- Kategori
- İlişkiler
Hep yek mi? yoksa...

Merhaba,
Yeni bir ilişki hikayesiyle yine birlikteyiz... Bu sefer kahramanımız Bay Y. Bakalım Bay Y nasıl biri ve bize neyi anlatacak? Hadi başlayalım...
Bay Y'nin vitrinine bakınca iyi eğitimli, 40larına doğru yol alan, bekar, iyi kazançlı, düzen sahibi, eli yüzü düzgün, modern, kibar, kavga sevmeyen bir erkek görürsünüz.
Fakat bu eli yüzü düzgün, kibar, eğitimli, kazancı yerinde, modern erkeğin ne hikmetse hayatı boyunca gerçek anlamda ve uzun vadeli sevgilisi olamamıştır. Hayatında kutladığı sevgililer gününü bile hatırlamamaktadır. Bunun için öyle gece klüplerine gidecek, sosyal ağlara kapılacak yapısı da yoktur, henüz. Kesin başka birşeyler vardır diyenlerinizi duyar gibiyim :) Bay Y'ye göre ya çok şanssız bu konularda, ya nazara geliyor ya da kendisinin kıymetini bilecek kadın kalmamış da ondan... Bir de biz bakalım birkaç ilişkisine, gerçekten bunlar mıymış sebepler?
Bay Y askerliğini geç yapmışlardandır. E malum; bir, işi olmayana, iki, askerliğini yapmayana kız verilmez derler. Bay Y nihayet ikinciyi de tamamlamış ve sıra evliliğe gelmiştir. E malum toplumsal sıra vardır hayatta yapılması gerekenler listesinde: iyi bir eğitim hayatın olacak, askerliğini yapacaksın, iyi bir işin olacak, evleneceksin, çocuk yapacaksın... Bay Y, düzen seven, dışarıdan nasıl algılandığını önemseyen, riske ve anlamsız hikayelere girmeyen iyi çocuklardandır.
Askerden dönünce bir gün, bir ortamda güzel bir bayanla karşılaşır. Kahve içmeye davet eder. Kabul görür. Fakat sohbet sırasında satır arasında askerliğini yaptığını da belirtmeyi eksik etmez. (Bu onun dilinde “herşeyim tamam, ben evlilik niyetindeyim” demektir. Kendisi böyle jestli, tonlamalı, satır aralı iletişimi yetişkinlik alameti saymaktadır). Bayan ise hikayenin başka yerindedir. Bay Y'nin bir özelliğini öğrenir. Eski erkek arkadaşını hatırlar ve Bay Y'ye iletişim bilgilerini vermez. Bir daha görüşmezler. Bay Y'nin yorumu “bana bir şans verseydi kesin onunla evlenirdik”olur.
Aradan bir zaman geçer. İşyerinde nicedir gözüne çarpan yine güzel ve genç bir bayanı takibe alır. Bu sefer öyle hemen davet etmeyecektir. Zaten orası işyeridir, prestiji söz konusudur. Riske giremez. Takipten bu bayanın kendi halinde, ailesiyle yaşayan, evden işe-işten eve bir hayatı olduğuna kanaat getirir. Onunla “tesadüfi” karşılaşmalar yaratır. Bir kahve içmeye davet eder. O gün bayana dair pek çok detay bilgiyi öğrenir. Kaç kardeşler, annesi-babası ne iş yaparlar, kariyer planı nedir, kaç sevgilisi olmuştur... İlk görüşmenin sonunda Bay Y emindir bu bayanla evleneceğine. “İdeal eş” i bulmuştur. Bu kişi kendi kriterlerine çok uygundur. Genç (tecrübesiz), güzel, kendi halinde, aynı meslekten, daha önce tam anlamıyla ilişkisi olmamış... Tek kusuru vardır, kariyer planında kısa da olsa yurt dışı bölümünün bulunması. Bunun için Bay Y'nin arkadaşlarına yorumu “...o bunu çok istiyor ama ben tabii ki izin vermeyeceğim böyle birşeye...” şeklindedir. Hı, bu arada Bay Y ilişkileri için farklı arkadaşlarından taktikler almaktadır. Yani Bay Y stratejisini mümkün olduğunca iyi hazırlamaya çalışır ve bu sırada karşı tarafa pek de bilgi verme taraftarı değildir. Özellikle eski ilişkileri, duyguları ve düşünceleriyle ilgili. Bay Y, kendisine göre hayatının ideal eşini bulmanın ani özgüveniyle dolup değişmeye başlar.
Yıllardır yalnız olmasından sebep sadece evli ya da sevgilisi olan arkadaşlarına karşı değil herkese karşı uyumlu ve sakin görünmekten vazgeçmiş, içinde tuttuklarını yavaş yavaş, iğneli iğneli çıkarır olmuştur gün yüzüne. Bir ukalalık, bir bay çokbilirlik, bir bay kusursuzluk almıştır Bay Y'yi. Herkesin “kusurlarını” vurmaya başlamıştır yüzlerine...
İlk buluşmadan sonra mesajlaşmalar... İşyerinde tedbirli hareketler, kimse bilmemeli. Sonra ikinci buluşma. Karşılıklı alınganlıklar, kızgınlıklar, ayrılık... Bir süre sonra bayan, Bay Y'ye bir mail gönderir “...Ben daha önce kimseyle böyle duygular yaşamadım... Çocukça davrandım affedersin. Ben senin yerinde olsam kendimi hiç affetmezdim. Sen de beni affetmezsen anlarım...” Konu tamamen ergen hikayesi gibi. Gülüp geçilecek cinsten ama insanın hangi evrede olduğunu aslında yaşı değil ruhu belirliyor işte... Bundan sebep hikayede öfkenin dumanı etrafı sarmış, sonra azalınca da bunlar olmuş ama Bay Y mest. Bu maili yüzünde büyük bir gurur ve mutlulukla okuyor arkadaşlarına. Biraz bekliyor mailin üzerine “e hemen affetmek olmaz”, sonra arıyor, affediyor. Böyle bir ayrılık, iki-üç buluşma ile hikayenin ikinci ayında bayanın “...bir daha beni arama lütfen, ben de seni aramayacağım...”ı ile bitiyor “ideal eş” hikayesi. Bay Y'nin yorumu “çok çocuktu zaten”.
İlişkilerinde aldatılan, şans verilmemiş, kişiliği yeterince oturmamışlara, sorumluluk almayı bilmeyenlere v.b. “denk gelmiş” bir erkektir Bay Y, kendi gözünde. E peki ne demeye sürekli kendi kafasında evlilik düşüncesiyle karşısındakinin hayatına, daha bir kahve içiminde ambargo koyup hakimiyeti altına alacağı zavallı kişi muamelesi yapmaktadır? Üstelik kendisi hiçbir görüşmede ücretsiz bir davetiyeyi dahi iki tane isteyecek kadar bile sorumluluk altına girmeyen, paylaşmayan, sohbet çerçevesini bile kendi sınırlarında tutmak isteyen, ergenler gibi zincir kahvecilerde diğerlerinin kulaklarının dibinde, karşısındakinin bütün hikayesini öğrenmeye çalışan bir öğretmen edasıyla yaklaşırken. Karşısındaki herşeyini anlatırsa, öğrencisine yıldızlı pekiyi ve kırmızı kurdela verecektir. Yok anlatmazsa ya da daha önce anlatmış ama Bay Y'nin herzamanki unutkanlığına takıldığından yeniden anlatması istenen birşeyi anlatmamışsa daha önce verdiği pekiyi ve kurdelayı da alacaktır. Ona “aferin” değil “otur, sıfır” vardır. Peki kendisi ne vermektedir? Hesap için para ve eve servis...
Oysa öte yanda ne kadar sağlam görünen, güvenilir, belirli, kendi kontrolünde bir hayat yaşamaktadır. Ailesi, işi, sosyal hayatı, yaşadığı bölge, hatta gardrop içeriği bile yıllaarrdıırr aynıdır. Bir kere raylarına oturmuşlar ve hep o raylarda inişsiz çıkışsız, risksiz yol almaktadırlar.
Bütün bunlarla birlikte Bay Y'nin vitrininin arkasına bakalım: Hayatın merkezinde kendisini ve kendi isteklerini gören, kendisini kriterlerine uyulması mecburi bir otorite olarak değerlendiren kör bir erkek. Yaşı ilerledikçe yalnızlığı, kontrolcülüğü, bencilliği, kuralları, hayal kırıklıkları, öfkesi artan ve etrafına tahammülü azalan, diğerleri tarafından da “tahammül edebileceksen iletişim kurabilirsin”ler kara listesine giren biri.
E yine de bekar bir erkeğin ilk seferde bile evlilik düşüncesiyle yaklaşması kötü bir şey mi diyenler bu hikayede şunu atlıyorlar: Bay Y'nin evlilik düşüncesi bile tamamen kendini “özel” konularında düzenli ve “kendi kontrolünde” bir yapıya oturtmak, sosyal olarak imajını tamamlamak, iyi çocukların yapması gerekenler listesini tamamlamak, yılların hayal kırıklığı ve yalnızlık faturasını ödetebilecek birini bulmak ve bireysel hayallerini gerçekleştirmek için ekonomik bir destek olması içindir. Diğerlerinden kendisine yöneltilen asilikler, eleştiriler psikolojik şiddetle karşılanır. E hani kavga sevmezdi? diyor olabilirsiniz. Bay Y öfkelenen ama öfke kontrolünü ve ifadesini bilmeyen “iyi çocuklardan” olduğundan öfkesini psikolojik şiddetle bilinçsiz yansıtanlardandır. Zaten acele ve genç(tecrübesiz) bayan istemesinin temel sebeplerinden biri de bütün bu özellikleri ve fazlası anlaşılmadan karşısındakini resmen kendine bağlamak, rahatlıkla karşısındakini kontrol edebilmek ve hiçbir zaman yetersiz durumuna düşmeme isteğindendir. Kendi kriterlerine uyduktan sonra evlendiği ister Bayan A, ister Bayan B, ister Bayan C... olsun, onun için fark etmez.
Uzun lafın kısası Bay Y'nin bu dönemki durumunda, bugüne kadar size anlattığım 40larına gidenlerin (Uranüs döngüsünün) ayak seslerinin, Satürn Akrep döngüsünün ve stellium (kümeleşme)nin yansımaları var. Stelyum (kümeleşme), 10 gezegenden 4 veya daha fazlasının aynı burçta ya da evde sıralanmasıdır. Bu sayı yediye kadar çıkabilir. Bu kişilerin hayatlarında tek çerçevede (kümeleşme olan ev ya da burç neyi işaret ediyorsa o konularda) olaylar odaklanır. Ancak bu tip haritalardaki gezegenler sığ kalmaya, kişiyi de çoğu konuda körleştirmeye eğilimlidirler. 4lü stellium(kümeleşme) daha sık rastlanabilen bir durumken 6lı ve 7li stellium(kümeleşmeler) nadir görülür. Tıpkı içinde bulunduğumuz Balık stelliumu gibi.
Bu nedenle Bay Y kendine kör bir insandır. Herşeyi tamamen kendi bakış açısından değerlendirmektedir. Bay Y, tek kişilik dev kadrodur ve karşısında bu kadroyla başedebilecek kadro yoktur... En kötüsü de bütün bunların ne farkındadır, ne de farkına varmaya niyetlidir...
Gel zaman geç zaman Bay Y hala elde ettiği konularda istikrarlı ilerliyor ama düzeninden sıkılmış, bitirmenin derdinde. Yaş 40'a gidiyor ama hala ne bir eş, ne bir çocuk, ne yılların hayal kırıklığını silebilecek yeni hikayeler yok... Yıllar özelliklerini daha da sivriltiyor. Bunlar sivrildikçe hikayelerinin süresi daha da kısalıyor.
Sonuç: 40larına hayal kırıklığı yüklü, ruhu ergen, gönlü aç bir erkek daha yol alıyor, hayırlı olsun...(“Azgın tekeler ama özellikle de azgın keçiler için” yazımı okuyanlar ne demek istediğimi anladınız :)
Sevgilerimle
Melissa