şey mi bu?

***

Kısaca; Şimdi her şeye körü körüne inanmak zamanı değil, aklımızı beynimizi kullanmanın, vakur durmanın zamanıdır. Bana göre değil diyorsanız bırakın aklını beynini kullananlara engel olmayı, gölge etmeyin yeter…

Erdoğan ÖZGENÇ

 
Toplam blog
: 846
: 425
Kayıt tarihi
: 26.06.12
 
 

Emekli banka müdürüyüm ama kart vizitimde "insan" yazıyor. Adana'da ikamet ediyorum. Herk..