09 Aralık '09
- Kategori
- Futbol
Hedefler
Bütün dünyada bu böyledir; birileri başkan olmak ister birileri yardımcısı, kalanlara da onlardan birini seçmek düşer... Seçerken önce icraatlarına bakılır sonra vaadlerine... Oluru varsa imkanlar sağlanacaksa yada sağlanılacağına inannılırsa o kişi seçilir ve beklenir... Süreç hep böyledir demokrasilerde... Ama öyle çoktur ki istisnalar artık kaide olup çıkmıştır bunun dışında oluşan olaylar; Aziz Yıldırım'ın başkanlığı gibi... Adnan Polat'ın yada benzerlerinin başkanlıkları gibi... Öyle vaadler verirler ki tek başına altından kalkamayacağı hedefleri bile boyacı küpüne benzetirler hemen; tıpkı Aziz başkanın 3 yıl üstüste şampiyonluğu gibi... "Rakipleri yok saymak, futbolcuları programlanmış makine gibi görmek, hakemlerin kusursuz olup hata yapmayacağını düşünmek, bazen şansın yanında olmayıp puanlar kaybedilebileceğini kabullenmemek de neyin nesi?" diye soran olmadığı gibi bu vaadin arkasından gelenler öyle çok oldu ki sonuçta bunu söyleyenler kulüpte iktidara geldi. Nitekim sezon başı itibariyle Fenerbahçe seri galibiyetler alarak namağlup lider ve 10. haftaya gelindiğinde 1 kez alınmış "kaza" mağlubiyetiyle üstelik ezeli rakibine 3 gol atarak 5 puan farkla liderlik koltuğuna oturdu. O güne kadar rakiplerin isyanlarına gülüp geçen "başarılarımızı gölgelemeye çalışıyorlar" diyerek herşeyin yolunda ve vaadlerin gerçekleşecek inancının iyice yerleşmesiyle ortalık süt limandı da şimdi ne oldu da Klüpler Birliğinden istifa ederek savaş boruları öttürür oldu Aziz Yıldırım? Aslında çok açık değil mi? Yukarı bahsedilen insiyatif dışı etmenler skorlara etki eder oldu ve tabir-i caizse paçaları tutuştu sayın başkanın... Ama işte asıl sorun da bundan sonra başlamıyor mu? Zaten kar eden bir şirketi idare etmek kolaydır asıl mesele işler bazulmaya yüz tuttuğunda yönetimi başarabilmektir... Son 3 haftada kaybedilen 9 puanın hesabını sormak elbette görevi ama hesap sorduğu kesim baştan aşağıya komediden ibarettir. Sahada kazanılan bir oyunu masa başına taşımak, hataları kasıtlı var sayıp tehditler savurmak, çuvaldızı kendine değil de başkasına batırıp kendine küçücük çimdikler atmak biraz objektif olarak bakıldığında aslında başkalarını daha aşağıya çekip kendini yüksekteymiş gibi göstermek, başkalarına çamur atıp kendi lekelerini önemsizleştirmekten ibaret değil midir? Aziz Yıldrım yaptığı açıklamalarla Fenerbahçe'yi kollamak değil kendini düzlüğe çıkarmak çabasındadır ve bunu aleni bir şekilde yapmaktadır. Aziz Yıldırım asla büyük bir başkan olamamış ve olamaycaktır, kendisi daha önce de FB'yi bırakmış ve kimseyi halefi ilan edememiştir ve büyük ısrarlar sonucu geri gelmiş ve büyük bir nimet olarak tekrar bel bağlanmıştır. Ve sonuçlar ortadadır. Şimdi en başa dönülecek ve yine biri başkan olmak isteyecek ve birileri de yardımcısı... Büyük görev degeri kalanların olacak, ya aynı yolları yine geçecekler yada doğruyu bulmak için artık insiyafi aşan vaadlere değil gerçeklere yönelecek onları deneyecekler...