- Kategori
- Gündelik Yaşam
Hediye paketlerim hazır…

Hediye seçmek benim için her zaman çok zevkli bir iş. Kime, ne zaman ve nasıl verilecek onlarda ayrıntıları tabiî ki. En güzeli habersiz, beklenmedik bir anda hediyeyi vermek. Seçtiğiniz hediye hele birde uzun zamandır gereksinim duyulan bir şeyse mutluluk katmerleniyor sanırım.
Yeni yıl için ablalarıma ve kızlarıyla birlikte kardeşime, birkaç yakın arkadaşıma hediyeler aldım. Kendi kendime hediye aldığım fincan kutularını da yanlarına koyarak sizler için fotoğraflarını çektim . Henüz Milliyet blog ailesi için bir hediye almadım, ama yeni yıldan önce mutlaka paylaşırım ne seçtiğimi.
“Ya ne gerek vardı, düşünmen yeter” diyerek hediyemizi elimize aldığımız da çoğu kez içten içe çok sevindiğimizi de itiraf etmeliyiz sanırım. Çocukluğumdan beri hediye olayı benim için olmazsa olmaz bir alışkanlık oldu. Henüz ilkokul dönemindeyken amcamın kızıyla ağabeylerimiz gidip geldikçe birbirimize mutlaka bir hediye yollardık. Bu dediğim alma verme olayı bazen haftada üç kez oluyordu, bazen tebrik kartı yollayarak, bazen de bir kalem. O an için elimizde ne varsa ve birbirimize hediye etmek istiyorsak yollardık. Şimdi ikimiz de ayrı şehirlerdeyiz, telefonla iletişim kurabiliyoruz ancak, ama o günlerin tadını da hala hissediyoruz.
Hediye illaki paketle verilen ve yüksek maddi değerli şeyler olması gerekmiyor ki, rahmetli babam iş dönüşü eve gelirken, elinde ne varsa o an sokakta oynayan çocuklara ikram ederdi. Yaşlandığı zamanlarda da, daha önce yazmıştım tulumba yapmayı öğrenmişti, ziyaretimize gelirken mutlaka paket paket tulumba yapar öyle gelirdi. Belki yaşantısı boyunca süslü paketler içinde hediyeler almadı ama ben her daim elinde ne varsa çevresine hediye edebilen tonton bir dede olarak hatırlıyorum. Sanırım en özel hediyesi de annemizi kaybettiğimiz de mezarına yazdığı şiir olmuştu.
Nursen ablamla geçirdiğimiz yıllarda da hediyesiz hiç kimseye ziyarete gitmediğimizi hatırlıyorum. Ya bir çiçek, ya da bir kutu pasta, mutlaka elimiz de bir hediye ile gitmek isterdik. Üniversite dönemim de de sevgili ablam, bir tek yaş günü bile hediyesiz bırakmadı beni, şimdi de sevgili oğlumu sevindiriyor.
Meslek yaşantımız gereği zaman zaman hediye vermek isteyen hastalarım da oluyor. Bazen bir paket ceviz, bazen bir şişe süt, bazen de pekmez. Benim için en anlamlısı geçenlerde ziyaretime gelen bir beyin getirdiği kocaman bir demet kekik oldu. Eşinin tedavisine 2-3 yıl önce katılmıştım, ne yazık ki bu kadıncağız kötü huylu bir hastalıkla savaşıyordu ve yaşamını kaybetmişti. Ben hala onun o dönemlerde getirdiği kekikleri kullanırken, aklıma düştüğünde o hastamı anıyordum. Eşi yıllar sonra ziyaretime gelip, kekik getirince eşini hiç unutamadığımı söyleyip getirdiği kekikler için teşekkür ettim Benim için o hastamın son gülümseyişleri ve hediyesi kekikler unutulmaz oldu.
Hediye sevincini paylaşırken, hüzünlü hatıraları da yazdım ama yaşam böyle değil mi, acısıyla ve tatlısıyla. İşte bundandır ki geç kalmayalım, hediye vermeyi bir görev halinde düşünmeyip ,sevdiğimiz bir kişiye seveceğine inandığımız özel bir şey hazırlayalım, seçeceğimiz şey o anki olanaklarımızla verebileceğimiz bir hediye olsun. Bu arada kendimizi de unutmayalım, en azından hafta da bir kez kendimizi de sevindirelim. Hediyeli günler diliyorum efendim, sevgilerimle.